Pinhani - Aşk Bir Mevsim
Kolpa - Yatağın Soğuk Tarafı
Göksel - Gittiğinde
...
Elijah Arna
Kapının açılma sesi kulaklarıma dolduğunda Camelia'yı beklemeye başladım. Salona gelir miydi bilmiyorum ama adım seslerini duymak bile bana iyi geliyordu. Adım sesleri salonun önünde durduğunda kendime yenilerek gözlerimi oraya, Camelia'nın nefes aldığım gözlerine çevirdim. Bir şey söylemedi, aramızdaki sessizlik hiç bozulmadı ama bozulmasını çok istedim. Bir şeyler söylemesini, yaşadıklarımızın sadece bir kabus olduğunu söylemesini, gitmeyeceğini...
İhtiyacım olan cümleler bunlardı ama hiçbiri dudaklarından dökülmedi. Sadece baktı, gözleri ile süzdü ve arkasını döndü. Arkasını döndüğü sadece ben değildim, bütün yaşanmışlıklarımız, hayatımızdı. Onun bıraktığı boşluğa bakarken yutkunmaya çalıştım ama olmadı. Sehpaya bıraktığım kehribar rengi sıvıyı alıp onun yokluğuna bakarak içtim. Sinirle değil, hırsla değil, aksine çok sakin.
Boşluğa bakmayı bırakıp kızarmış gözlerimi etrafta gezdirince koltuğun yanındaki sehpanın üzerinde duran çerçeve gözüme ilişti. Camelia ve benim düğünümüzden bir hatıraydı, fotoğrafta Camelia gülerek kameraya bakarken ben de arkasında belinden tutuyor ve ona bakıyordum. Özellikle de bu fotoğrafı evimizde istemiştik çünkü bu bir poz değildi. Anlık halimizden yakalanmıştı, bu yüzden bizdeki yeri hep ayrı kalacaktı.
Dayanamayıp çerçeveyi elime aldığımda Camelia'ya baktım. "İl mio angelo," (Meleğim,) Baş parmağım onun gülen yüzüne gittiğinde onun o halini çok özlediğimi fark ettim. Camelia şimdi burada, hemen üst katımda, yakınımdaydı ama ben, onun eski fotoğrafları ile avunacak kadar ondan uzaktım. Onun kusursuz güzelliğine dalmaya devam ederken elimdeki bardak ağırlık yapmaya başlamıştı. İçinde kalan sıvıyı tamamen bitirip bardağı cam sehpaya bıraktığımda boğazımı yakan tat, gerçekliği yüzüme vuruyor gibiydi.
"Come avete potuto farci questo?" (Bize nasıl kıydın?) Camelia bize kıymıştı, bir çırpıda yok edebilmişti ama ben kalbimi yok sayamıyordum. Onsuz olan hayatın bana bir anlamı olmayacağı gibi aynı şehirde hatta aynı ülkede bile olmayacak olmamızın ağırlığı çöküyordu üzerime. Lanet olsun ki, ben Camelia olmadan yaşamayı bilmiyordum. O, benden kopup gidebilirken ben, onun arkamdan yürümesine bile razı olamıyordum. Onun olduğu evden çıkamıyordum, bu durumumuza rağmen, boşanmış olmamıza rağmen.
Uzun uzun fotoğrafa bakarken eskiye dalmıştım, çıkmam da kolay olmamıştı. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama ayağa kalktığımda benimle birlikte bir damla gözyaşım da yere düşmüştü. Ağladığımı anlamamıştım, gerçi son dönemlerde beklediğimden daha fazla ağlıyordum. Bir ayrılık beni tepe taklak etmişti ama ayrılığın geldiği kişi buna değerdi.
Gözlerim hızlıca merdivene kaydığında kendime hakim olamayarak merdivenleri çıktım. Yatak odamızın önüne geldiğimde kapı açıktı, ışık karanlık koridoru loş bir hâle getirmişti. Kapının önünde durduğumda Camelia yatakta oturur vaziyette uyumuştu ve elinde kitap vardı. Amacım içeriye girmek olmasa da kıyamadım onun o halde uyumasına. Boynu tutulurdu ve canın acıması en çok beni acıtırdı. Sessiz ve küçük adımlarla Camelia'ya yaklaşıp yavaşça elindeki ters tuttuğu kitabı aldım. Muhtemelen yine düşünmemek için aklını oyalamaya çalışmıştı ama başarılı olamamıştı. Kitabı komodine bıraktıktan sonra ona baktım. Burnuma gelen parfüm kokusu ile kaşlarım çatıldı. Bu koku benim kokumdu ve Camelia buram buram ben kokuyordu.
"Perché lo stai facendo?" (Neden yapıyorsun bunu?) Hem benden uzaklaşmak isterken neden benim kokum olmadan uyuyamamıştı? Daha önce söylediği için biliyordum, aramızda ayrılık olmadan önce bana benim kokum olmadan uyuyamadığını, bana çok alıştığını söylemişti. Şimdi, benden ayrılıyordu, nasıl uyuyacaktı daha sonra?
Yavaşça pikeyi kaldırarak Camelia'ya uzandım ama elim havada kaldı. Bir an onun başörtüsüne baktım, buna hakkım var mıydı ki bu kadar rahat ona dokunuyordum? O, bana bu sınırı çoktan çizmemiş miydi? "Fanculo i confini!" Camelia'nın kolundan ve belinden tutarak yatakta rahat edeceği bir pozisyona getirdim. Tekrar üstünü örttüğümde ağzının içinden bir şeyler mırıldanmıştı, tam olarak ne dediğini anlayamamıştım. "Elijah." İsmimi zar zor seçtiğimde Camelia susmuştu, derin bir nefes almaya çalışarak baktım yatakta melek gibi uyuyan kadına.
Gerçekten melekleri kıskandıran bir güzelliğe sahipti, son günlerde çökmüş olmasına rağmen hâlâ mükemmeldi. "Camelia," Tıpkı onun ses tonunda çıkmıştı sesim, kısık, özlem dolu. "Ti amo tantissimo, mia bellissima." (Seni çok seviyorum güzelim.) Yatağın önünde diz çökerek Camelia'ya bakmaya devam ettim. Birkaç ay öncesine kadar aramızda hiçbir sorun olmayan eşim, şimdilerde bana çok uzak ve mesafeliydi. Onun mesafesi, ruhumu üşüten cinstendi.
Uzunca bir süre Camelia'nın eşsiz yüzünü inceledikten sonra gözlerimin dolmasını yok sayarak ayağa kalktım ve sıkıntılı bir nefes alarak sertçe yutkundum. Şifonyerde dizili eşyaların arasından Camelia'nın parfümü gözüme iliştiğinde adımlarım o yöne doğru kaydı. Parfüm şişesini alır almaz kapağını açarak kokuyu ciğerlerime kadar çektim, keşke bu kokuyu saklayabilme fırsatım olsaydı. Kokuyu solurken yıllardır yaşadıklarımız, sarılmalarımız, aşkımız gözümün önünden film şeridi gibi geçti.
Camelia bu parfümü yeniden alabilirdi, bu yüzden bu parfüm bende kalacaktı. Onun teninde durduğu gibi kokmayacak olmasına rağmen en azından onun kullandığı parfüm olacaktı bende. Kapağını kapatarak kapıya döndüğümde kapının yanındaki valizi gördüm. Bir seyahat için ya da tatil için hazırlanmamıştı o valiz, ayrılmak, tamamen kopmak ve gitmek için hazırlanmıştı. Saatler sonra Camelia bu evde, bu şehirde, bu ülkede olmayacaktı. Aynı gökyüzü altında birbirimizden uzak ayrı iki ülkede kalacaktık. Birkaç gün değil, kalan bütün ömrümüz boyunca.
Camelia olmadan ömrüm ne kadar çekilirdi bilmiyorum ama şimdiden yaşayacağım, alacağım her nefes düşmanım olmuştu. Valize bakarken ağlama isteğim artınca çaresizce uyuyan Camelia'ya baktım.
Bitmişti, o gidiyordu.
"Non ce lo meritavamo..." (Biz bunu hak etmemiştik.) Fısıltım kulağıma ulaştığında gözlerimi kapattım hissettiğim acıyı bastırmak için. "Non sarebbe dovuta finire cosi." (Sonumuz böyle olmamalıydı.) Son kez gözlerimi açarak güzelime baktım, kalbimi acıtan bir kabullenişle kapıya yürüdüm. Işığı kapattığımda koridor tamamen karanlığa bürünmüştü, kalbim gibi.
Kapıyı arkamdan kapattığımda sanki ruhumdan bir parça içeride kalmış gibiydi. Öyleydi de, Camelia sadece kalbimin değil, ruhumun da bir parçasıydı. Ve ruh tamamen bir olmadığı sürece her zaman yaralı olurdu.
...
Herkese merhaba, nasılsınız?
Biraz gecikmiş olsa da girişi düzenleyebildim. Umarım beğenirsiniz, çünkü ben beğendim. Merak etmeyin olaylar hemen başlayacak, çok beklemeyeceğim.
Bu arada kamu spotu: Elijah karakteri gerçek değildir. Bunu neden dediğimi yakında anlarsınız.
Giriş hakkında merak ettikleriniz var mı?
Şimdilik karakterleri tanımıyorsunuz ama içinize sinen bir karakter var mı?
Şimdiden diğer bölümler için de iyi okumalar dilerim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞK-I REALE
Romanzi rosa / ChickLitYâre-i Dil serisi 1. Kitap Wattpad'de ilk Aşk-ı Reale isimli kitaptır. Elime aldığım valiz ile odadan çıktım, Elijah daha eve gelmemişti. Şalımı kontrol ederek saçımın görünüp görünmediğini kontrol ettim. Aklımı her ne kadar dağıtmaya çalışsam da ol...
