Böyle Düşmanı-

47 6 0
                                        

Gördüğüm görüntülerden sonra bilgisayar ile aşağı kata indim. Jeongin yeni yeni görüşmeyi bitiriyordu. Aramayı sonlandırıp bir bana birde elindeki bilgisayara baktı. "Dikkat et düşürme yine." Normal şartlarda elbette birşey derdim ama tek kelime etmeden dibine kadar gittim. Bilgisayarı ona çevirip fotoğrafları gösterdim.

"Bu e-postanın nerden geldiğini bulabilir misin?"

"Bunda bir iş var. Düşman bu kadar salak olamaz. E-postadan kendini açık edecek kadar deneyimsiz değildir. Yine de baktıracağım."

Diğerleri de yeni eve girdiler. Jeongin onları da çağırıp tekrar masaya geçtik. Fotoğrafları tek tek onlara da gösterdi Jeongin."Fikri olan var mı?"

Hyunjin, "Changbin olabilir. Olsa da bizi ilgilendiren hiçbir şey yok."

Zoe, "Eğer o olsaydı bunu yapmazdı. Direkt Minho'ya atardı. Bu farklı biri." Zoe haklıydı bu Changbin olsaydı bunu bana atmak yerine hedefine atardı.

"Tekrar bir şekilde iletişime geçecekler. Belki farklı bir mail ile ya da bir aracı ile." E-postayı aratması için verdiğimiz adam içeri girdi. Burdan birşey bulacağınızı açıkçası hiç düşünmüyordum ve öyle de olmuştu. "Sinyal ülke dışında görünüyor. Garip olan şey bilgisayar şu anda Kuzey Kutbunda."

"Dağılabilirsiniz arkadaşlar. Geç oldu yatıp dinlenin." Jeongin'in emiriyle ekip yavaştan dağıldı. Bende kalkacaktım ki oturmam için durdurdu. "Tuzak olduğunun farkındasın değil mi? Bırak ne olacaksa olsun. Onun ölmesi bizim işimize gelir."

Ayaklanıp kaldırdığı  bilgisayarı tekrar önüne aldı. İki üç tıklamadan sonra ekranı bana çevirdi. "Senden başka şeylere öncelik vermeni isteyeceğim. Sorun olacak birkaç kişi var. Çok büyümeden onları ortadan kaldır."

2 büyük sayılabilecek mayfa vardı ekranda. İkiside iddialı tiplerdi. Bizden sonra sözü geçen kişilerdendi ikisi de. "Ne planlıyorlar?"

"Kyunghoon sonu onlara yıkılmaz olanın yıkılabileceğini gösterdi. Bizi yıkıp yerimize geçmek istiyorlar." Ama büyük birşeyi unutuyorlardı. Bu benim oyunumdu ve ben nasıl istersem öyle bitecekti. "Sence bu şantajıda onlar mı yapıyor?"

"Hayır bu onların boyunu aşar. Bunu düşünme şimdi uyu kafanı topla." Bu saatte yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Dediği gibi odaya çıkıp uyumak için hazırlandım. Uyumadan son kez mesajları kontrol ettim. Hiçbir mesaj yoktu.

Sabah sakin gayet sakin geçti. Kahvaltı edilmiş ne yapılacağı konuşulmuştu. Jeongin erkenden evden ayrıldı. Kalanlarla akşam verilen görev üzerine konuşuyorduk. Adamlarımız Park Jinwoo ve Jeon Jungkook panonun ortasında bize bakıyordu. "Bu ikisini ortadan kaldıracağız. Aksi takdirde onlar bizi ortadan kaldıracak. Zoe detaylı araştırma istiyorum. Ayak numaralarına kadar bul."

Hyunjin, "Akıl edemiyorlar mı peki hedeflerine ulaşsalar bile aralarında çatışma çıkacağını? Biri gelir başa ben geçeceğim der diğerinin anlının ortasına sıkar."

Zoe, "Bizi devirseler kendileri de yok olur. Diğerlerinin güvenini kazanmaları gerek. Çatışmaya fırsat olmadan dibi boylarlar. Araştırmaya başlıyorum." Zoe'nin çıkmasıyla odada ikimiz kaldık. Ben masa başına geçerken Hyunjin yatağa bıraktı kendini. "Jinwoo ile başlayalım. Kızı ile tehtit ederiz geldiği zaman işini bitiririz."

"Kızı Kore'de bile değil Hwang. Kore'den çıkmadan bu işi yapmamız gerek." Uzun bir süre yurt dışına çıkmayı planlamıyordum. Sorunumuzu buradan çözecektik.

Thunderous, Minchan (✓)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin