,BAY ÖKÜZ

5 1 0
                                        

Arabaya bindiğimizden beri ikimiz de konuşmadan yola bakıyorduk. Gerçi benim yola baktım pek söylenemez ama öyle kabul edelim. Nedenini bilmiyorum ama yanımda oturan bay öküzün üzerinden gözlerimi alamıyorum. Alamamakla kalmayıp hayran hayran bakıyorum birde. Hakkını yememek gerekir kalbimi kırmış olsada beni o ormanda tek başıma bırakıp gitmemişti. Arabanın durduğunu farkedince dışarıya baktım. Oda ne biz neredeydik böyle, şirket gitmiş yerine ormanlık alanın içine bir villa gelmiş ya da en basitinden başka yerdeydik.

Kapının açılmasıyla kendime gelip kabıyı açan bay öküze baktım ama durrrrr... Bu da ne bu bay öküz değil ki! Kaşlarımı çatarak bakıp " sen de kimsin..." ya sorumu tamamlamadan " daha ne kadar orada oturmaya devem edeceksin?" galiba bu bana sorulmuş bir soruydu. Eee normal olarak arabadan inmeden " biz neredeyiz hani şirkete gidiyorduk. Aaaa pardon sen şirkete ben de istifa etmek için gidecektim demi yani. Bana bakın neredeyiz böyle yoksa beni benden habersiz kaçırdınız mı ha?" sorum resmen havada asılı kalmıştı çünkü bay öküzün kulağıma eğilip " evet seni kaçırdım. Senin adına çok üzgünüm ama seni bu eve kapatacağım." sözlerinin ardından bir kahka attı. Benim şaşkın bakışlarım arasında arabadan indi. Benim olduğum tarafa gelip hadi in der gibi baş hareketi yaptı.

Tamam biraz korktum ama onun yanımda olması bile bana kendimi iyi hissetiriyordu." gerçekten mi? Gülmek isterim ama inan bana gülecek halim dahi yok." diye arabadan indim. Umut 'u sert yüzünden hiçbir eser yoktu. Kaçırma konusunda şaka yaptığı. Her halinden belli oluyordu zaten.

Onlar önümde yürümeye başladılar, ben de onların arkasından ürkek adımlarla onları takip edip kapıdan içeri girdim aman koşar olaydım. Bir evin içi bukadar mı sadeliğine rağmen güzel olurdu. Hayran hayran evi süzüyordum ki bay öküzün sesiyle hayallerimden çıktım. " nasıl buldun evi... Hım dur bir dakika galiba az önce seni senden habersiz kaçırmıştım. Bak şimdi sen benimsin ve hiçbir yere gidemezsin. Anladın mı beni?" gülüyordu. Ben de ona bir şaka yapmak istedim ve " pardon ama senin beni kaçırmana gerçekten seviniyorum." haince güldüm. Etrafıma bakıp bana az önce kapıyı açan beye bakındım. Olmamasından cesaret alarak " sanırım senin beni kaçırmandansa az önce burada olan kibar beyin beni kaçırmasını daha çok isterdim." oda ne yazık gülen yüzü sinirli bir hale geldi ama üzüldüm ya sinirlenmek hiç yakışmıyor.

Bana yaptığının bedelini ödetecem ona hemde fazlasıyla ödeyecek. Sinirini farketmemiş gibi yaparak cesaretle konuşmaya devam ettim." belki en azından ona soru sorunca senin bana sergilediğin hayvanca tavrın yarısını bile sergilemezdi ama olsun ya alışırım senin tavırlarına. Şimdi iznin olursa gidip ismini bilmediğim yakışıklıyla tanışmak istiyorum. Sevgilisinin olup olmadığını sormalıyım." gümseyerek yanından geçiyordum. Bir el istemsizce durdurdu beni. " bak her önüne gelene inanma kolay harcanırsın yazık olur sana, ne kadar benimle kalmak istemezsende bir hafta buradayız ve kimseyle yakınlaşmanı istemiyorum. Burası benim evim benim kurallarım geçerli. Zaten babamın isteği olmasaydı seni buraya getirmezdim. Telefonlarını kapalı tut ve bu alandan sakın dışarıya çıkma." ne diyordu bu ya.

Soran gözlerle ona bakınca kolunu çekerek " ben gelmeden önce babamın adına bir ihaleye girmişsin ve iyi bir iş çıkarmışsin. Seni tebrik etmeliyim ama şu an seni ihaleyi kaybeden katillerden kurtararak bunu yapmış oldum sanırım. Hı soru sormaya kalkma sakın çünkü cevap alamayacaksın. Bir şey daha üst kattaki sol koridorun sağındaki oda senin kiyafetlerde var merak etme bedenine uygun. Şimdi gidip üstünü değiştir." tamam soru sorma hakkım gitti peki ya ailem onlarıda mı soramayacaktım. İçimi okumuş gibi tek omzunun üzerinden " ailen güvende merak etmene gerek yok." bunu söyleyerek gerçekten içime su serptiğini düşünmesemde en azından güvende olduklarını bilmek yarı rahatlamak demek. Onlar güvende ise benim için sorun yoktu.

UMUTSUZBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin