Gözlerimi açtığımda etrafımda beyazı gördüm. İtiraf etmeliyim başta öldüğümü düşünmüştüm. Hatane odasına benzeyen bir yerde ellerim yatak kenarlarına bağlı bir şekilde uyandım. Etrafımda kimse yoktu. Neler olduğunu anlama çabam başarısız sonuçlandı. Son hatırladığım sarışın çocuğu taraflardan bahsetmesiydi. Ne tarafı? Kimin tarafı? Ben neredeyim? Kim iyi? Kim kötü? Hiç bir şey bilmiyorum. Saçma sapan bir savaşın ortasında sadece intikam almayı düşünen biriyim. Odanın kapısı hafifçe aralandı. Karanlığın içinden siyah uzun saçları, açık mavi gözleriyle bana gülümseyen kadın çıktığında içimde bir huzursuzluk hissettim. Sanki melek gibi görünen bir şeytana bakıyordum. Elinde notlar bulunan kadın bana yaklaştı. Başımda bulunan sandalyeye oturdu ve konuşmaya başladı..
"Uyanmışsın." neler olduğunu anlamaya çalışan surat ifademi farketmiş olmalı. Notlara bakıp konuşmaya devam etti.
"Pekala. Ben Amy. Binevi varık doktoruyum denebilir. Türleri araştırır, tehlike derecelerine göre sıralarım. Senin türünün tükendiğini düşünüyorduk. Daha doğrusu on kalanların öldürüldüğünü. Fakat şu an karşımda duruyorsun. Bu benim için fazlasıyla ilginç. Kapatmış olduğum tür sayfasını ilk defa tekrar açıyorum denebilir." tüm bu cümleleri sarf ettiğinde merak ettiğim tek bir şey vardı.
"John kim?"
"Imm. John bu tarafın başı. Yani binevi bizim başkanımız diyebilirim."
"Sizin? Siz kimsiniz?"
"Sana her şeyi en başından anlatmam gerekecek desene." gülümseyerek sandalyeye yerleşti. Gözlerini gözlerimle birleştirdi ve anlatmaya başladı.
"Yaklaşık 100 yıldır devam eden bir savaşın içindeyiz. Varlıklar savaşı denebilir. Savaşın nereden başladığını hiç birimiz bilmiyoruz. Fakat her bir varlık bu savaşa bir şekilde dahil olmak zorunda kalıyor. Şu an üç taraf var. John, Michael ve Mary." Mary mi dedi o? Nasıl olur? Mary bana bundan nasıl bahsetmez? Bir tarafın başı olduğunu benden neden gizler ki?
"Mary mi?" onu tanıdığımı fark ettiğinde benden korkmuşa benziyordu.
"Onu tanıyor musun?"
"Evet. Onu tanıyorum."
"Öyleyse onun tarafındasın?"
"Hayır taraflardan bana hiç bahsetmedi." biraz rahatlamış gibi görünüyordu. "Bana ondan bahset. Mary'den."
"Imm. Pekala. Mary en korkutucu taraf denebilir. En güçlü varlıkları kendine çekmeyi başarmış taraf."
"Ne tür varlıklar?"
"İlk olarak senin türün yani taglar öldürülene kadar Mary'nin tarafındaydı." bunu tahmin edebilirdim. Ailem ile arkadaş olduğunu defalarca söylemiş ve beni eğitmişti.
"Daha sonra widelar. En acımasız ve korkutucu varlıklar. Hala Mary'ye hizmet ediyorlar. Mary ne zaman ne isterse yapabilecek kadar sadık ve bir o kadar acımasızlar. İnan bana iki wide kardeşin birbirini naıl katletdiklerini gözlerimle gördüm."
"Nasıl olur? Ailemi widelar öldürdü.."
"Imm. Bir saniye. Sen şu son tagların çocuğu musun? İnanamıyorum sen o musun?"
"Yani sanırım öyleyim."
"Ve sen Mary ile tanıştın öyle mi?"
"Evet de şu an konumuz bu değil. Aileme Michael ihanet ettiği için öldürülmüşler. Widelar tarafından. Fakat Mary nasıl buna izin verdi?" şaşkın bakışlarıyla, şoka uğramış bir şekilde sandalyeden kalktı. Sessizce dışarı çıktı ve kapıyı kapattı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VARLIK
FantasyBana bu ismi kim vermişti? Hangi anne çocuğunu bir yetimhanenin kapısına bırakacak kadar acizdi? Aciz miydi yoksa gaddar mı? Kim olduğumu düşünürken insan olmadığımı fark ettim.. Bunun sorumlusu ne annemin acizliğiydi, ne de gaddarlığı. Şimdi tek dü...
