'kötüden yana'

170 2 0
                                    

İşler nasıl bu hale geldi bilmiyorum ama elimde ki kan lekesi olanların gerçek olduğunu gösteriyordu. O fısıltıdan sonra iyice kendimi kaybetmiştim. Mutfakta elime aldığım bıçakla tekrar içeri girdiğimi hatırlıyorum. Siteme yaklaşıp 'size gidin demiştim' dedim ve aniden bıçağı sitemin karnına saplamıştım. Kanlar içinde kalan siteme bakarken bir kaç hareketlenme olmuştu. Daha sonra içeri kaçtım. Neden bıçakladığımı anlamadım ama içim hiç acımamıştı. Üzerimi değiştirip camdan dışarı atladım ve koşar adımlarla kaçtım o evden. En son duyduğum arafın sesiydi 'o kızı yakalayın! Çok uzağa gidemez'.

Arkama bakmadan koştum.. koştum ve yine koştum. En  sonunda durdum. Nefes nefese kalmam gerekirken nefes alışlarım gayet normaldi. Peki şimdi nerdeydim? İstemsizce buraya geldiğimi hatırlıyorum. Ama burası bizim yerimizdi. Sitemle benim. Ne zaman üzülsem veye yine üvey babamın gazabına uğrasam buraya gelirdik sitemle. Peki şimdi niye yalnız geldim buraya. Belki gidecek başka yerimin olmamasıdır. Ve burayı sadece ben ve sitem biliyorduk. Deniz kokusu burnumu doldurdu. Bu kokuyla yüzümü buruşturdum. Ne zamandır güzel kokan herşey sigara kokusu gibi kokmaya başladı. Evet aynı sigara kokusu gibi. Bu koku benim midemi bulandırıyordu. Belki üvey babam yüzündendir onun iğrenç ağız kokusu yüzündendir.

Deniz kıyısından uzaklaşıp kaya parçasına oturdum. Bir ara dayanamayıp uzandım. Çok uykum vardı. Gözlerimi yumdum. Aniden açtım gözlerimi ve hala kaya parçasının üzerindeydim. O kaya nasıl ağrı yapmamıştı bende anlamadım ama hiçbir yerim tutulmamıştı. Ayağa kalkarak tam bir adım atacaktım ki birisine çarpmamın sonucu duraksadım. Kafamı kaldırdım ve arafın gözleriyle buluştum. Bana çok boş bakıyordu. "Git başımdan!' diyerek onu ittirdim. Onu ittirdim mi demiştim? İki metre öteye savruldu resmen. Ellerime baktım bunu ben mi yapmıştım. Araf gibi yapılı birisini küçük cılız kolumla savurdum mu az önce? Arafa baktım bana korkmuş gözlerle bakıyordu. "Bana neler oluyor!" diye ağlamaklı konuştum.

Doğrularak bana gelmeye başladı ve tam karşımda durdu. "Öncelikle sakin ol! Sen Seçilmişsin. Yani karanlık seni seçti. Kehanet var. Ve bizde bu kehanetti kızın seçilmesini bekledik. Çünkü hayatımız senin elinde." dedi ve durdu ne tepki verceğime baktı. "Neden hayatınız benim elimde? Karanlık kim? Kehanet ne? Ben seçilmiş değilim anladın mı? Ben sizi kurtaramam yapamam anladın mı? Ben mi seçilmişim peki seçildiğimden neden benim haberim yok? Benim hayatım.. yandı ben sitemi bıçakladım hemde durduk yere. Ve ben bundan zevk aldım. Bilmiyorum... ne yapcağımı bilmiyorum.." artık ağlıyordum.

