Dört gün geçmişti. Küçük ailenin kavuşması üzerinden dört gün geçmişti ve üçüde çok mutluydu. Normalde bu noktada felix'in annesinin gelip bu güzel aile tablosunu bozması gerekiyor değil mi? Evet, ilk başta öyle olacak olsa bile öyle bir şey olmayacak. Biraz karmaşık bir cümle oldu. Kısaca artık bu ailenin huzurunun bozulmayacağına emin olabilirsiniz. Nasıl mı? Changbin sayesinde.
Changbin, felix'in anlattıklarıyla polisi arayarak kadından şikayetçi olmuştu. Felix'te annesinin aleyhine ifade vermişti. Kadın sahte pasaport ayarlamak, tehdit ve adam kaçırmadan yargılanmak üzere hapse atılmıştı.
Üzüldükleri söylenemezdi. Bir zahmette üzülmesinler ama değil mi? Neyse. Bunun final bölümü olduğunu anladığınızı düşünüyorum. E bölüm adına da koydum zaten💁♀️ Ne anlatıyor bu dediğinizi duyar gibiyim o yüzden daha fazla uzatmayarak küçük seo ailesinin, tatlı anlarını okumaya bırakıyorum sizi.
"Aşkımmm uyan hadi. Öğlen oldu neredeyse." Felix göğsünde uyuyan bedenin saçlarını okşarken bir yandan da seslenerek uyandırmaya çalıştı.
Göğsündeki beden bir milim kımıldamadan konuştu. "Bir saattir uyanığım."
Felix gülerek siyah saçlara öpücük kondurdu. "Madem bir saattir uyanıksın neden kımıldamadın ve belli etmedin."
Changbin kollarını daha çok sıkarak ince bedene daha çok yaklaştı. Sanki aralarında mesafe varmış gibi... "Yine rüya mı görüyorum diye gerçekliğini sorguluyordum. Bir de bana seslenerek uyandırmanı bekledim."
Felix changbin'in dediğine gülümseyerek kollarını changbin'in kafasına sararak göğsüne soktu iyice. (Pozisyonu anladınız mı acaba)
"Changbin yicem şimdi seni. Eskiden de aynısını yapardın. Sana aşkım diye seslenerek uyandırmadığım zaman kalkmazdın yataktan."
"Sende bilerek changbin uyan derdin."
"Sende inadına uyanmazdın."
"Ben uyanmayınca da aşkım diyerek öperdin. Sırf öp diye inadına uyanmıyordum."
"Yaa öyle mi yapıyordunuz bay seo? Öğrendiğim iyi oldu."
Felix'in göğsünden kafasını uzaklaştırarak yüzlerini yaklaştırdı birbirine. "Öğren ne olmuş? Ben yine uyanmasam aşkım diyerek öpmez misin?"
Felix kıkırdayarak "öperim aşkım." demiş ve dudaklarını birleştirerek uzun bir öpüşmeye çekmişti changbin'i. İki dakika boyunca soluksuz öpüşmüşlerdi. İki dakika sonra ise changbin biraz daha ileri giderek felix'in üstüne çıkmıştı. Bir eli felix'in yanağındayken bir eli arsızca vücudunda geziyordu.
Aşağıda sessiz sessiz oyun oynayıp babalarının uyanmasını bekleyen miniği unutmuşlardı. Fakat minik, babalarını unutmayarak uyandırmaya geliyordu. Acıkmıştı ve babaları gelmek bilmiyordu.
Siz bi gerildiniz sanki🙃 bişiyokbişiyokbişiyok.
Changmin küçük ayaklarıyla odanın kapısına ulaştığında kapıyı tıklattı. "Babaa! Uyandınıs mı? Acıdım ben."
Felix changmin'in sesini duyduğu gibi changbin'i üstünden iterek yatağa düşürmüştü. Aynı hızla yataktan kalkarak üstüne çeki düzen verip kapıyı açmıştı. Changbin ise felix'e gülerek dudağını ısırmıştı.
Felix kapıyı açarak oğluna gülümsedi ve kucağına aldı. "Oğluşum günaydın."
"Günaydın baba." Babasını öperek günaydın diyen changmin'i kıskanmıştı changbin. "Bana günaydın yok mu bay seo?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Leave
FanfictionAcıyan gözler, giden yaşlar Geri dönmesi için edilen dualar angst değildir
