'Hayali olmayan insan, ölü biridir' derler. Ne kadar da doğru bir söz.
Bazı Hayaller büyük bazıları ise küçüktür ve bu hiç bir zaman onların değerini belirlemez. Imkansızı hayal ettiğini düşünürsün belki de ama asıl o dur seni ayakta tutan şey.
Asla ulaşamam bu hayalime diye düşünürsün belki kendi kendine ama zaman geçtikce ne kadar da yaklaştığını fark edersin o çok ulaşılmaz sandığın hayale. Her insanın hayal etme hakkı vardır, başkalarına ne kadar saçma ve değersiz gelse de. Biz hayal ederek kimseye bir şey borçlu değilizdir. En tuhaf ve saçma şeyleri hayal edebiliriz bizi mutlu ettiği taktirde.
O hayalleri bir gün gerçekleşmesini de zorlayıp hiç kimseye bir şey ıspatlamak zorunda değiliz ve 'az gerçekçi ol' diyen kimseye kulak asmak zorundalığımız yoktur. Insanlar ne olursa olsun başkaların hayallerini küçümserken, hayal etmeyi devam ederler. Bir kişi hayal etmeyi bıraktığı an nefes almadığı andır.
Ne kadar hüzünlü veya hayal kırıklığına uğramış olsa da hayat tarafından ve hayal etmenin anlamsız oduğunu söylese de. Kalbi bundan asla vazgeçmemiştir. Bir kalp ne kadar kırık olursa olsun asla hayal etmekten vazgeçemez.
Nasıl organlarımız nefes almadığımız taktirde iflas ediyor ve vücudumuz ayakta kalamıyorsa, ruhumuzda hayal etmeden çiçek açamaz ve solup gider.
Bu durumun hepimizin farkında olmasına rağmen, ebeveynler neden kendi hayallerini çocuklarına zorla dayatmaya çalışırlar? Kendileri hayal etmeyi bırakmışlar veya bıraktıklarını düşünüyorlardı belki de. Bu vazgeçmenin acısını tatmışlardı fakat yinede çocuklarına engel oluyorlardır. Sanki vazgeçtikleri hayallerin acısını onlardan çıkarıyorlardı.. 'Benim hayallerim öldü gitti, belki senin bedeninde tekrar canlanabilirler.' diye düşünüyorlar ve umuyorlar. Buna inanıyorlardı kalplerinin en derinlerinde...çünkü orası karanlıklar ülkesine dönüşmüştü.
Onlar mutlu olamazsa, kimse mutlu olamazdı ve olmayacaktı. Herkes birbirini yer, arkasından konuşur ve birbirini kıskanırdı. Kimse mutlu olmayı hak etmiyordu biri mutlu olmadığında. Biri ölünce herkes ölmeliydi ve Hayaller çöpe basılıyordu. Öylece kalıyordu Hayaller orada.
Kokmaya başlıyordu ve unutuluyordu.
Hiçbir zaman hayallerine ulaşamama korkusu vardı, çünkü orada bekletip, çürüyüp gitmişti.
Yok olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kranlıklar Ülkesi
Short StoryIçimden gelen geçen her şeyi her düşüncemi buraya yazıyorum. Bazen Karanlık bazen ise biraz içimde ışığı bulabildiğim zamanlarda yazdığım kısa hikayeler ve düşünceler barındırıyor. Karanlıklar Ülkesi benim zaman zaman içerisinde yaşadığım bir Dünya...
