2.BÖLÜM

73 6 2
                                    

Bilge beni öyle süslemiştiki her gören bu kim diye soruyordu. Ben pek bi değişiklik göremesemde beni tanıyanlar hayret içerisinde bana bakıyordu. Bu durum bir yandan hoşuma gittsede bir yandan da tuhaftı işte. Okula geldik herzamanki gibi timuçin ve çetesi kapının önünde gülüşüyorlar. Bilgeyle yanlarına gidip "naber gençler" dediğimizde timuçin hemen "ooo bilge bu güzel arkadaşını bizimle tanıştırmicak mısın? " dedi. Bilge ile birbirimize bakıp kıkırdadık. Elimi timuçine doğru uzatıp "tanıştımıza memnun oldum bende cansu" diyerek gülümsedim. Çocuğun şaşkınlıktan ağzı açık kaldı. İşaret parmağımla timuçinin çenesini kapatıp ona göz kırparak okula girdik.

Tüm sınıf arkadaşlarım hatta öğretmenlerim bile şaşırdı. Bu olay tabi benim hoşuma gitti. Bilge bana dönüp;

"Kızım farkettin mi her 15 dakikaya bir timuçin ve yakışıklı zengin çocuk bizim sınıfa gelip sana bakıp gidiyorlar"

"Of bilge saçmalama ben kütüphanedeyim" diyerek yanından ayrıldım .

Bu okulun bir tek kütüphanesini özlicem. Son kez kütüphaneyi gezeyim dedim. Belkide şu kütüphanenin gıcırdayan kapısının sesini bile son kez duyuyorum. Kitaplara ellerimi sürterek Alacakaranlık serisinin oraya yürüdüm. Kitabın birini karıştırırken kütüphanenin kapısı tekrar gıcırdadı. İçeriye birisi girmişti. Kitaba öyle dalmıştım ki arkamda biri olduğunu farkedememiştim. Arkamdan birisi "sendemi o seriyi seviyorsun" diye kulağıma doğru fısıldadı. Arkamı aniden döndüğümde ise ben şok :O oha oha oha ben iptal. Bu salak salak sırıtmayı nerde görsem tanırım bu benim üstüme çamur sıçratan o ukala çocuktu. Demek ki yeni gelen buymuş. Of bilge of niye söylemiyosun be salak kızım ya. Kendine gel cansu!! Kendime geldiğimde ise  o ukalayla burun burunaydık.

  "evet ama son kitabını bulamıyorum" diyerek somurttum.

"Alacakaranlık mı? Bende tüm serisi var" diyerek burnumu sıktı. Birden "istersen bi ara bize gelip alabilirsin" dedi.

Gözlerimin içinin parladığına ve ağzımın açıldığından emindim. Hiç düşünmeden "olur. Neden olmasın" diyerek sevinçle cırlamıştım. Yakınlığın fazla olduğunu hissedip geriye adım attığımda ayağım takıldı. Tam düşerken belimde hisettiğim kaslı kollarla son anda düşmekten kurtulmuştum.

Bir süre şaşkınlıkla yüzüne baktığımda o dikkatlice suratımı inceliyordu. En sonunda dudaklarını kımıldattı "o gün üstüne çamur sıçrattığım için özür dilerim" bende evlenme teklifi falan edecek sandım tabi insan o pozisyondayken baska ne düşüne bilirdi ki.

Doğrulup çok pişman olduğunu ve affetmem için elinden ne geliyosa yapacağını söyledi. Sağ elini iki elimle tutup gözlerinin içine baktım ve ona "herkez hata yapabilir" dediğimde gülümsedi. Ellerimi öyle sıkıyorduki canım acımıştı.

En son dayanamayıp "hey sen canımı acıtıyorsun" diye kışkırdım.

"Özür dilerim ama benim adım poyraz" diyerek 32 dış sırıttı.

İçeriye birisi girdiğini farkedince hızlı adımlarla kütüphaneden çıktı. Gözlerime bakarken okadar çok tatlıydıki o an onu öpebilirdim.ilk günler salak salak sırıtan suratı şimdi huzur veriyordu sanki.

Karnelerimizi alıp bilge ile herzaman ki kafeye gidip oturduk. Başımdan tüm geçenleri anlattım. Bilgede hemen hevesli hevesli sözüne başladı.

" bizim kızlar poyrazı benim telefnumu karıştırırken görmüşler"

"Oha ee hiçbişe yapmadan geçmişe baksaydın ya kızım"

"Baktım tabi hemde o an "

"Eeee neye bakmış peki?"

"Senin numarana girmiş sonra zaten izlendiğini farkedince kaçmış"

"Off kızım niye ortalıkta bırakıyon şu telefonunu sen ya"

"Benim ne suçum var yaa. Hem bak ne güzel oldu belkide sana mesaj atacak"

"Al işte sardın başıma off bilge off"

"Ya bugün mesaj atarsa oha cansu kesin sizde kalmalıyım" diyerek hesap istedi ve eve doğru yol aldık.

Akşam oldu ama hala ne mesaj nede arama vardı. Saat gecenin 1 i olmuştu artık ümidimizi kesmiştik ve leptobu açıp supernatural izlemeye basladik ve filmin yarısında bilge uyuduğu için bende filmi kapatıp yanına uzandım. Tam dalmıştım ki telefonun titremesiyle irkildim. Mesaj gelmişti tanımadığım bir numara bana "yarın alacakaranlığın son kitabını almaya geliyosun dimi?" yazıyordu. Bunun poyraz olduğundan emindim hemen bilgeyi uyandırdım. Cevap vermediğimi sanıp arıyordu:

"allaaa napacam bilge kalksana kızım"

"Ne var ya yine noldu?"

"Kızım poyraz arıyo diyorum"

"Oha oha nee açsana mal" diyerek kafama vurdu.

Telefonu açıp uykuluymuş gibi konuştum;

"Efendim ?"

"Uykucu bi taksana beni ya"

"Efendim dedim ya ukala noldu?"

"Ne zaman kitabı almaya geleceksin"

"Yarı..."

"İyi bana konum at yarın alacam seni hadi huzurlu uykular minnak"

"..............."

Ne salak ya hem lafımı böldü hemde suratıma kapattı. Bilge çoktan uyumuştu bende uykuya direnemeyip uykunun huzurlu kollarına kendimi bıraktım.

ÇOK MU KOMİK ?Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin