Tanışma

17.1K 217 41
                                        

Göz kapaklarım zorlukla açıldı.Saat gece 21.36'dı Etrafa göz gezdirdiğim de odada kimse yoktu,kalkıp dolaptan gri eşortman ve siyah bol bi tişört giyip hızla aşağı indim.

Mutfağa girdiğimde masada tek başına akşam yemeğini yiyen ateşle karşılaştım.

"Gel yemek yiyelim"
"Zeynep'i görmek istiyorum,hemen şimdi"
"Yemeğini yersen seni onun yanına götürürüm"
"Yemek yemek falan istemiyorum zeynebi görmek istiyorum"boynundaki damar belirginleşmeye başlamıştı
"Otur ve yemek ye!"dediğini yapmasam zeynebi göremeyeceğimi bildiğim için oturup tabaktaki yemeği elimden geldiğince hızlı yemeye çalıştım.

Yarısını yedikten sonra kaşığı istemsizce gürültülü bi şekilde tabağa bırakıp ayağa kalktım
"Doydum"ayağa kalkıp baş parmağıyla yanağımda kalan yoğurdu temizleyip baş parmağını emdi.
Yaptığı harekete iğrenerek bakıp ondan uzaklaştım.

Evden çıkmış arabayla Zeyneb'e gidiyorduk ki sesizliği bozup
"Hakında her şeyi biliyorum... ama bi tek babanı bulamadım nerdeyse hiç bir bağlantınız yok,öldü mü?"Aile konularının açılmasından nefret ettiğim için cevap vermeyip yolu izlemeye devam ettim.

Arabanın aniden fren yapmasıyla az kalsın kafamı bir yere vuracaktım,nabzım hızla yükselirken,kafamı ona çevirmiştim ki çenemden sertçe kavrayıp
"Sana bir soru sorduğum zaman bana cevap vericeksin!"Çenemdeki elini gevşetip cevap vermemi bekledi,benimse gözlerim dolmuş boğazım düğümlenmiş ağlamamak için kendimi zor tutuyordum
"BANA CEVAP VER DEDİM!" bağırmasıyla çenemdeki elini sertçe itirip
"Bilmiyorum! Beni hiç istememiş daha ben doğumadan annemi terk etmiş tek bildiğim bu!"göz yaşlarım yanaklarımdan süzülürken kafamı tekrar cama döndüp elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim.

Yol boyu hiç konuşmamış sonunda kulübeye geldiğimizde onu beklemeden hızla arabadan inip kapıya koştum.

Kapıyı yumruklarcasına çaldım üçüncü çalışımda kapıyı Barış açtı ve yüzüme bile bakmadan geçmem için kenara çekildi kafasına vurup onu öylece bıraktığımız için kendimi kötü hissediyordum ama şu an Zeynonun iyi olup olmadığı benim için daha önemliydi.

İçeri girdiğimde koltukta oturup boş gözlerle halıya bakan zeynoyu gördüğümde üzerine atlarcasına hızla boynuna sarıldım.
"Özür dilerim sana yaşatığım her şey için özür dilerim seni bu işe hiç karıştırmamalıydım"ağlamamı bastırıp zorlukla konuşurken eliyle sırtımı okşayıp
"Sorun yok sakin ol"dedi
sarılmamız bitince ondan ayrılıp vücudunda yara bere var mı diye kontrol edip
"İyi misin sana bişey yaptılar mı?"
Kafasını yavaşça iki yana sallayıp ıslak yanaklarımı sildi
"Sen İyimisin?"Dedi cevap vermek istemediğim için
"Seni nasıl buldular?"
"Arabanın plakasını değiştirmeyi akıl edememiş"barışın sesiyle irkilip arkamı döndüm.

Koltuğa otururken ensesindeki mor şişliği fark ettim.Onun bir suçu yoktu bu yüzden kendimi aşırı derecede suçlu hissediyordum
"Özür dilerim..."neyi kast etmiş olduğumu anlamış olacak ki
"Sorun yok sen yapmadın sonuçta" gözleri zeynonun üzerindeydi.
İkisi de bir birini öldürecekmiş gibi bakıyordu.

Ateş içeri girince herkesin yüzü ona döndü,sesizliği bozan Ateş oldu
"Bu seferlik arkadaşını serbest bırakıcam ama bi daha bir birinizi görmeyeceksiniz"zeynonun nefret dolu bakışlarını fark ettiğimde üstüne atlamamak için kendini zor tutuğunu anlayıp sakin olması için elimi elinin üstüne koydum
"Yukarı çıkalım mı? Seninle konuşacağım şeyler var"dedi.Ayağa kalkıp yukarı çıktık.

Tutsak (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin