2

965 51 62
                                        

ÖNCELİKLE BİSMİLLAHİRRRAHMANIJRRAHIM MUTLULUKTAN KAFAYI YEMEK ÜZEREYİM BATUHAN KESİN OLARAK YARIŞMAYA KATILIYOR

POYBAT NASIL GERİ DÖNDÜ AQQQ İNANMAKTA AŞIRI GÜÇLÜK ÇEKIYORUM ŞU AN  ŞAKAYSA HİÇ KOMİK DEĞİL

________________________

"Kesin şunu!" Poyraz kafasını telefonundan kaldırıp yanındaki ikiliye ters ters baktı.

Öğle arasındalardı, yemeklerini yedikten sonra her zaman oturdukları kantinin en büyük masasında topluca sıradaki ders saatlerini beklemeye başlamışlardı. Kiminin ders çalıştığı, kiminin uyuduğu, kiminin sohbet ettiği masada Poyraz dünyanın diğer ucunda oynanan bir basketbol maçını izlemekle meşguldü. Ancak yanıbaşındaki sandalyelerde dakikalardır gülüşerek el şakaları yapan Nisa ve Batuhan yüzünden huzur içinde önündeki canlı yayını takip edemiyordu.

Nisa'yla karşılıklı gülüşmesini zar zor kesen Batuhan, Poyraz'ın söylediğini aklında süzer gibi iki-üç saniye ona baktıktan sonra başını masadaki diğer arkadaşlarına çevirdi. "Poyraz'dan başka rahatsız olan var mı?"

Bazıları soruyu bile duymazken bazıları umursamazca omzunu silkti, Yunus Emre en yakın arkadaşını kışkırtma rutinini yerine getirmek için "Devam et kardeşim." dedi. Ancak arkadaşı çoktan bir başkası tarafından kışkırtılmış olduğu için dikkatini çekememişti.

"Derdin ne senin?"

"Benimle emir vererek konuşamazsın." dedi Batuhan basitçe.

"Kafa şişirmemen gerektiğini öğrenmen için birinin senden ricada bulunması gerek?"

Ayşe önündeki ders notlarını okumaya devam ederken bıkkınca bir nefes verip "Yine başlıyoruz." diye söylendi. Hararetle tartışan ikiliye sesi ulaşmamıştı bile.

"Aynen öyle." diye cevapladı Batuhan. "Bir de böyle bir ricada bulunmadan önce kulaklık kullanmayı öğrenip kendinin de gürültü yapmaması çok mantıklı olur."

"Yanımda değil." dedi Poyraz dişlerinin arasından. Bir kez bile hatasını kabullenip makul davrandığına rastlamadığı çocuk sinirlerini bozuyordu. "Senin gibi susmak bilmeyen, her zaman kafa sikme modunda dolaşan bir tip değilim yani."

Hilmi Cem, Batuhan'ın en yakın erkek arkadaşı, duyduğu şeyle Berkan'la olan muhabbetlerini yarıda kesip kavga eden ikiliye döndü. İçinden Poyraz'a birkaç laf söylemek gelse de, Batuhan'la ikisinin tartışmaları artık sıradanlaştığı ve engellenemez olduğu için sadece ters ters bakmakla yetindi.

Tepki olarak aynı derecede terslikle kalkan bir kaşla karşılaşmıştı. Poyraz üçüncü bir kişinin müdahalesinden hiç hoşlanmıyordu, özellikle de bu kişi Batuhan'a kalkan olmaya çalışıyorsa.

Batuhan'ın yüzü ise son duyduğu şeyden sonra anlık olarak düşmüştü. "Senin kafa sikmek için bir şey yapmana gerek yok zaten. Varlığın yeterince rahatsız edici." diye mırıldandıktan sonra Nisa'yla parmak güreşi oynamaya koyuldu. Çok geçmeden gülüşmeler yeniden başlamıştı.

Poyraz her ne kadar önündeki maça odaklanmak istese de kendisine inat daha da gürültülü olmaya başlayan kişi yüzünden bu pek mümkün olmamıştı. "Çoluk çocukla uğraşıyoruz." diye söylendi. Hemen ardından sağındaki sandalyede oturan kıza döndü. "Senden bahsetmiyorum Nisa. Şu yanındaki ufaklıktan bahsediyorum."

Batuhan duyduğu isimlendirmeyle gözlerini devirdi. Bu kelimeyi daha önce de aynı kişiden birkaç defa duymuştu ve karşılığında verdiği tepkiler her seferinde gerginliği daha da ileri taşımıştı.

Gruptaki herkes 3.sınıfken Batuhan 2.sınıftı. İçlerinde en küçüğü oydu. Ayrıca Poyraz üniversiteye başlamadan önce iki yılını yurtdışında geçirdiği için ikisi arasındaki yaş farkı üçü buluyordu. Poyraz tabii ki de Batuhan'ı vurmaya çalışırken bunu kullanmaktan geri kalacak değildi. Ancak asıl hedeflediği nokta Batuhan'ın yaşı değil, şımarık bulduğu şahsiyetiydi.

losing ground // poybatHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin