Dudaklarımda Seni Seviyor

206 24 37
                                        

Chan : 18
Minho: 15

Bugün, doğum günüydü. Hangisinin diye sormayın. Onlar yıllardır beraber kutlamaya alışkındı. Sonuçta tarihler dizili bir kaç sayıdan ibaretti.

Chan, 18 yaşına basmıştı. Geçen yıllar ona bir tokat gibi çarpmıştı. Kendiyle tanışmıştı. Kimliğini bulmuştu.

Minho, 15 yaşındaydı artık. Bunu nasıl yapıyordu bilmiyorum ama o sanki hep bebek kalmak için doğmuştu ve o da, çok utansada bir şeylere söz geçiremez olmuştu. Kendine hayretler ediyordu.

Bugüne özel ikisi için sevimli sweatler almıştı Minho. Kış günüydü, ilerleyen saatlerde kar beklemiyordu. Kendi sweati pembeydi, çok şirin olmuştu! Hatta saçlarına elma modeli bile yapmıştı. Chan Hyungu'nun onu böyle beğendiğini biliyordu. Gerçi Chan Hyung'u, onu ne zaman beğenmiyordu ki?..
Chan, yine siyahlara bürünmüştü. Olsun, yakışıyordu.

Chan, iki sene evvel evlerinin çatısında onlar için bir ev yapmıştı. Bu onların gizli yeriydi. Anahtar bile sadece ikisinde vardı. Şimdi, karşılıklı bağdaş kurmuşlardı, diz kapakları birbirine değiyordu. Minho, Chan'a dokunmadan duramıyordu. Sessiz bir dünya güzel gözüksede, tedirginliklerle doluydu ama eğer Chan varsa, her şey yolundaydı.

Ortalarındaki pastayı üflemiş, afiyetle yemişlerdi.

Minho, Chan için özel bir hediye hazırlamıştı. Haftalardır buna hazırlanıyordu!
Chan'ın iri ellerini tuttu, kendisine bakmasını sağladı ve önce hareketleriyle uyarısını yaptı.

'Dudaklarımı oku Hyung..'

Videodaki kadının yaptığı gibi ağzını oynatmaya çalıştı.

''..Seni seviyorum."

Ses yoktu, vurgu, tonlama.. Hiçbir şey yoktu ama aslında vardı. Her şey, her şey vardı.

Chan, kafasını dizlerine gömüp hıçkırıklarına boğuldu. Minho'yu hak edecek ne yapmıştı. Asıl kahraman Minhoydu. Chan'a, insan olmayı öğretmişti.

Minho'yu kollarına haps etti. Saatlerce öptü, durdu. Dayanamadı. İtiraf etmek istiyordu. Haykırmak, gurur duymak istiyordu ama engeli olan birine gönül vermek, yaşamı deştirmekti. Bağıra çağıra çoşku olmadı o yüzden ama dudaklarından ilk öpücüğünü çaldı. İlk öpücüğünü verdi.

Minho, göz yaşlarına hakim olamazken yine bir şeylerle tanışıyordu. Var olanların yanına, aşk eklenmişti. Şaşırmadılar aslında. Onlar hep özeldi. Onlar hiçbir zaman kardeşlik bağına tutunmamışlardı. Onlar sevginin gücüyle yeşermişlerdi.

Sabaha kadar öpüştüler, sanki onların öpücüklerini kutlar gibi yağan karın altında. İlk karıda beraber görmüşlerdi. Demekki onlar hep sonsuzdu.

/

buraya bir aşk anınızı/ yaşantınızı/ yıkılışınızı/ hayalinizi bırakın~

love yani ask inci

Medya şarkıları hayattan iyice nefret etmeniz icin tarafından ozenle seciliyor dıpslsdkrow
(saka bir yana aslında türk müziğinin kaliteli şarkıları diri tutulmalı)

-Gül

Okuyucu Günlüğü;

I went crazy step by step | minchan (minific)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin