"Anlat bana her şeyi felix. Ne yaptı annen? Neden gittin benden?" İki aşık changmin uyuduktan bir süre sonra salona inip karşılıklı oturdular. Açığa çıkması gereken konular vardı.
Derin bir nefes alarak anlatmaya başladı felix. "Annem seninle ilişkimizi hiçbir zaman onaylamadı biliyorsun. İlişkimizi öğrendikten sonra bizi ayırmaya bile çalıştı ama biz asla ayrılmadık ve birlikte yaşamaya başladık. Biz birlikte yaşamaya başladıktan sonra annemin bizi rahat bırakacağını düşünmüştüm." Sıkıntılı bir iç çekip ara verdi konuşmasına. "Yanılmışım."
Changbin bu kadından tekrar tekrar nefret etti. İçinden kadına beddualar ederken felix devam etti anlatmaya.
"Ben hamile kaldığımı öğrendiğimden iki gün sonra sana sürpriz yaparak söyleyecektim ama annem nasıl olduysa öğrenmiş hamile olduğumu."
"Dur bir saniye. Onu sormak istiyordum sana. Nasıl hamile kaldın? Doktor neredeyse imkansız olduğunu söylemişti." Changbin hâlâ aklında soru işareti olarak kalan konuya açıklık getirmek adına sordu.
Acı bir gülümseme sundu felix. "Annemin bize oynadığı oyunlardan biri de buymuş. Ben annemin düzeldiğini sanırken meğer planları asla bitmiyormuş. Benim vitaminlerimi değiştirmiş. Hamile kalmamam için elinden geleni yapmış. Ben hamile kalamazsam sen de beni terk ederdin böylece annem istediğini almış olurdu."
Changbin'in duydukları karşısında dili tutulmuştu adeta. "İnanamıyorum. Gözü dönmüş bu kadının."
"Daha çok şaşıracaksın sevgilim."
Changbin şimdiden sinirlerinin gerildiğini hissedebiliyordu. Devamını dinlemeye nasıl dayanacağını bilmiyordu. Sakin kalmaya çalışarak "devam et" dedi.
"Bu planı işe yaramayınca benim hamile olmamı kullanarak bir plan daha kurdu. Sen evde yokken eve geldi. İçeri aldım. Diyeceklerini bilseydim almazdım belki de." Dudakları titrediği için durdu. Ağlamamak için yukarı baktı. Biraz sakinleştikten sonra devam etti. "Oturdu karşıma, bana iki seçenek sundu. Ya bebeğimi seçecektim ya da..." çabalarına rağmen gözünden yaşlar akmıştı. "...seni."
Changbin kanın beynine hücum ettiğini hissediyordu. "Düzgün anlat şunu. Tam olarak ne dedi sana?" Yine de sevdiğini korkutmamak için sakin kalmaya çalıştı.
"Beni ikinizi öldürmekle tehdit etti changbin. Bebeğimi seçersem seni, seni seçersem bebeğimi öldüre-" cümlesini şiddetlenen ağlamasıyla yarıda kesti.
Changbin sinirle oturduğu yerden hışımla kalkıp gitmek için adım attı. Fakat felix kolunu tutarak engel oldu gitmesine. "Yapma changbin, lütfen."
"Bırak felix gidip göstereceğim ona seçenekleri!" Ses tonu sert çıkarken felix önüne geçerek kollarını changbin'in beline sararak kafasını göğsüne koydu. "Gitme sevgilim lütfen." Felix'in ağlamasıyla yelkenleri suya indirdi changbin. Eskiden de böyleydi. Felix ağladığında her şey dururdu.
Kollarını felix'e sardı. "Tamam gitmiyorum." Bir süre sarıldılar, birbirlerini sakinleştirdiler. Sakinleştikten sonra eski yerlerini aldılar. Bu sefer felix changbin'den ayrılmayarak göğsünde anlatmaya devam etmişti.
"Bir gün düşünmem için mühlet verdi. Ne seni kaybedebilirdim ne de bebeğimi. İkinizi de kaybetmeyecek bir seçenek düşündüm. İkinizinde iyi olacağı bir seçenek..."
Changbin kırgın sesiyle böldü konuşmasını. "Gitmek miydi o seçenek?"
Kafa salladı felix. "Başka seçeneğim yoktu. İkinizinde yaşamasını istiyordum. Annemi arayıp changbin'den ayrılacağım, sen de ne bebeğime ne de changbin'e zarar vermeyeceksin, dedim. Kabul etti. Şart olarak amerika'ya gitmemi istedi. Bebeğimi orada doğurup bir süre kalmamı istedi. Kabul etmekten başka şansım yoktu." Dudakları arasından kaçan bir hıçkırıkla sustu.
"Neden bana gelmedin? Bana söyleseydin her şeyin üstesinden gelirdim. Seni de bebeğimizi de korurdum. Neden bana söylemedin?"
"Korktum. Sana zarar gelmesinden korktum. Şimdi bile çok korkuyorum. Annem evde olmadığımızı gördüğünde buraya gelecek changbin. Sana zarar verecek." Kafasını kaldırıp korkarak baktı changbin'e.
Güven verici bir gülümsemeyle yumuşak saçları sevdi nazikçe. "Korkma bana hiçbir şey yapamaz. Ne bana ne size." Felix'in alnına narin bir öpücük bıraktı. "Ailemizi koruyacağım sevgilim. Sana söz bir daha asla ayrılmayacağız. Hiçbir güç bizi ayıramayacak."
"Umarım."
Bir süre o şekilde konuştular. Daha sonra koltuğa uzandılar. Felix changbin'in göğsüne uzandı.
Felix kısaca neler yaptığını anlattı. Changmin'i kucağına alana kadar o kadar çok zorlanmıştı ki sadece yedi aylık zamanı anlatmak bile çok uzun sürerdi.
"Sen ne yaptın peki? Hyunjin'den duydum aslında çoğu şeyi."
"Sen gittikten sonra her yerde seni aradım. Arkadaşlarına gittim, annene bile gittim."
"Anneme mi gittin?" Şaşırmıştı, annesi söylememişti.
Changbin hatırladığı anıyla kaşlarını çattı. O kadını hatırladıkça istemsiz yaptığı bir şeydi. "Evet. Oğlumun hayatını mahvettin, senin yüzünden ülkeyi terk etti, deyip kovdu."
Felix changbin'in göğsünün üstünde duran elini yumruk yaptı. Changbin elinin üstüne elini koyarak parmaklarını birbirine kenetledi. "O öyle söyleyince ben de yurt dışında aradım seni. Chan'ı biliyorsun liseden. Şimdi tanınan bir şirketin sahibi. Adını duymuşsundur belki BangSm. Seungmin ile evlenip birlikte şirket kurdular. Neyse. Chan yardım etti yurt dışında aramam için. Ben yakın ülkelerde araştırırken o uzak ülkelerde araştırdı. Yine de bulamadık seni."
"Çünkü sahte kimlik kullandım."
"Ne?" Changbin duyduğuna inanamadı bir an.
"Annem bana sahte kimlik bile ayarlamış. Gözü öyle dönmüş ki..."
Changbin kafasını arkaya atarak "Diyecek söz bulamıyorum." dedi.
"Boş ver devam et sen."
Devam etti changbin. "Chan artık vazgeçmemi söylüyordu. Sadece o değil herkes umudu kesmemi söylüyordu. Kesmedim. Bazen kendimi öldürmeyi bile düşündüm." Felix anında kafasını kaldırıp changbin'e endişeli gözlerle baktı. Changbin güldü bu haline. "Bakma öyle denemedim bile. Sadece düşündüm. Eğer ölürsem geldiğinde beni bulamazsın diye düşündüğüm için yaşadım. Umudumu kesseydim ölürdüm. Yaşamak için umudum vardı sadece."
Felix dolu gözleriyle dinledi changbin'i. "Özür dilerim changbin." Sonrası yine göz yaşları.
"Kaç kere diyeceğim özür dileme diye." felix'in göz yaşlarını sildi minik dokunuşlarla. Dokunmaya bile kıyamıyordu. Sanki her an gidecekmiş gibi sıkıca sarmak istiyordu ama sanki dokunsa parçalanacak bir vazoymuş gibi nazikçe dokunuyordu.
"Sen ne dersen de ben hep özür dileyeceğim senden. Benim yüzümden neler yaşadın."
"Ben de senden özür dilerim o zaman. Senin yaşadıklarının yanında ben ne yaşadım ki?"
Felix hemen kaşlarını çattı. "Saçmalama."
"Özür dilemeye kalkarsak ikimizde susmayacağız demek istiyorum kısaca. Yani sevgilim geçmişi arkamızda bırakalım ve geleceğe yol alalım. Bizim artık dünyalar tatlısı bir oğlumuz var. Onunla yaşayacağımız güzel günlere bakalım."
"Evet haklısın. Öyle yapmalıyız."
Konuşmanın tam üstüne gelen sesle güldü ikili. "Babaaa!" Changmin koşarak ikilinin üstüne atladı.
Changbin saatin çoktan 5 olduğunu görünce sordu. "Oğlum, acıktın mı?"
"Evettt."
"O zaman sıvayın kollarınızı hep birlikte yemek hazırlayacağız." Felix ile hep hayal ettikleri gibi.
"Hadiiii!"
❤️🩹
Evet changmin'i felix doğurdu. Evet bu bir mpreg hikayesi. Evet.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Leave
FanfictionAcıyan gözler, giden yaşlar Geri dönmesi için edilen dualar angst değildir
