Mahvolmuş perdelerin arasından havanın griliğine inat süzülen ışığa baktım, dün gece yine evimin memnuniyetle içine sıçıp gitmişlerdi.Ankara'da ve Bilkent'te hazırlıkla birlikte 2. senemdi. Her yerde olduğu gibi yine ortamın merkeziydim,herkesi seçen insan,herkesin kendisini seçmesini istediği insan...
Arkadaşlarımı bizzat ben seçerdim. Birinci sınıf olmama ragmen son sınıfların bile gözdesiydim, 8 senelik ilkokul hayatımda yaşadığım çokça eziklikten,aşağılanmaktan dolayı bir daha o tarafta değil, bu tarafta olacağıma and içmiştim. Sosyal hayatı ve derslerini dengede tutabilen nadir yetenekli insanlardandım, herkes bunu nasıl yapabildiğimin sırrını anlamazdı bile,ben dahil.
İnatla düzelmeyen saçlarımı yatıştırmak için 20 dakikamı harcadıktan sonra hiç bişey yemeden evden çıktım. Arabamı dün gece hangi kafayla nereye koyduğumu bilmediğinden bulmam da zamanımı aldı, Bilkent'e yarım saat sonra giriş yaptım, Ankara'nın ayazına hala alışamadığımdan yine ve yine üşüyodum.
Müge ve Berfin'i bulmak adına kampüste dört dönüp duruyordum,her zamanki gibi tüm gözler bendeydi. Deniz lafını en aşağı 5 kere falan duyduktan sonra her zamanki gibi bakabildiğim kadar öne bakarak dimdik, müthiş bir özgüvenle yürümeye devam ettim, her şey güzel giderken telefonumdaki bildirim sesi kulağımı tıkladı:
"Sayın Deniz Çınaroğlu, borcunuz olan 17.000 Amerikan dolarını 15.11.2015 tarihine kadar ödemezseniz hakkınızdaki hukuki işlemden firmamız sorumlu değildir"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Deniz Çınaroğlu
BeletrieDuymuşsunuzdur mutlaka: Hani derler ya "Bazen ilk görüşte anlarsın,o insan senin kaderindir,bazense bir ömür boyu ararsın,bulamazsın.." Önyargılarınızı rafa kaldırıp okumaya karar verirseniz eğer: şu an elinizde tuttuğunuz şey iki insanın,hatta olab...