Kırmızının en koyu ve en açık renginde harmanlanan bir halıda bırakılan kan lekelerinde arıyorum varlığını
Kaybolmuşsun bedenen yanımdan ama ruhun benimle arıyor varlığını
Ölüm almış olamaz ya seni
Ruhunu bana bağışlamış Tanrı sanki
Anlamış sensiz nefes dahi alamayacağımı Ve mükâfatlandırmış en büyük günahkârını
Zaten Tanrı en çok ondan nefret edenleri sevmedi miIssız bucaksız tarlanın ortasındaki tek bir ağacın gölgesi altında bekliyorum seni
Gelmeyeceğine yemin ettin ama biliyorum yalan söyledin
Melekler geldi yanıma su içirdiler bana
Kalk gelmiyor sevdiğin diye bir ezgi dinlettiler bana
Senle dinleyelim bir gün o ezgiyi notaların üzerinde dans et yine sen
Sonra ay güneşle kavuşana kadar seviş benimleAylar geçti üzerinden sen hâlâ saklambaç oynuyorsun benimle
Hep inatçıydın zaten ama bu sefer pek hırslı gördüm seni
Çık saklandığın yerden sen kazandın bu sefer
Bak en sevdiğin yemeyi yaptım kaybolduğun gün
Biraz çürüdü ama olsun sen seversin paylaşmayı ve doğayı
Paylaşmak yetmedi mi bak hepsini kurtçuklar yediBiri beni ıssız bir yere götürüyor bu gece
Sensiz gitmem dedim öyle yerlere
Uyan artık diyorlar bana
Ben uyandım yüzümü de yıkadım
Sırf seversin diye şarap ve ekmek hazırladım
Hadi otur yiyelim yemeğimizi sakince
Belki tekrar sevişiriz dudakların şarapla bezenmişse
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk, Ölüm ve Yaşam Üstüne [Şiirlerim]
PoetryÖlüme yürüyen adımlarımda arkamda bıraktığım her izde ayrı bir duygu ayrı bir hikâye varken bunu anlatacak kelimeler bulmaya çalışıyorum. Bazen şiirlerimin anlam karmaşasında boğuluyor bazense tekrar tekrar okuyup o delirmiş duyguya dönmeye çalışıyo...