Chapter 2- Oyunun Ardındaki Oyun

353 19 0
                                    

- Kısa bir süre bölümler böyle ilerleyecek, Derya'mız profesyonelliğini korumak istiyor. Ama merak etmeyin, açılacak o da bir Türk mfmbdkgjfs sadece İspanya'da fazla kaldı
-Bu arada vpn indirdiğinden beri her gün bölüm atmak istiyorum ama kimse okumuyor o yüzden deli gibi gözüküyorum biraz hvnfjvndksc

İstanbul sabahı her zamanki gibi canlı ve enerjikti. Yatakta uyanıp pencereyi açtığımda, kentin alışılmış gürültüsü ve hareketliliği içimi kıpırdattı. Gözlerimi ovuşturup kalkarken, hafif bir serinlik hissi ile karşılaştım. Havanın ferahlığı, yeni bir günün getirdiği umutları ve heyecanı daha da artırıyordu. Bugün, Galatasaray'ın büyük bir maçı vardı ve ben de bu özel olayın bir parçası olmanın heyecanını taşıyordum. Artık yavaş yavaş taşınmış olsam da hala eski evimde kalan eşyalarım vardı, git gel beni yoruyordu ama heyecanlıydım da bir yandan. Ama asıl heyecanım, Barış ile gerçekleştireceğim röportajla ilgiliydi. İçimdeki bu karışık duyguları nasıl açıklayacağımı bilemiyorum. Bir yandan işim gereği bu röportajı yapacağım için mutluyum, diğer yandan Barış'ın kişiliği ve duruşu hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatım olduğu için heyecanlıyım.

Kahvaltımı aceleyle yaptım. Masa başında, güne başlamak için gereken enerjiyi toplamak adına, taze meyveler ve kahvaltılıklarla hızlıca geçiştirdim. (Bu hikayelerde nasıl 1-2 şey yiyip kalkıyorlar hep ya normal yemek yok bu watty karakterlerinde) Her lokmada, günün ilerleyen saatlerinde yaşanacakların heyecanı damaklarımda yankılanıyordu. Kahvaltıdan sonra, üzerimdeki spor giyimleri giyip, dışarıya adım attım. Günün getirdiği bu yenilikler ve fırsatlar, kendimi büyük bir maceranın ortasında gibi hissettiriyordu.

Yolda, İstanbul'un çeşitli köşelerinden gelen sesler, kentin her zaman ne kadar dinamik olduğunu bana hatırlatıyordu. Sokaklarda yürüyen kalabalık, araba kornaları ve uzaklarda yükselen inşaat sesleri, şehrin her anının yaşanmakta olduğunu gösteriyordu. Kalabalık ve trafik, bir yandan beni telaşlandırsa da, diğer yandan bu enerjiyi seviyorum. İstanbul, futbolun nabzını atan kalp olarak gözümde beliriyor ve bu akşamki maç, bu kalbin daha da hızlanmasını sağlayacak.

Stadyuma vardığımda, kalabalığın arasından geçip basın odasına yöneldim. Herkesin hareketli olduğu bir atmosfer vardı; gazeteciler, kameramanlar, fotoğrafçılar ve takım personeli sürekli bir hareketlilik içindeydi. Maç öncesi basın toplantısının başlamasına az bir süre kalmıştı ve ben de yerimi almak için acele ettim. Stadyumun içindeki bu canlı atmosfer, maçın önemini daha da artırıyordu. Çevredeki insanlardan yayılan bu heyecan, bende de bir kıpırtı oluşturuyordu. Gergindim, Türkiye'de hiç çalışmamıştım. Yurtdışındaki futbolcuların ve takımların hareket ve davranışlarına alışıktım  ya ama burada çok daha farklı şekilde insanlar yaşıyorlarsa ve ben o kadar süre sonra kültürü unuttuysam? Ama Galatasaray'ın ne kadar başarılı bir kulüp olduğunu bilerek ve izleyerek büyüdüğüm için heyecanlıydım bu takım sadece işimden daha fazlasını ifade ediyordu daha beş yaşına giydiğim Galatasaray formasıyla izlediğim maçları unutamıyordum. İşte İtalya'daki İspanya'daki Fransa'daki diğer maçlardan farkı buydu buraya Galatasaray'a bir bağlılık hissediyordum. Paris Saint-Germain Juventus Milan bu takımların hiçbiri beni bu kadar fazla duyguyu aynı anda hissettirmedi.

Basın odasına adım attığımda, farklı hissetmeye başladım. Her yerde maçın heyecanı vardı ve bu enerji beni etkiliyordu. Röportaj için hazırlıklarımı tamamladım ve Barış'ın sahneye çıkmasını beklemeye başladım. Çevredeki gazetecilerle kısa sohbetler yaparak, maç hakkında genel izlenimlerini öğrenmeye çalıştım. Kimisi Galatasaray'ın galibiyeti konusunda iyimserdi, kimisi ise daha temkinliydi. Ben ise, Barış'ın nasıl bir ruh hali içinde olduğunu ve bu maçı nasıl gördüğünü merak ediyordum.

in search of an opportunity// barış alper yılmazHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin