¤3. BÖLÜM~HASTAHANE¤

154 42 4
                                    

¤ASLI YILMAZ¤
Furkan yanında değildi. Peki ona nasıl zarar verecekti?...

~4 SAAT SONRA~

"Doktor bey.."
"Furkan Bey'in yakını siz misiniz?"
"Evet, benim. Durumu nasıl?"
"Durumu iyi. Midesini yıkadık, şimdi uyuyor. Birazdan odaya alırlar. Fakat Batın Bey'in durumu kötüye gidiyor. Her şeye kendinizi hazırlayın."dedi, sonra soğuk ve boş hastane koridorunda, ilerledi.

Furkan'ın iyi olduğunu duymak beni rahatlatmıştı. Ama.. Batın.. Ya ona bir şey olursa. Aslında ona bir şey olması beni ilgilendirmez ama o çatıya benim yüzümden çıktı ve benim yüzümden aşağı attı kendini. Ya o teyze, bizi görmeyip itfaiye çağırmasaydı? O zaman ölebilirdi.

İtfaiye de pek işe yaramadı da neyse.. Açtıkları yatak zemine sertçe bir iniş yaptı. Kafası zemine sertçe çarptığı için doktorlar, beyin kanaması geçirdiğini düşünüyor. Vicdanım hiç rahat değil. Ne kadar sevmesem de sebebi ben olmamalıyım. Düşüncelerimden Yıldız'ın ve Elif'in sesiyle sıyrıldım. İkisi de telaşlı bir şekilde konuşuyorlardı. Ama ikisini de duyamıyordum. Gözlerim kararıyordu. Nefes alamıyordum.

¤BATIN ARSLAN¤

Bu ben miyim bilmiyorum. Ben kendimi aptal bir kıza kaptırdım. Onu elde etmek için her yolu deniyorum. Aslı'yı elde etmenin tek bir yolu kaldı. Furkan'a zarar vermek ve ben bunu yapacağım. Furkan'ın hala Derin'i unutamadığını biliyorum. Derin'de Aslı'ya gıcık. Yapbozun parçaları yavaş yavaş yerleşiyor. Derin'i arayıp buluşmak istediğimi söyledim ve itiraz etmeden kabul etti. Bir cafede buluştuk, ona daha önceden ayarladığım dozajı çok yüksek bir ilaç verdim.

"Bunu bir şekilde Furkan'a içirmelisin." dediğimde bana kötü kötü baktı. "Merak etme eski sevgiline bir şey olmaz. Aslı'yı süründürmek için." Son kurduğum cümleden etkilendiğini görebiliyordum, gözlerinde. Derin'in yanından ayrıldıktan sonra Aslı'yı mahalledeki okula çağırdım. Aslı ya benim olacaktı ya da hayatındaki en sevdiği kişiyi elinden alacaktım.

Gelmesi fazla sürmedi. Bekletmedi beni yavru ceylanım. Çatıdan onu aradığımda sesi korkulu geliyordu.

Ta ki, bana "Ben asla senin olmayacağım!! Furkan nerede?" diyene kadardı her şey. Kendimi boşluğa bıraktığımda duyduğum son şey, Aslı'nın çığlığıydı.

¤Furkan AKSU¤

Derin, benimle buluşmak istiyordu. Önemli olduğunu söyledi telefonda. Kabul ettim. Bir cafenin adresini mesaj olarak attı. Cafeye gittiğimde fazla kişi yoktu. Derin, cam kenarında oturuyor, dışarıyı seyrediyordu. Yanına gittim, bir sandalye çekip oturdum.

"Hoşgeldin. Nasılsın?" dedi, samimi görünüyordu fakat ona inanacak kadar aptal değilim.
"İyiyim, Derin. Önemli olduğunu söyledin, geldim. Konuya gir. Sana ayıracak fazla vaktim yok." dedim, en soğuk ve ifadesiz olan sesimle. Buradan bile bozulduğunu görebiliyordum. Fakat umrumda bile değil.
"Hiç baş başa kalıp konuşamadık. Seninle konuşmak istediğim şeyler var. Bir şeyler içerken konuşalım." dedi ve garsonu çağırdı. İki kahve söyledi. Garson siparişleri getirdikten sonra Derin'e konuşması için bir bakış attım. "Ben bir lavaboya gidip geleyim." dedi ve masadan kalktı. Tam benim yanımdan geçerken üstüme düştü. Üstümde birkaç saniye kaldıktan sonra kalktı ve yerine geri oturdu. "Sen tuvalete gitmeyecek miydin?" diye sordum şüpheyle.
"Vazgeçtim." dedi. Çok garip davranmaya başladı; parmaklarıyla uğraşıyor, bir o yana bir bu yana bakıyordu. Salak mı lan bu kız? Onu takmayıp üzerinden hala buhar çıkan ve mükemnel kokan, kahvemi bir dikişte içtim. "Konuşmak için değil susmak için cağırmışsın. Ben gidiyorum." dedim ve ayağa kalktım.

¤DENİZ AŞKIM¤Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin