Gözlerimi açtığımda gördüğüm kabusun etkisindeydim. Gördüğüm kabus.. Hiç de kabus gibi değildi. Bunu gerçekten yaşamış gibiydim fakat bu imkansızdı öyle değil mi? Ayrıca elimdeki cansız bedeni gördükten sonra neler olduğunu hatırlamıyordum. Bu bir kabus gördüğümün kanıtı olmalıydı. Ne olursa olsun kontrol etmeliyim diye düşündüm. Yattığım çalılıktan kalktım,üzerimi sirkeledim ve ayaklarım beni o yere doğru götürdü. Rüyamda gördüğüm yere daha önce gitmiş olduğuma emindim. O kadar gerçekçiydi ki doğa üstü yaratıklara inanıyor olsam onlardan biri olduğumu düşünürdüm. Beynimin ayaklarıma uyguladığı baskıyla durdum. Bu gelen siren sesi miydi? Yavaşça bir iki adım attım. Korkuyordum çünkü ben daha çok küçüktüm. Gözlerim beni yanıltıyordu ya da rüya içinde rüya görüyordum. Ellerim istemsizce açık olan ağzımı kapattı. Gözlerimden akan yaşlara mani olamıyordum. Oradaydı, tam rüyamda ki gibiydi. Adamın etrafı sarı şeritlerle sarılmış, üzeri bir kaç gazeteyle örtülmüştü. Aman tanrım! Gördüğüm bir rüya değildi. Neler oluyordu? Bu nasıl bir kabustu? Ben, ben bunu nasıl yapmıştım. Beynim oradan uzaklaşmamı söylese de merakım buna engel oluyordu. Yavaşça bir kaç adım attım, kalabalığın arasına girdim ve yanımdaki çocuğa "Neler oluyor?" diye sordum. Aldığım cevap korkumu arttırmaktan başka bir şey yapmamıştı.
"Bir adam ölmüş. Suratı çok farklıymış. Dün öldürüldüğü düşünülüyor fakat adam çürümüş bir ceset gibi görünüyormuş."
Beynim durdu. Ben ne yapmıştım? Bunu nasıl yapmıştım? Kimdim ben? Neydim ben? Gözlerimden süzülen yaşlarla ayaklarım geri geri gitmeye başladı. Arkamı döndüm ve hiç bir şey olmamış gibi ilerlemeye devam ettim. Bir el beni yakalayana kadar. Kolumu sıkan el beni çekiştirmeye başladığında kalbim ağzımda atıyordu. Bir ağaca yaslandım. Gözlerimin içine bakan kadın bir şeyler söylüyordu fakat onu duymuyordum. Dünya durmuştu sanki. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Omuzlarıma yapışan iki el beni sarstığında kendime geldim. Kadının tek söylediği
"Bununla alakan ne?" Kimdi bu kadın? Yaşadıklarımı nereden biliyordu? Ayrıca neden 11 yaşındaki bir çocuğa bu kadar sert davranıyordu?
"Be-ben bir şey bilmiyorum." Ellerini omuzlarımdan çekmişti. Artık sadece önümde diz çökmüş ve ciddi bir şekilde konuşuyordu.
"Bak hayatım. Ben de senin gibiyim. Senden biraz farklıyım ama senin gibiyim. Beni anlıyor musun? O adamın suratını gördüm. Bunu bir insanın yapmış olması imkansız. Aslında bunu yapanın ne olduğunu da biliyorum. Fakat anlam veremiyorum."
"Siz neyden bahsediyorsunuz?" Sesim titremişti. Yaşadıklarım 11 yaşında bir çocuk için çok ağır ve anlamsızdı. Ben masal okumayı 5 yaşında o mahsene kapatıldığımda bırakmıştım.
"Aman tanrım!" Elleriyle açık olan ağzını kapatırken epey şaşkın görünüyordu. "Senin hiç birşeyden haberin yok öyle değil mi?"
"Be-ben bilmiyorum." Elime yapışıp kendine doğru çekti.
"Benimle gel sana her şeyi açıklayacağım."
Kolumdan tutup çekiştiren bir kadın. Siren sesleri. Kalabalığın bağırışları. O adamın cesedi. Polisin herkesi sorguya çekişi. Neler olduğunu anlamakta zorluk çekiyordum ve bu garipsenecek bir şey değildi. Benim bedenim bu yaşadıklarımı kaldıracak kadar güçlü olamazdı.
Ben Rachel. Doğduğu anda ailesi tarafından yetimhaneye terk edilmiş bir öksüzüm. Yetimhanede yediği dayaklar yüzünden her gece ağlayan. Her gün bir umut için tanrıya yalvaran küçücük bir kız çocuğuyum. 11 yaşında yaşadıklarına katlanamayan, en yakın arkadaşını geride bırakan küçücük bir kız çocuğu. Kim olduğunu bilmeyen, ne olduğunu bilmeyen, hiç bir şeye anlam veremeyen zavallı bir çocuğum sadece.
Şimdi tanımadığı bir kadın tarafından, tanımadığı bir yere götürülen, 11 yaşında olmasına rağmen hayattan nefret edebilen bir çocuğum. Bu kadın kim, burası neresi, neler oluyor bilmiyorum fakat her şeyi öğreneceğime yemin ediyorum! Kim olduğumu, ne olduğumu öğreneceğim. Ben neyim?
MULTIMEDIA: İSİMSİZ KADIN. KİM BU KADIN?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VARLIK
FantasyBana bu ismi kim vermişti? Hangi anne çocuğunu bir yetimhanenin kapısına bırakacak kadar acizdi? Aciz miydi yoksa gaddar mı? Kim olduğumu düşünürken insan olmadığımı fark ettim.. Bunun sorumlusu ne annemin acizliğiydi, ne de gaddarlığı. Şimdi tek dü...
