Don't know where you are right now Did you see me on TV? I'll try not to starve myself Just because you're mad at me And I'll be in denial for at least a little while What about the plans we made?
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Gerçek sevgi, ne yapmak istediğini değil, başkasının ne hissettiğini anlamaktır."
Taehyung
"Anladım, Namjoon. Sen kontrol edip bana yollarsın."
Elimdeki dosyayı çalışma masama fırlattım ve şakaklarımı ovdum.
"Jeongguk nasıl? Bu sıralar bizim çocuklar onu görememekten baya şikayetçi. Jeongguk'u bir yere göndermiyor m-"
Namjoon'un sözünü kesip bıkkın bir nefes verdim.
"Onlara söyle, ben bu davayı çözene ve eşimin güvenliğini tam olarak sağlayana kadar onu göremeyecekler."
"Taehyung, saçmalıyorsun. Çocuk hamile, farkındasın değil mi? Sosyalleşmesi ve stresten uzak kalması gerek. Onu eve hapsederek, kimseyle görüşmesine izin vermeyerek onu koruduğunu düşünüyorsan çok yanlış yapıyorsun haberin olsun."
"Namjoon, ben eşimi kendimden bile çok düşünüyorum. Onun için doğru olan bu. Bu konuyu kapatın artık. Bugün evde olacağım, yarın adliyede görüşürüz."
Aramayı sonlandırıp telefonu kumaş pantolonumun cebime attım. Deri koltuğumdan kalkıp kapıya doğru yürürken Jeongguk'un ne yaptığını merak ediyordum. En son baktığımda uyuyordu fakat üzerinden saatler geçmişti.
Belki hala uyuyordur?
Hayır hayır saatler geçmişti. Uyanmış olması gerekiyordu.
İçimde yavaş yavaş büyüyen endişem ile odadan hızla çıktım. Endişelenmemeye çalışıyordum fakat olmuyordu, onlar benim canımdı. Canımdan öteydi. Onlara bir şey olması demek; benim hayatımın sonu demekti.
Merdivenleri üçer beşer çıkarak hızla odamıza vardım. Yavaşça kapıyı açtım fakat gördüğüm boş yatak ile kısa bir süreliğine dondum. Kendimi hızla toplayarak içeri girdim endişelenmemeye çalışıyordum banyoda ya da bahçede olabilirdi bilmiyordum.
Olabileceği her yeri kontrol ederken hala bulamamanın etkisiyle endişeden kalbim öyle hızlı çarpıyordu ki, aklımı yitireceğimi düşündüm. "Jeongguk!" diye bağırıyordum ama bağırışıma karşılık herhangi bir cevap gelmiyordu.
Endişeden başım dönüyordu, aklımdan öyle kötü ihtimaller geçiyordu ki etrafı hızla incelerken, gözlerim anlık olarak aralık bahçe kapısına takıldı.
Bahçeye adım attığım anda sert bir rüzgar yüzüme çarptı. Gözlerim anında etrafı taradı ama Jeongguk ortalıkta yoktu. İçimdeki panik tırmanıyordu. Nefes alıp verişim düzensizleşmişti.