Giriş

11 4 1
                                    

Merhabalar hepiniz yeni kitabımın giriş bölümüne hoşgeldiniz.
Kitabım bir gerçek aile kurgusudur ve adı AV olmakla beraber AVCI adlı kitabımla bir bağlantısı yoktur.
Kitabımın bu bölümünde geçen her konuşma Framsızca olmakla beraber bölüm Fransa'da geçmektedir.
Oy vermeyi ve bol bol yorum yapmayı lütfen unutmayın. Beni takip ederseniz sevinirim
İyi okumalar dilerim.
Medyadaki şarkı isteğe bağlı açılabilir
Görüşmek dileğiyle
Hoşçakalın
{Carla Morrison-Disfruto}

🐈‍⬛

Giriş; Yalanın Tanrıçası

ŞİMDİKİ ZAMAN FRANSA, PARİSMona Apate Honest(Kurnaz)'dan

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.


ŞİMDİKİ ZAMAN FRANSA, PARİS
Mona Apate Honest(Kurnaz)'dan

Apate, gecenin tanrıçası olan Nyx'in kızı ve yalan ile hilenin tanrıçasıdır. Pandora'nın kutusundaki ruhlardan birisi olan Apate'ye Roma mitolojisinde Fraus-sahtekar- denir...

Paris'in karanlığı Eyfel kulesinde kayboluyor sokaklar sokak lambalarıyla aydınlanıyordu. Aksiyon dolu ve bir o kadarda eğlenceli bir geceydi. Louis'in beni kolumdan çekiştirerek koşmasına müsade ettim, kanayan bacağımdan dolayı çita gibi koşuyor olduğumun söylediği hıza yaklaşamıyordum.

Louis "Ayrılmalıyız"dedi bana, kafamı zorlukla yalladığımda beni Eyfel kulesinin etrafındaki kalabalığa bıraktı. Bu kalabalıkta bizi kovalayan adamların beni bulması imkansızdı, tanrı Louis'e yardım etsindi çünkü ben kanayan bacağımla bunu yapamıyordum.

Oturduğum bankta gerindim, Louis görüş açımdan hızla çıkmıştı. Etrafta şu bilindik renk renk olan Eyfel kulesi anahtarlığını satan satıcılar dolanıyor her turist en az bir tane onlardan alıyordu, bizim yurt odalarımızda bile en az beş tane olduğuna İsa üzerine yemin edebilirdim.

Dakikalar sonra ter içinde kalmış Louis yanıma yaklaştı. Hızlı olamayacağımı bildiğinden beni anında kucağına almış ve yürümeye başlamıştı. Bacağıma çok derin olamasada uzun bir kesik açılmıştı, sebebi o adamlardı. Açıkçası doğruyu söylemek gerekirse onların kim ve neden bizim peşimizde olduklarını bilmiyordum.

"Kimdi onlar?"diye sordum Louis'e. Kucağında benimle yürümeye çalışırken aldığı nefesleri boynumda hissediyordum. "Bir şey yok güzelim, Boğa'nın adamları. Kaybetmeyi sindiremediler"dedi bana cevap olarak. Boğa, Black'in yani Louis'in kafes dövüşlerindeki en büyük rakibiydi. Boğa hiçbir zaman Black'i yenememişti ama bu sefer gerçekten yaklaşmıştı, bizimle bu kadar uğraşmalarının nedeni buydu demek.

Onaylar mırıltılar çıkararak göğsüne başımı yasladığımda kaldırımlarda yürürken attığı her adımı başımı aşağıya çevirerek görebiliyordum. "Korktum"dedim sessizce, anılma ufak bir öpücük kondurduğunda yutkundum. Ona aşık olduğumu bağırıp dudaklarını öpmek istiyordum.

AV: Çizmeli KediWhere stories live. Discover now