16

527 58 8
                                        

Telefondan çok hızlı notlar alırken, bu gereksiz kadın kalabalığının arasında zihnimi tek bir şeye odaklamakta öyle zorlanıyorum ki, resmen geldiğime pişmandım. Jennie sürekli sıranın gelmemesinden şikayetçi, oysa Lisa ve Yoongi'ye sırasını o vermişti. Seulgi ise sessizce omuzuma yaslanmış, gülerek Jennie'yi sakinleştirmeye çalışıyordu. Bir de Yoongi'nin buraya nasıl geldiğini konuşup duruyorlardı ve ben de bu konuda onların sohbetine katılıyordum. Gerçekten tatlı bir hareketti, bu yüzden Jennie'ye göre Taehyung'un öküzlüğünün altı çizilmişti. Şimdi o da geliyordu çünkü Lisa'ya verdiği sözü tutmamış, sevgilisine kızarken açık etmişti.

Jennie'nin bu ciddiyetten uzak tavrı çok karikatür gibi dursa da o kadar gerçekti ki her zaman şaşırıyordum. Jennie bizim gibi gerçek hayatta yaşamıyordu, aklı hep beş karış havada, belki biraz da rahattı. Tabii rahat olduğu kadar da gergindi. Onun... duyguları yaşamak konusunda bir korkusu yoktu. Ve bunu öyle abartıyordu ki, her konuda bir uçtaydı. Grileri savunuyordu ama kendisinin keskin köşelerinden haberi yoktu. Belki de onu bu yüzden çok seviyordum, lisede benim grimi görüp el uzattığı için ve gerçekten istediğini hissetmekte özgür olduğu için.

Bazıları bunu yapamıyor. Bazıları...

O zamanlar her şey çok zor ve karanlıkken, Jennie'nin hoş enerjisi, arkadaş canlısı hali bir hediye gibiydi. Ona çok kızsam da, ben umursamadığım insanlara sinirlenmezdim bile. Beni hayata katmıştı, babamdan sonra içimi açtığım tek gerçek arkadaşımdı. Sonra onun sayesinde Seulgi ile de arkadaş olmuştum ve üniversitenin hazırlık zamanlarında Lisa'da aramıza katılmıştı. Onları çok zor sevmiş ve benimsemiştim.

Arkadaşlık kurmak, insanlarla konuşmak bana hep uzaktı. İçine kapanık birisi olduğumdan da değildi. Ben, sadece bilmiyordum işte. Vakit kaybı zannederdim, insanlara o kadar da güvenmemeli diye düşünürdüm zira haklı sebeplerim vardı. En güvendiği insan tarafından yarı yolda bırakılmış bir babam vardı benim. Kimse gelip benimle konuşmadan ben konuşmazdım. Loren ile de öyle olmuştu, yine hazırlıkta bir profesörle kavga ettiğim için beni çılgın bulup, mutlaka arkadaş edinmeliyim diye düşünerek yanıma gelmişti. Ve sırasıyla Yerim ile Jaehyun'da ilk defa tek başıma edindiğim arkadaşlarım olmuşlardı. Onların yerini içimde bu yüzden ayrı tutardım. Çünkü hepimiz o kadar ortak noktalara sahiptik ki, zor aile hayatı, tutkuyla bağlandığımız hayaller, yeteneklerimiz.

Loren hep müzik yapmak isterdi. Onun için müzik, sadece bir melodi değil, aynı zamanda bir hikaye anlatma aracıydı; her nota, karakterin duygularını yansıtan bir fısıldayış gibi gelirdi. Bu konuda Howard Shore, Hans Zimmer ve John Williams gibi dahilerden etkilenmediğini söyleyemezdim. Onların eserleri, onun için ilham kaynağı olmanın ötesinde, ulaşmak istediği bir hedefin sembolüydü. Arkadaşım Yerim ise, annesinin zoruyla oyuncu olması için geldiği bu okulda bir gün kameranın dili olmayı hayal ederdi. Sahne arkasındaki dünyayı merak ederken, kameranın gördüklerini adeta yazıya döken bir görüntü yönetmeni olma hayali, onu her zaman heyecanlandırırdı. Tıpkı o sahneye özel yazılan sound'un melodilere dökülmesi gibi, tasarıma ve estetiğe ihtiyaç duyarız; bu, sanatın ruhunu oluşturan unsurlardır. İzleyiciye bunu göstermek hepimizin ortak misyonu.

Jaehyun'a gelecek olursak... Hollywood tabiriyle bir "*nepo baby"ydi ve bunu sanırım ailesi ile belki başka yakınları dışında -ve tabii ki biz- kimse bilmezdi. Annesi sektörün yıldız oyuncularından, babası ise SM Entertainment CEO'suydu. Her şeye sahipmiş, her istediğini elde edebilirmiş gibi görünüyor olabilir ama öyle değildi. Aksine, bundan utanırcasına kendi başına okulunu kazanmıştı ve şimdi iyi bir oyuncu olmak için didiniyordu. Hak etmediğini bile bile büyük sahnelerde olmaktansa, kendi tırnaklarıyla sahneyi kurmak istiyordu ve ben bunun ne demek olduğunu çok iyi biliyordum. Yoksa neden benim gibi amatör bir yönetmenin kısa filminde rol almayı kabul edecekti ki? Ona hemen yarın iyi bir yapımda baş rol ayarlayabilecek aileye sahipken üstelik.

carrots | rosékookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin