BİRBAŞIMA

113 13 0
                                        

"O haydutlar ortalığı terk edince küçük Samuel i alıp olabildiğince koşmaya başladım.Nereye gittiğimi henüz ben bile bilmiyordum.Tren sesleri kulağıma doğru gelmeye başladı.
Belki bu ikimiz için bir çıkış yolu olabilirdi.Ve sonunda tren sesleri sayesinde istasyona gelmiş olduk.
Tam anlamıyla yoksulduk.Bu şehirde yardım isteyecek kimsemiz yoktu.O anda bir yük treni geçmekteydi hiç düşünmeden atladım.Bu trenin nereden gelip nereye gideceğini bilmiyordum.Tek bildiğim şey küçük kardeşim Samuel'i korumak.Ama bu nasıl olucak hiç bilmiyorum.Sonunu bilmediğim bir yola girdim.Küçük Samuel ağlamaya başladı.Gerçi o hiç susmamıştı.Gördüğü o çirkin görüntüden sonra ağzını açmamış sadece uzaklara bakıyordu.Acıkmışmıydı acaba?
Ona hemen birşeyler bulmalıydım.Ama bu izinsiz bindiğimiz yük treninde kimseden birşey isteyemezdim.
Samuel'in elinden tutup vagonları gezmeye başladım belki burada birşeyler bulabilirdik.Sesler gelmeye başlayınca anında bir vagona girdik.Vagon oldukça büyüktü ve şansınıza bu bir peynir vagonuydu.Samuel ile oturup önce karnımızı doyurmaya başladık.Daha sonra yanımda bulunan torbaya peynir doldurmaya başladım.
Büyük bir sesle tren aniden durdu sanırsam neresi olduğunu bilmediğimiz o yere gelmiştik.
Kardeşimle beraber hemen aşşağı indim.O kadar değişik bir duygu içersindeyimki sanki bastığım her taş kaderimizi belirliyordu.Evet evet burası o o o..."
"Hey hey uyan iyimisin"
Uyandığım zaman bir yaşlı çift gözümün önüne geldi.
"Hadi kızım biraz başını kaldır."
"Samuel Samuel nerde o iyimi"
"O uyuyor kızım maşallah akıllı çocuğa benziyor."
"Evet...Akıllı olduğunu bana o gecede belli etmişti...
"Noldu kızım o gece"
Case o gece olup biteni gözyaşları içinde anlatmaya başladı.Nasıl dökülmesinki o gözyaşları...
Kim anlayabilirki...Kendi ülkesi için canını ortaya koyan bir kimseye yapılan ihanet ve bu ihanetin canını yakması...
İnsan ölüme alışıyor en azından nerde olduğu biliniyor.
Kayıp ise işte o herşeyi bitiyorlar.
Şuan kendilerini dünyaya getiren annelerinin nasıl olduğunu bilmiyorlar ve birbaşlarınalar.
Kim ister ki böyle bir hayatı onlarda istemez ama bunun ne getireceğini kimse bilemez.
"Kızım daldın gittin.Küçük bey uyandı istersen onunla bir ilgilen.
"Tatlım uyanmışsın nede çok uyudun yoksa yine rüyanda dünyayı mı kurtarıyordun"
"Case biz neredeyiz"
"Canım emin ol şuan güvenilir yerdeyiz.Onlar çok tatlı yaşlılar ve bize yardımcı olucaklar"
"Peki annem?"
İnsanın hayatında bir sürü sorular vardır.Kimisini hemen cevaplar kimisini azda olsa erteler.Peki hiç cevaplamaya insanın gücü yetmediği sorular.
Onlar nolucak hiç bilinmez tek bir cevabı vardır"ZAMAN"
"Samuel sen hiç küçük Tony hikayesini okudunmu?.Sanırsam okumadın o zaman ben sana anlatim."Bir gün küçük Tony ve annesi alışverişe giderler.Küçük Tony oyuncakları görür görmez annesinin elini bırakıp koşarak oyuncaklar bölümüne gider.Tony min annesi oğlunu göremeyince telaşlanır etrafına bakınır ama bulamaz.Tony de kendi etrafında arar durur ama bulamaz.Çünkü ikiside kendi taraflarında ararlar yani aslında olmayacaklarını yerde.İste tam o anda anne oyuncaklara doğru gider ve Tony yi bulur"İşte küçük Samuel bizde aynen öyle yapıcağız eğer annem bizim olduğumuž yerde bulamazsa bizde onun tarafına geçicez...

YOKSUL SAVAŞHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin