Iyi okumalar. Yorum istiyorum dkfkdjfjd
Yola çıktıklarında; bütün yol, Zayn'in Liam'a fırça çekip, niye çocuğu kovdun demesi ve Liam'ın cevap vermemesi ile geçmişti.
Sonunda; Liam, güzel bir restoranta getirdiğinde, arabadan inmişlerdi.
Liam, burayı bildiği için; Zayn'e yol gösterirken, Zayn Liam'a göre hareket ediyordu.
Içerisi kalabalıktı. Bu yüzden Liam içeri girdikleri an, Zayn'in nefesinin kesilmesini sağlayarak, elini Zayn'in beline koydu. Zayn, nefes almaya çalışırken, Liam onu yönlendiriyordu.
Liam'ın önceden hazırlatmış olduğu masaya vardıklarında, Liam oturması için centilmenlik yapıp; Zayn'in sandalyesini çekti. Zayn, konuşamayacak kadar heyecanlıyken kendini gülümsemeye zorladı.
Az sonra düşüp, bayılacakmış gibi hissediyordu. Resmen rüyalarını yaşıyordu. Hayalindeki adam ile çok şık bir lokantada yemek yiyecekti. Sevgili olarak gelmişler gibi düşünmeden edemedi. Zaten, bu anca düşüncelerinde olurdu.
Liam da yerine oturduğunda, garson sipariş almak için yanlarına geldi. Liam, Zayn'in yerinde de sipariş verdiği zaman, Zayn kalbinin fırlayacağından korkuyordu. Tam bir, umutsuz aşıktı.
Güzelce yemek yediklerinde, yemeğin sonunda Liam tekrar Zayn'den özür dilemişti. Zayn de özürü kibarca kabul etmişti. Liam, Zayn'i zaten biliyordu. Onun kocaman bir kalbi vardı. Çok güzeldi. İçinin güzelliği yüzüne de yansıyordu. Kimseyi kıramazdı ve kimseyi üzmezdi. Hep mutlu etmeye yönelirdi. Liam'a göre onun bu güzel kalbini, Perrie gibi birisi hak etmiyordu, ki zaten onu Zayn istemiyordu. Yönetimin zorladığı birşeydi. Yani, gerçekten onu sevmiyordu. Liam, bunun için mutluydu.
Zayn'in hayatında, biri yoktu. Ama Aiden, Liam'ın canını çok sıkıyordu. Zayn'e yaklaşmak için fırsat kolluyor, her zaman Zayn'in yanı başında bitiyordu. Bu olay, Liam'ın keyfini kaçırıyordu.
Zayn çok özel biriydi, onun yanında başkasını görmek, onu mutlu etmiyordu. Herhangi birisi -bu kişi Niall olsa bile- ona yaklaştığında; sinirlendiğini hissediyor, Zayn'in yanında sadece kendisi olmak istiyordu. Bu duygu, kıskançlığın ta kendisiydi. Inkar etmeye gerek yoktu.
Ikisi de içten içe gitmek istemezken, ikiside sandalyelerinden kalkmıştı. Gitmeye hazırlanıyorlardı.
Arabaya doğru ilerlerken, yan yana yürüyorlardı. Arabanın yanına geldiklerinde, Zayn durdu. Liam'ın sürücü koltuğuna geçmesini bekledi. Liam o tarafa geçmek yerine, Zayn'in yanında durdu. Zayn ona tek kaşını kaldırarak bakarken, Liam ani bir hareketle, Zayn'i arabaya yasladı. Zayn'in nefesi ve kalp atışları hızlanırken, anlamaya çalışırcasına, yüzüne çok yakın olan Liam'ın suratına baktı. Liam, Zayn'in kafasındaki soru işaretlerini anlayarak; ona daha fazla yaklaştı. Nefesleri, birbirlerinin suratını okşuyordu.
"Zayn?"
Zayn, onun gözlerinin içine bakmaya devam etti. Kahretsin Liam'ın gözleri çok güzeldi.
Liam da Zayn'in gözlerinin içine bakıyordu. Ah, o gözleri...
Kaç saniyedir ela gözlere baktığını bilmiyordu ama, o gözlere saatlerce, günlerce hatta haftalarca bakabilirdi. Içinden geçen bu düşüncelere, anlam veremiyordu.
"Zayn, sanırım seni öpeceğim."
Zayn, seslice yutkundu ve Liam'dan hamleyi beklemeye başladı. Liam yavaşça gözlerini kapattı, Zayn de yavaşça gözlerini yumdu. Az sonra, hayallerini süsleyen sahne gerçekleşecekti.
Liam, yavaşça dudaklarını, arabaya yasladığı Zayn'in dudaklarına bastırdı.
Zayn, heyecan ile kıpırdayamazken, Liam ellerini, onun beline doladı. Zayn'in kolları, Liam'ın boynunun arkasında birleşti.
Dudakları, Zayn'in dudaklarını sakin sakin öpüyor, her noktasını keşfediyordu. Liam, kendini Zayn'e biraz daha yasladı ve Zayn araba ile Liam arasında sıkışmış, duruyordu. Tedirginlikle karşılık vermeye çalışıyordu, Liam çok güzel öpüyordu ve Zayn onun kadar iyi olmadığını düşünüyordu. Hoş, Liam kötü öpüşse bile, Zayn onun öpüşüne yine tapardı.
Liam'ın öpüşü çok yavaş ve nazikti.
Zayn, öleceğini hissediyordu.
Bugün, evden çıkarken, aklına böyle şeyler olacağı gelmezdi.
Hatta gelse, kendine güler ve geçerdi.
Ama şu an Liam ile öpüşüyordu.
Ve bu mükemmeldi.
Nefesleri kalmadığı zaman, dudaklarını istemeyerek ayırdılar.
Burunları ve nefesleri birbiriyle çarpışırken, bu sefer Zayn doyumsuzluk ile dudaklarını birleştirdi.
Hayalleri gerçek olmuştu.