Bana yaklaşıp sarıldı. Ağzımdan hıçkırıklar çıkarken " şşşşş sakin ol" dedi ve daha sıkı sarıldı. Onun kollarında huzur vardı. Onun göğsüne kafamı koydum ve o dünden beri iğrenç kokulardan daha güzeldi. Gerçek kokusu. İşte bu beni rahatlattı. Ellerimi arkadan sırtına götürdüm ve bende sarıldım. Bir dakka böyle sarılarak geçmişti. İlk hamleyi araf yapıp geri çekildi. "Nerdeyse kemiklerimi kırcaktın" dedi gülümseyerek. Bende dünden beri ilk defa gerçekten gülümsedim. "Yapma o kadar mı güçlü oldum?" dedim. Sonra yüzü ciddileşti. "Gel benimle gerçekleri öğrenmen ve tarafını tutman lazım" dedi ve beni sürüklemeye başladı. "Nereye" dedim ceylanların yanına dedi ve biranda tuttuğu eli bıraktı. Bana dönüp tek kaşını kaldırdı "biz bir grubuz ve birbirimize adlar taktık ceylan aslında sitem. Senin tuaf bir kız olduğunu fark ettiğimde ceylanı senin yanına arkadaşlık yapması için göndermiştim. Hislerimde doğru çıktı sen seçildin" dedi ve yine gözlerimin dolduğunu fark ettim. Ne yani yalanmıydı herşey ben onun yanında geçirmiştim en güzel günlerimi ve yalandı öylemi! "Sitem bana bunu bana yapmaz yapamaz o benim hayatımda ki terk varlığım o beni sırtımdan bıçaklayamaz!" Araf bana hüzünle bakarken bana acıdığını anladım. Sitem eğer onun çetesindeyse benimle beraber yaşadıklarından arafında haberi vardı. Yüzümde kızarma yoktu. Üvey babamdan ve kendinden haberi vardı demek ki. "Şeyy.. ımm.. sitemle beraberken sana yaşadıklarımızdan bahsetti mi?" dedim gözlerimden yaş süzülürken. O da bana bakıp yine çekiştirmeye başlarken net bir şekilde "Hayır" dedi. Onu durdurarak " sen serkana beni fark etmediğini söyledin?" dedim cevap bekleyerek. O da hemen " sana bakmasın diye yoksa sana tecavüz bile ederdi puşt" dedi ve daha fazla konuşmama engel olarak yine elimden tutup çekiştirmeye başladı.

Demek ki sitemden öğrenmişti burda olduğumu. Hızlı şekilede ilerlemeye devam ettik. Taksiye binip bir adres verdi. Oraya gittiğimizde. Dışradan müskakil dört kişilik bir aile için oldukça güzel bir eve geldik. Eve girdiğimde ağzım açık kaldı. Çünkü evin içi boştu. Bomboştu. Perdeler çekilmiş ışığın içeri gelmesi engellenmişti ama içerisi gözle görülürdü. Beni sırtımdan ittirerek tam salonun ortasına getirdi. Kapıdan gelen seslerle arkamı döndüm.

Dünkü evdeki gruptu bu. Neredeyse 10 kişileridi beş kız beş erkek ve hepsi birbirinden havalı. Onların arkasındanda 40'lı yaşlarda biri. Araf ona bakarak "efendimiz son seçilen kız" dedi ve beni onun önüne ittirdi. Arkamı dönüp  arafa " yavaş ol ben seni bir ittiririm duvarda pestilin çıkar" dedim gözünü korkuttuğum kesindi. Bunu gözlerinden anladım. Önüme döndüğümde adamı beni sürerken gördüm. Dayanamayarak " biri bana her şeyi anlatsın artık!" diye bağırdım.

Adam bana dokunacakken bir adım geri çekildim. "Benden korkma benim bir zararım olmaz ama karanlığın olabilir. Onu dinleme kendinle savaş." Kafama bir ağrı girdi kendimi eskisi gibi hissetmiştim. Titreyeren sesimle " beni... ku.. kuratarın. Kendime engel olamıyorum." Ve o ağrı gittikçe şiddetlendi. Aynı sancı ve uğultular. Kendimi yere attım. İnliyordum. Sanki ateşler içinde yanıyordum. "onları dinleme sen benim kızımsın şimdi ayağa kalk ve yanıma gel sen onlardan güçlüsün kafanı karıştırmalarına izin verme." diye fısıltı kayboldu. Kendimi topladım ve ayağa kalktım. Bana yaklaşanlara elimle durdurdum. Ve karşımda ki adama yaklaştım. "Babam beni çağrıyor. Ben babamın yanındayım." diye pis pis sırıttım. Ve o korkmuş gözünde çocukluğunu gördüm. İğrenç bir şekilde gülümsedim ve elimi kaldırdım. Ona dokunmadan duvara çarptırdım. Demek gücümde varmış. Kapıya ilerlenken adama baktım.

Durdum " anladığım kadarıyla karanlıktan korkuyormuşsun. Bence şimdi daha çok korkmalısın" dedim. Etrafında araflar vardı. Ve o anda gözlerim serkanla buluştu. Dehşet korku biraradaydı. Zavallılar. Tam gözlerinin içine bakarak " seninle işlerim var." dedim ve dışarı çıktım.

Işık yüzüme değdiğinde elimle yüzümü kapattım. Derimi kaşındırıyordu. Ve ayaklarım babamı  yanınan gitmek için hareketlenmişti. İçerde sitem yoktu demek ki ölmüştü. Sırıtmaya başladım "gebersin sürtük" dedim dışımdan. Ve düşünmeden ilerlemeye devam ettim.




Karanlık KızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin