Bu nasıl olabilirdi ya yanımda uyanmış bir poyraz herşeyin farkında bir masum gülüş sergiliyor ben ise altımda bir ıslaklık hissediyorum. Bunun olması imkansızdı ama olmuştu. Lanet olsunki regl olmuştum utancımdan napacağımı şaşırdım. Gözlerim dolmuştu ve ben sesimi çıkarmasamda göz yaşlarımın aktığını hissettim. Bir çırpıda telefonumu alıp ağlaya ağlaya banyoya koşturdum. Hıçkırık seslerim banyoda yankı yapıyordu. Birden poyraz kapıyı kırarcasına vurmaya başladı. "Cansu utanmana hiç gerek yok bu normal bişe" diyerek teselli vermeye çalışsada benim ağlamalarım dinmedi. Bilgeyi aradım ve o boğuk sesimle herşeyi anlattım oda telaş yapmicamı ve poyraza kapıyı açmam gerektiğini söyledi.
Bu sırada poyrazda bağırarak "eyer kapıyı açmazsan kıracağım" dedi. Sonra bir süre ses gelmedi ve kapıya yöneldim kapıyı açmamla karşımda bana doğru koşan bir poyraz gördüm ve hızını ayarlayamayıp üstüme düştü.
"Aaaahhh karnım" diye çığlık attım. Özür diledi ama hala üzerimdeydi "üzerimden kalkarmısın?" dedim utanç sesimle. Gülümsedi ve farkettimki gri eşofmanının sağ bacağının orda hafif kan vardı ve bu kan benden bulaşmış gibi duruyordu. Kafamı daha çok yere eğdim ve sessizce göz yaşı döktüm.
Ellerimden tutup ayağa kaldırdı ve gözyaşlarımı sildi ardından "hadi minik fareyi temizleyelim" dedi. Zorda olsa hafif bir gülümseme oldu suratımda. Bu sırada poyraz küveti ılık suyla doldurdu.
"Hadi şimdi güzel bir duş sizi bekliyor küçük majesteleri" dedi ve gülümseyerek banyodan çıktı. Küvetin içine girdim 5 dakika öyle uzandıktan sonra yıkanıp çıktım. Kapın arkasındaki poyraza ait sandığım bornozun birini geçirdim üzerime. Kapıyı hafif aralayıp poyrazın orda olup olmadığını kontrol ettim ve yoktu. Banyodan çıktığımda yatağın üzerindeki eşofanları ve çamaşırları gördüm. Bornozu üzerimden atıp çamaşırlara uzancaktım ki birden kapı açıldı telaştan napacağımı şaşırıp arkamı döndüğümde ise gözlerini kapatmış geri geri giden bir poyrazla karşılaştım."Oowwww yanlış zaman oğlum yanlış zaman" diyerek gözleri kapalı halde odadan çıktı.
Pot üstüne pot kırıyordum. Poyrazın yanında ne zaman dursam ona rezil oluyordum. Heralde bundan sonra 1 2 sene görüşmeyiz anca utancım geçer çünkü diye düşünürken biryandan da eşofmanları giydim.
Poyrazın odasından çıkıp onu aramaya başladım. Bulduğumda ise havuzun kenarında bir elinde peynir ekmekten oluşan bir dürüm diğer elinde ise bir fincan sıcak çay vardı. Beni gördüğünde ise "gel bakalım küçük haylaz" diyip elindekileri uzatarak sırıttı. Onunla konuşurken kafamı yere eğip hiç suratına bakmıyordum. Elimdekileri bitirdikten sonra beni eve bırakmasını rica ettim tabi oda beni kırmayarak kabul etti ve bizim eve doğru yol aldık...
Arkadaşlar yorumlarınızı bekliyorum..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇOK MU KOMİK ?
Teen FictionKarışıklıklarla dolu bir üniversitede karşılıksız bir aşk hikayesi.