¤6.BÖLÜM~BÜYÜK BULUŞMA¤

116 18 3
                                    

¤ASLI YILMAZ¤

   Sabah kalktığımda aceleyle telefonumu elime alıp saate baktım. Ekranda 8:50 yazıyordu. Sanki geç kalmışım gibi fırladım yataktan. Başımın altındaki yastığı alıp Rabia'ya fırlattım. Fırlattığım yastığı kollarının arasına alıp "5 dakika daha" dedi ve arkasını döndü.

'Katıksız mal' diye mırıldandım. Baş ucuna geçip, "Başından aşağıya soğuk su dökmemi istemiyorsan kalk." dedim en sakin ses tonumu kullanarak. Bunu yapacağımı bildiği için yavaştan da olsa yatağında doğruldu. Biraz bekledikten sonra,

"Lan sen bugün Deniz'le buluşacaksın. Kalk kalk kalk!" dedi sanki ben onu değil, o beni kaldırmış gibi.
"Kahvaltıya mı gideceksiniz?" diye mantıklı bir soru sordu.
Ben bunu hiç düşünmemiştim. Aslında saat kaçta buluşacağımızı da düşünmemiştim. Telefonumu alıp Deniz'e mesaj attım.

Aslı: "Kahvaltıya ne dersin?"
Deniz: "Yarım saate ordayım."

Yazdığı mesajı okuyunca telaşla odanın içinde bir sağa bir sola dönmeye başladım. Rabia ise
'Aptal aşık' deyip benimle dalga geçip halime gülüyordu.
"Yarım saate gelecekmiş nasıl hazır olacağım?"
"Aaa.. Ayıp ettin, beni kaybettin."tabi kii yaptığı saçma espiriye-ki buna espiri denmez-kendi gülüyordu. Ona tip tip bakınca gülmeyi bırakıp ciddi bir tavır aldı.
"Tamam sakin ol. Karşında 40 yıllık hazırlama ustası var."

Dün geceden ayarladığı kıyafetleri attı, yatağın üstüne.

"Ben oyumu siyah etek ve beyaz bluzdan yana kullanıyorum."
Aslında çok güzel görünüyorlardı. Ama çok ciddiyet yansıtıyordu bu kombin.
"Hayır beğenmedim." dedim
"Tamam. O zaman bu elbiseye ne dersin?" dedi elindeki elbiseyi göstererek. Diz üstünde biten pudra pembemsi üstünde çiçek desenleri olan tam yazlık bir ebiseydi. Elbiseyi Rabia'nın elinden kapıp üstüme geçirdim. Saçlarımı hafif dağınık bir örgü yapıp sol omuzumdan önüme aldım. Rabia da makyajımı yaptığında hazırlanmam bitmişti. Aynanın karşısına geçip kendime bakarken telefonuma mesaj geldi

Deniz: "Aşağıdayım. Geliyor musun?"
Aynaya dönüp üstüme çeki düzen verdikten sonra,
"Gelmiş, ben gidiyorum." dedim Rabia'ya.
"Bir dakika." dedi, dolabın içini kurcalarken.
"Nerde bu!!... Hahh buldum."

Elinde krem rengi bir babet ve aynı tonda bir çanta vardı. Çantanın içine birkaç makyaj eşyası atıp bana uzattı.
"Çok güzel oldun lan sürtük. Hadi bekletme." Beni kapıya kadar uğurladı.
"Teyzeme-"
"Tamam ben hallederim. Git sen." Yanağına bir öpücük kondurup asansöre bindim. Asansördeki aynada bile kendimi inceledim.
Asansörden inince şok oldum (Ben de Bim.).
"Deniz!"
"Seni bıraktığım yerden alırım demiştim."

Tebessüm edip indim asansörden. Kolunu bana doğru uzattı.
"Size eşlik edebilir miyim küçükhanım?" dedi gözlerimin içine bakarak.
Hiç düşünmeden "Tabi." dedim.

Arabayı sitenin hemen önüne park etmişti. Kapıya yönelip açacakken benden önce davranıp kapımı açtı.
"Çok naziksiniz." dedim arabaya binerken.

Kapımı kapatıp sürücü koltuğuna geçtip arabayı çalıştırdığında çoktan kemerlerimizi takmıştık. Ne yavaş ne de hızlı gidiyorduk.

"Seni çok güzel bir yere götüreceğim." dedi. Radyoya uzanıp birkaç tuşuna bastı. Dün gece dinlediğim şarkıydı bu. Deniz'e baktım, o da bana bakıyordu. Gözlerini yola çevirdiğinde şarkının başlamasını bekledim ama başlamamıştı. Sadece melodi çalıyordu. Deniz derin bir nefes aldı ve şarkıyı kendi söylemeye başladı. Onu izliyordum. Sesi muhteşemdi. Şarkının nakaratını söylerken bana bakıyordu. Bakışları o kadar gerçekçiydi ki, etkilenmemek elde değildi. Öylesine huzur verici. Öylesine hoş. Ve öylesine değil.

¤DENİZ AŞKIM¤Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin