Çok zor zamanlar geçiriyorum. Geçiriyoruz. Özellikle son iki gündür, istanbulda olanlar beni anlayacaktır. Gerçekten oturduğum yerde bile sallanıyormuşum gibi hissediyorum. O derece psikolojikmen çöktüm. Herkes ayrı bir kafan bir şeyler söylüyor. Kimin ne dediği asla belli değil. Bitirdiniz bizi harbiden. Neyse, sosyal medyaya eğer çok kötü hissediyorsanız ve benim gibi panik atağa sahip biriyseniz bakmayın.
Çünkü insanların tek derdi milleti korkutmak. Olabilecek her şeyi allah bilir arkadaşlar, kimse şu saat şu gün olacak diyemez. Onlar büyüklüğünü tahmin edebilir ki ediyorlar da zaten. Her şey allahtan. Duanızı edin ve arkanıza yaslanın. İnanıyorum geçecek bunlar da. Kendinize lütfen çok çok dikkat edin. Deprem için gerekli uygulamaları lütfen yükleyin. Eğer bilmiyorsanız, bana yazın. Ben sizlere atarım.
Her neyse, biraz güzel şeylerden bahsedelim. Buraya bir şeyler atma gibi bir durumum yoktu fakat yazmak bana iyi hissettirdi. O yüzden bana iyi gelen şeyleri en azından biraz kafamı bu olaylardan oyalamak için yapmak istedim.
Bu sebepten, keyifli okumalar diliyor,
Öpüyorum güzel gözlerinizden. 🍃
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
J
"Gel bakalım, babacığım." dedi Taehyung, kızımızı kucağına alırken sesine yumuşacık bir sevgi yerleşmişti. Parmakları onun minik bedenini usulca kavrarken gözlerinde tarif edemeyeceğim bir parıltı vardı. Ben mutfakta, sabahın sessizliğine karışan huzurla kahvaltı hazırlıyordum.
Ve biz bugün, kızımızın doğuşunun üzerinden geçen otuz günü; küçük bir pastayla, hep birlikte kutlayacaktık.
"Benim bal kızım, bal." dedi Taehyung, dudaklarını usulca kızımızın pamuk yanaklarına kondururken. Sesi sabah güneşi gibi yumuşaktı, içinde saklamaya çalıştığı o tatlı heyecanı, sevgiyle birbirine karışıyordu. Ama huzursuzlandı, yüzü bir anda buruştu, dudakları titredi ve ağlamaya hazırlandı.
Taehyung panikle geri çekildi. "Hayır, niye ağladı ki şimdi? Ben mi ağlattım?" dedi endişeyle, gözleri büyümüş, sesi incecik çıkmıştı.
Gülümseyerek yaklaştım, hızla kızımızı kucağıma aldım. Taehyung’un kaşları endişeyle çatılmış, gözlerinde tatlı bir telaş dolaşıyordu."Geçti babacığım, geçti.." dedim usulca, alnını dudaklarımla okşarken. Küçük kalbi göğsümde yavaş yavaş sakinleşiyor, minik elleri tişörtüme tutunuyordu.
"Sanırım baba sakallarını kesmeli artık," dedim, kaşlarımı hafifçe kaldırarak. "Değil mi aşkım Haklısın."
Taehyung bir an durdu, sonra yüzüne mahçup bir gülümseme yerleşti. Elini çenesine götürdü, yüzündeki sakalları düşünerek başını salladı. "Kesinlikle keseceğim," dedi kararlı ama hâlâ şaşkın bir ifadeyle. "Yani, ilk defa bu kadar yakından öptüm. Biraz heyecan yaptım galiba."