''Quenty?''
Beyaz saçlı kolların birleştirmiş bana öylece bakıyordu ve bakışlarından beni cidden küçük gördüğünü anlayabiliyordum. Sonunda siyah saçlı olan kafasını aşağı yukarı sallayıp beni onayladı. Birileri bana şaka yapıyordu sanırım çünkü duyduklarım hiç ama hiç mantıklı gelmiyordu.
Ağzımı konuşmak için açmıştım ancak en ufak bir harf bile çıkmamıştı. Öylece kalmıştım, hareket bile edemiyor neyin gerçek olduğunu anlamaya çalışıyordum. Siyah saçlı bunu anlamış olacak ki sıkılmış bir şekilde iç çekip kendisini ve diğerini göstermişti.
''Ben Meir. O da Eryx. Korkma, buraya nasıl geldiğini hatırlıyor musun?''
Başta konuşmak istememiştim, onlara güvenmiyordum ve yalan söylersem anlayacaklar gibi hissediyordum. Anlatmaktan başka da seçeneğim yok gibi duruyordu.
''Ben, çok emin değilim. Bir mağaradaydım, yürümeye devam ettim ve yolumu kaybettim. İleride bir ışık gördüğüm için oraya doğru gitmeye karar verdim. Yolun sonunda kocaman bir alanın ortasında bir papatya vardı. Ona dokundum. Gözlerimi kapattığımı hatırlıyorum. Tekrar açtığımda buradaydım.''
Meir, tam anlayamasam da sanırım endişeli bir şekilde Eryx'e bakmış ve tekrardan iç çekmişti. Bu ufak hareket bile korkudan yanıp tutuşmama sebep olmuştu bile. Yutkundum ve onların da bu dalgınlığını şans bilerek kendimi bir hışımla dışarı attım.
Önümde gökdelen uzunluğunda ağaçların olduğu bir orman vardı. Orman ne kadar tehlikeli bilmiyordum ancak bu kadar yakınına bir ev yapıldıysa çok da tehlikeli olmasa gerekti. Ormana doğru koşmaya başladım, belki burada izimi kaybettirebilir ve aslında neler olduğunu öğrenebilirdim.
Giderek ormanın derinliklerine koşuyordum. Ağaçlar daha da sıklaşmaya, orman giderek karanlıklaşmaya başlıyordu. Bir anda önüme Eryx'in çıkmasıyla korkudan ve şoktan yere kapaklanmıştım. Kesinlikle insan değilerdi. Kesinlikle.
Bana ne olacaksa olsun moduna girmiş, yerde öylece ona bakarak oturuyordum. Ne yaparsam yapayım muhtemelen beni yakalayacaklardı. Rüya görmüyorsam hiç bilmediğim bir yerdeydim zaten nereye kaçabilirdim ki? Ayağa kalkmam için biraz bekledikten sonra yerde oturacağımı anlamış olacak ki kafasını geriye atıp bıkkın bir şekilde nefes vermişti.
''Bak, sana zarar vermek isteseydim bunu önceden yapardım. Şimdi benimle eve gel ve bildiklerimizi paylaşalım.''
Ne kadar da ukalaydı böyle. Yine de sanırım bunu kabul etsem iyi olacaktı. Belki birkaç bir şey öğrenip daha sonra başımın çaresine bakabilirdim.
Onunla eve doğru yürürken bastığım yere bile bakmamış neredeyse onu izlemiştim sadece. Anladığını biliyordum ve gizlice bakmaya çalışmıyordum zaten.
Dalgalı saçları dışında kirpikleri ve kaşları da beyazdı. Gözleri sanki siyahtan bile daha siyahtı. Yüzü pürüzsüzdü. Ne bir çizik, ne bir leke, ne bir kırışıklık vardı. Yaşlı durmuyordu ancak bundan o kadar da çok emin değildim.
Eve girdiğimizde beni uyandığım koltuğa oturtmuş ve benim aksime onlar ayakta kalmayı tercih etmişlerdi. Meir bıraktığımdan daha endişeli duruyor, arada bir bana bakıp tekrar Eryx'e dönüyordu.
Sonunda Eryx'i kolundan tutup başka bir odaya süreklemiş ve bana gelmememi çok ciddi bir şekilde tembihlemişti. Koltukta oturup beklemeye başladım. Aradan çok uzun zaman geçmemişti ki kapının çok sert bir şekilde çarpıldığını duymamla ben de yerimden sıçramış, önümde bir anda beliren Eryx'le daha da çok korkmuştum.
''O mağarada ne işin vardı senin?''
Sesi sakindi ancak sinirlendiğini çok iyi anlamıştım. Fısıltılı konuşuyor ve sanki gözleri olabilecekmiş gibi daha da koyulaşıyordu. Ağzımı açacak cesareti pek bulamamış ve susmayı tercih etmiştim. Bir ara konuşmayı hatırlasam iyi olacaktı.
O sırada Meir elinde bir kitapla odaya girmiş ve birkaç sayfa karıştırıp en sonunda bulduğu sayfayı Eryx'e göstermişti. Eryx de baktıktan sonra kitap önüme fırlatılmıştı.
''Kolundaki işaretlere bak, kitaptakilerle aynı.''
Konuşan Meir'di.
''Peki bu ne demek?''
''Burada olmanın çok önemli bir sebebi var demek.''

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Daisy Daires
FantasyBir arkeologun başına en fazla ne gelebilir ki? Ah peki, o zaman bu hikayeyi okumadın sayıyorum. Quenty'ye hoş geldin 🍻