Arayan kişiyi gördüğüm an tüm sinir hücrelerim ayaklandı. "Hazal ?" Ercan'ın sorusuyla bakışlarımı telefonumun ekranından çekip ona çevirdim. Hafif bir baş sallamasıyla onu onayladım. Derin bir nefes alıp elimde titreyen telefonu cevaplayıp kulağıma götürdüm.
"Efendim ?" Sesim benden bağımsız olarak buz gibi çıkmıştı.
"Nasılsın hayatım ?" dedi cilveli sesiyle. Muhtemelen şuan parmağına doladığı saçıyla oynuyordu. Hatta, evet eminim. Kesinlikle öyle yapıyordu.
"İyi" dedim. Sesimin soğuk çıkması için bir şey yapmıyordum. Onunla konuşurken hep böyle oluyordu zaten. Neden onunla birlikteydim ki sanki. Ah tabi, saçma bir idda.
"Toprak, Toprak bekle."
Okuldan eve doğru yürüyordum. Arkamdan birinin bana seslendiğini duyduğumda olduğum yerde durdum ve omzumun üzerinden arkama baktım. Alya koşarak bana doğru geliyordu. Ona doğru döndüm. Yanıma geldiğinde nefes nefeseydi. Biraz soluklandıktan sonra gözlerini gözlerime dikti. "Senden bir şey rica etsem ?" Ses tonu bu işin hiç hoşuma gitmeyeceğini söylüyordu. Yine de ellerimi polarımın cebine koyarken "Tabii, söyle" dedim. "Şey biz Mert ile iddaya girdik. Kazanan fizik proje ödevini alacak." Ne?Siktir. "Hayır, benim üzerime iddaya girmediniz umarım ?" normalin biraz üstünde bir ses tonuyla sorduğumda bakışlarını ayakkabılarına çevirdi. Ellerini arkasında birleştirdi ve olduğu yerde sallanmaya başladı. Bir an karşımda 5 yaşındayken annesinin en sevdiği çerçeveyi kıran Alya'yı gördüm. O zaman da annesinin karşısında bu şekilde duruyordu. "O ödeve ihtiyacım var. Yoksa kalıyorum." sessizce mırıldandığında sıkıntıyla nefesimi dışarı verdim. " Pekala, ne yapmam gerek ?" Sorumla beraber başını kaldırdı. Yüzünde büyük bir gülümseme vardı. Kollarımı göğsümde birleştirdim ve diyeceğini beklemeye başladım. "Imm çok büyük bir şey değil. Sadece bir aylığına bir kıza katlanacaksın." Yapmamı istediği şeyi söylediğinde gözlerimi kocaman açarak ona baktım. Hiçbir kızı bir aylığına kullanamazdım. "Alya, bunu hiçbir kıza yapmayacağımı biliyorsun." Adeta inlemiştim. Bunu benden nasıl isterdi. Omuz silkti " O kızın bunu önemseyeceğini sanmıyorum." derken arkamda bir yerlere bakıyordu. Bakışlarımı omzumun üzerinden baktığı yere çevirdim ve gördüğüm kızla telaşla önüme döndüm. "O ödeve ihtiyacım var Toprak" O ses tonu ve o yavru köpek bakışları...
Belki o şekilde bakmasaydı şuan telefonun öbür ucundaki kişinin midemi bulandıran ses tonu kulağıma ulaşıyor olmazdı. "Nerdesin ?" sorusunu boş bulunup "Bizim mekan." diyerek yanıtladım. Umarım gelmeye kalkmazdı. "Tamam, geliyorum seni özledim" "Hayır, hayır Hazal." Tabi ki beni dinlemeden telefonu kapatmıştı. Sıkıntıyla iç geçirdim. "Geliyor mu?" dedi Rüya. Söylerken yüzünü tiksinir gibi buruşturmuştu. Başımla onayladım. Mert birasından büyük birkaç yudum aldıktan sonra bana döndü. " Bir haftan kaldı. Bence değerlendirebilirsin." Yüzüne pis bir sırıtış yerleştirmişti. Başımı hızla iki yana salladım. " Ona dokunma fikri bile midemi bulandırıyor." dedim ve gözlerimi televizyona çevirdim. "Ağzını iyi kullanıyor. " Kocaman gözlerle Mert'e baktığımda omuz silkti. "Midesiz misin?" Ercan'la aynı fikri paylaşıyor olmamıza sevindim. Mert Ercan'a döndü ve "Gerçekten çok zor durumdaydım. Ama yemin ederim ki yanlışlıkla bile dokunmadım." diyerek durumunu açıkladı. " Yine de iğrenç" derken yüzümü buruşturdum ve tekrar ekrandaki çizgi filme döndüm. Bacağımdaki titreşimle Alya'ya mesaj geldiğini anladım. Elini cebine atıp telefonunu çıkardı. Mesajı okuduğunda gözlerini devirdi. "Prenses hazretlerine kapıyı açar mısınız ?" ortaya söylemişti ama kimse alınmamıştı. Ercan'a baktığımda Rüya'nın başı göğsünde, bacakları bacaklarının üzerindeydi. Kollarını iki yana açıp başını yana eğdi ve halinden memnun olduğunu gösteren bir gülümsemeyle bana baktı. Bende bakışlarımı Mert' çevirdim. Gözlerini devirerek kalktı ve aceleci olmayan adımlarla kapıya ilerledi. Kapının açılmasıyla beraber beton zeminde yankılanan adım sesleri arttı. Yaklaştığını anladığımda bile gözlerimi televizyondan ayırmadım. Yüzünü görmek istemiyordum çünkü. Ama tam tepeme dikildiğinde gözlerimi yüzüne çevirdim. Ben ona baktığımda Alya ile olan pozisyonumuzu süzüyordu. Hoş olmayan bakışlarını Alya'ya diktiğinde Alya'dan aynı şekilde karşılık aldı. Ardından başını bana çevirdi. Üzerine giydiği koyu renk montunun önünü açtığından içindeki kısa büstiyer gözüküyordu. Altına koyu renk dar bir kot giymişti. Aslında belki kafasına kese kağıdı geçseydi yanında midem bulanmazdı. Eğilip dudaklarıma yaklaştığında başımı aceleyle çevirdim. Bu yüzden dudakları yanağıma değmişti. Kendini geri çektiğinde bakışlarımı televizyondan ayırmadan konuştum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bendeki Sen.
Teen FictionSelam millet. Çok konuşmayacağım. Bu hikaye Toprak adında bir gencin ağzından yazılıyor ve bir kız olarak erkek karakterin ağzından bir şeyler yazmak gerçekten zor. Sonuç olarak ben bir kızım ve erkek gibi düşünemem. Yine de elimden geleni yaptım Um...