Selamlar, keyifli okumalar diliyor ve güzel gözlerinizden öpüyorum. Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin. 🤍
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
The Baby
J
"Jeongguk! Hadi gel, biraz yürüyüşe çıkalım." dedi Jimin, sesi heyecanla titreyerek. Ben ise o an, sabırla uzamış saçlarımı tarıyordum. Kestirmem gerekiyordu, ama bir türlü o zamanı bulamıyordum. Bir de Taehyung'un uzun saçlarımı ne kadar sevdiğini düşününce, bu kararı almak da bir o kadar zorlaşıyordu.
Derin bir nefes alıp tarağı usulca dolaba bıraktım ve banyodan çıktığım anda Jimin'le göz göze geldik. Hızla dudaklarını aralayıp, "Gel bakayım buraya. Şu hırkayı ve içliği giy hemen." dedi, komut verir gibi.
Kaşlarımı hafifçe çatarak elime tutuşturduğu giysilere baktım. "Bunlar da ne böyle Jimin? Hava o kadar da soğuk değil ki." dedim, dudaklarımı büzerek.
"Soğuk, soğuk. Sen iki canlısın, unuttun galiba. Giy şu hırkayı da içliği de, sonra çıkarız. Hobi hyung dışarıda bekliyor zaten."
İç çekerek başımı salladım ve ağır adımlarla odaya doğru yürüdüm. Giysileri usulca yatağın üzerine bıraktım, ardından aynanın karşısına geçtim. Gözlerim istemsizce karnıma kaydı. Oldukça büyümüştü. Ve Bebeğimizin doğmasına sadece bir ay kalmıştı.
Derin bir nefes aldım. Aklıma yine Taehyung düştü. Ne kadar da özlemiştim onu. Ama içimdeki o inatçı gurur, bana asla geri adım attırmıyordu.
Sadece biraz akıllanmasını istemiştim. Elbette, geçmişte yaşadıklarımız kolay şeyler değildi. Her şey bir anda unutulup geçemezdi ama onun bu kadar katı, suskun ve sert biri haline gelmesi de normal değildi.
Beni yıllarca sayısız psikoloğa götürdü, her seansa beni elleriyle bıraktı ama kendisi hiç konuşmadı. Yaşananları içine attı. Oysa insan içine attığı her acıyla gün gelir yüzleşmek zorunda kalırdı. Hem de en beklenmedik ve en çirkin haliyle. Fakat ben eşimin geceleri sessizce gördüğü, bana bir şey olmamış gibi davranmaya çalıştığı kabuslarını da fark eden tek kişi bendim.
Ve sanırım artık o kabuslar gerçeğe karışıyordu.
Kyungsoo meselesini atlatmam çok zor olmuştu. Ama yıllar geçmişti. Zamanla, sevdiklerimin desteğiyle ve terapilerin yardımıyla bunu geride bırakmayı başarmıştım artık.
Ancak, Taehyung bunu anlamıyor ve inatla reddediyordu iyileştiğimi. O dosyanın dışında tutmak istemesinin sebebi de buydu işte. Beni korumaya çalışıyordu. Oysa ben, ben artık korunmak değil, savaşmak istiyordum. Bir Kim Jeongguk olarak o adama yaptıklarının bedelini ödetmek istiyordum.
Onu o karanlık zindana tıkmak ve bir daha asla gün yüzü görmemesini sağlamak istiyordum.
"Şşş, fıstık... Hala giyinmedin mi sen? Ağaç oldum burada." dedi Jimin, odanın kapısından içeri adım attığında. O anda irkildim, çünkü onun sesiyle birlikte düşüncelerimin içinden çıkıp gerçekliğe dönmüştüm. Başımı çevirdiğimde, Jimin'in kaşlarını hafifçe çatmış, beni dikkatle izlediğini fark ettim.