ÇANAKKALE DESTANI

19 10 4
                                        




Bir sabah gün ağarırken çöktü o karabulut,
O gün ki kalplere hakim tekbir imandı umut,

Gelecek ufukta ki sonu belli olmayan bir karanlık,
Gerçek miydi, uykusuz gözlere görünen düşman siluetleri bir anlık,
Ufuktaki gemiler ne çabukta yaklaşmıştı karaya,
Hala mavi Ege’nin rengi çalıyordu karaya,
Aniden yankılanmıştı karada top sesleri,
Aydınlıktan belli oluyordu artık, iki safın yüzleri,
Düşman güçlü idi, baskın çıkmıştı o ana kadar,
O an ki, bir top mermisi ile değişiyordu kader,
Seyit onbaşının ağzında dualar, sırtında top mermisi,
Az sonra koca bir gemiden geliyordu, o merminin gür sesi,
Kanlı savaş tüm hızıyla hiç durmadan sürüyordu,
Sanki kara toprak, mavi deniz al, al kanıyordu,
Gökten yağmur gibi şarapneller, mermiler yağıyordu,
Yetmiş iki buçuk millet, tek bir mümin ile savaşıyordu,

Bir taraftan, birileri akşam beşte Marmara diyordu,
Diğer taraftan, nice yiğitler akın, akın Cennet’e gidiyordu,
Düşman dört bir taraftan boğazın kıyılarına üşüşmüştü,
Karaya ilk ayak basanlar daha mevzilenmeden ölmüştü,
Siperler sanki toplu mezar diye kazılmıştı,
Her bir erin alnına ölüm kanla yazılmıştı,
Kınalı kuzular kurban oluyordu, Allah’a birer, birer,
Ölümü ruhunda söndürüyordu, şahit düşen her nefer,
Baba oğul omuz omuza çarpışıyordu, bu vatanın uğrunda,
Şanlı bir destan yazılıyordu, ezelden ebede Gelibolu’da,
Cepheden Allah, Allah nidaları yükselirken göklere,
Arştan melekler sağanak, sağanak iniyordu yerlere,
Mevzide dahi beş vakit okunurken mübarek ezânlar,
Susuzluktan teyemmüm abesti ile kılınan namazlar,
Bir yandan tekbir ile şahadet şerbetini yudumlayanlar,
Diğer yandan boşuna heba olup umduğunu bulamayanlar,
Saat akşam beşi kaç kere geçti, bilmem kaç kere,
Kendinden emin söylenen sözlerin hepsi gitmişti boş yere,
………
Şimdi o şehitlerin kanı ile sulanıp ta, bugüne gelen şen lâle,
Sen esen kal, hiçbir zaman kafire boyun eğmeyecek ÇANAKKALE…


Akşam
Günde bir zaman geldi, o koca güneş battı,
Gökyüzünde ki siyah, maviyi rengine kattı,
Artık insan dahi, uzaktaki belirsiz bir karartı,
Karanlık yıldız, yıldız, delinmiş bir sarattı,

Günde bir zaman geldi, sabahtan hemen öncenin ikizi,
Ay ışığında takip eder oldu, gölgemiz gölgemizi,
Sûkut çöktü birden, azalttık sesimizi,
Beklide hatırladık eski akşamlarda, kaybolan günlerimizi…

EYLÜLHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin