Konuşarak anlatılmadığını biliyorum.
Susrakta anlatmaya kalbim el vermiyor.
Geriye birtek yazmak kaldı.
Âmâ Kalem
Anlatamadıklarımın zekati göz yaşım
Düşüncelerim doldu taştı, sancılı başım
Elden kalem düşmez ama yazamıyorda
Çünkü içimi ayna gibi yansıtamıyorda
Yansıtmadığın zaman yapman gereken
Çay içip özlemek
Kaldı ki hasret ,
İnsanın elinde olan bir şey değildir ....
Âmâ Kalem
Her nefes bronşlarımı yakar
Çünkü uzun zamandır konkunsuzum
Bir demlik çayla yazamakdıkalarım kadar
Aklımın ücra köşelerinde hasretin var
Aklının en ücra ķöşelerine selam söylüyorum
Kalbimdeki hüznü söküp atıyorum
Hemde demlenmeden yazıyorum
Leyla'nın aklına saşıyorum
Âmâ Kalem
Bir selamına hayran kalıyorum
Sen hüznü ben kalbi atıyorum
Uyuyabilmek için ayran arıyorum
Leylaninda olmus bir karış havada aklı
Ne yaparsın Kör Kalemim
Bizim imtihanımız biraz daha koyu yazılmış
Solumuza hep sabır kelimesinin ağırlığı biniyor
Yinede çok sükür
Âmâ Kalem
Kör kalemim hüznü aşikar
Dayanamıyor, ısındı iyice zülfikar
Bu imtihan bir seferliktir
Sabrederiz biz nefesimiz yettiğince
Sevdalarimiza yemin etmisken biz
Üç heceli ayrılık belası girdi
Yeminler ile bende üfürdüm ömrümü en uzak düşlere
Âmâ Kalem
Neydi yemin, neyedi yemin?
Sende ayrı diyarlara sürgünmü?
Üfür kalbini benim yönüme Uzaklardan öyle bulayım yönümü
Yönünumu sadık olana çevirdim derinlerde
Senin yönünde, benim gözümde Sam yelinde
Artık uyanma vakti kendini heba etme deliye
Âmâ Kalem
Yolum belli, yönüm belli
İçimizde her ne seyse
Senden benden alınca tam yerinde
Deliyim! Senden öncede senden sonrada tam yeterinde
