Biri Ölsün Derken Kendimden Bahsetmemiştim

140 6 4
                                    

Karşımda tüm heybetiyle duran gecenin zifiri karanlığında daha da koyulaşan, içinde volkan varmış da her an patlayacakmış gibi bakan mavi gözlerin sahibi de kim?

''Çok çok affedersiniz ben bir anlığına... Aslında şey.. '' Neler saçmalıyorum böyle ben. Konuşma yetime ne oldu böyle? Alt tarafı çarpıştığım bir adam. Bugünlerde çok fazla çarpışıyorum sanırım. Zübeyde haklı ben kesin çarpışarak evleneceğim. Evlenmek mi? Düşüncesi bile midemin bulanmasına neden oluyor. 2 gündür bu kadar derin bakan gözlerle karşılaşmam şans sanırım. Aslında hiç de şanslı biri değilimdir ama bunun başka açıklaması olamaz herhalde.

''Bu sefer yüzüme bakmanıza sevindim ''dedi düşüncelerime dalmış beynimden zar zor anladığım kadarıyla. Bu sefer mi? Daha önceden de çarpışmış mıyız? İyide ben neden hatırlamıyorum.

''Pardon anlamadım'' dedim sesimin çıktığından bile emin olmadığım bir tonda.

''Bu sabah binadan öyle hızlı çıktınız ki çarpıştıktan sonra yüzüme bile bakmadınız.''

Doğru mu duydum ben? Bu sabah bu gözlerle karşılaştım ve bakmadım mı?

İyide niye hatırlamıyorum ben? Unutkanlık erken yaşlanmanın belirtisiydi değil mi? Yaşlanıyorum sanırım.

''Öyle mi farkında değilim kusura bakmayın. Sabah okula geç kalmıştım da. Tekrardan bu sabahki ve şimdiki çarpışmamız için özür dilerim.''

''Önemli değil.''

''Peki.''

''Peki.''

Bu sözlerden sonra adımlarımı hızlandırıp bu sefer önüme bakarak yürümeye başladım. Bir kişiyle daha çarpışmaya katlanamam. Tamam ben çarpışmaya alışığım her zamanki halim ama her zamanda böyle derin, insanın içini ürperten bakışlı kişilerle de çarpışmıyorum. Alışık olmadığım nokta burası. Tam köşeyi dönmüş caddeye çıkıyordum ki kolumu tutan bir el tarafından durduruldum. Kafamı çevirdiğimde yine aynı bakışlarla karşılaştım. Bu adam gitmemiş miydi? Konuştuktan ve ben arkamı dönüp gittikten sonra bir kez dönüp arkama bakmıştım ve onunda gittiğini görmüştüm. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum ama o an öyle davranmak geldi içimden. Bakışlar aynı bakışlar ama bir şey farklı. Sanki içinde tedirginlik varmış gibi.

''Efendim'' dedim ne olduğunu anlamaya çalışan bir ifadeyle.

''Düşündüm de neden bir şeyler içip birbirimizi tanımıyoruz.'' Hoppala. Hey Allah'ım bir gecemde sakin geçsin. Tüm sakinliğimi korumaya çalışarak ve kaba olmamak için üstün bir çaba sarf ederek –ki bunu sırf o bakışları için yapıyorum- konuşmaya başladım.

''Bakın ben bir çarpışmada hemen kucağınıza atlayacak biri değilim. He bu demek olmuyor ki sonradan öyle bir şey olacak. Öff ne diyorum ben ya neyse teklifiniz için teşekkürler ama gitmem lazım.''

Sinirli olsam saydırırım ama sakin olunca kelimeler uçuyor aklımdan. Birden gözleri kısıldı ve yüzü genişledi. O kocaman gülümsemesiyle karşımda duran adam beni benden almak üzere. Bu kadar güzel gülen erkekler var mı ya? İçimin bir anda ısındığını hissettim.

''Yanlış anladınız beni sadece aynı binada oturuyoruz ve ben hiç görmediğim komşumla birkaç kadeh bir şeyler içmek ve sohbet etmek istiyorum Komşuluk ilişkimizi samimileştirmek istiyorum. Ne demişler komşu komşunun külüne muhtaçtır.''

Şok! Şok! Şok! Ne diyor bu adam böyle? Hangi sözüne şaşıracağımı şaşırdım. Aynı binada mı oturuyormuşuz? Komşu mu dedi bana? O kocaman sırıtışıyla karşımda böyle dururken ne diyebilirim ki. Ama beni en çok güldüren şey şu kül meselesi. Bende en güzel gülümsememi yani benim öyle zannettiğim yüzüme takınarak söze başladım.

BİR RÜYAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin