Orman

54 6 7
                                    





Gözlerimi bir mağarada açtım. Buraya nasıl geldim bilmiyorum. Hiç bir şey hatırlamıyorum. Adım ne, buraya neden geldim, ailem nerde, ne zamandan beri buradayım, nerede yaşıyorum... Hiç bir şey...

Mağaradan koşarak çıktım. Güneş ışıkları anında gözlerime hücum ederken ellerimi güneşe karşı kalkan yaptım. Etrafıma bakındım. Çok sessiz. Ne tarafa gidiceğimi, ailemi nasıl bulacağımı bilmiyorum.

Sola tarafta bir dağ var. Ama çok uzakta. Neden bilmiyorum ama içimde bir şey 'sola git' diye emir veriyor.

İçimde ki sese kulak vererek sola doğru koşmaya başladım. Her adımım da kuşların kant sesleri daha çok duyuluyor. Sanırım onları korkuttuğum için buradan uzaklaşıyorlar.

Nefes nefese kaldım. Mağaradan oldukça uzaklaştım. Hatta şuanda görmüyorum bile. O dağa bugün ulaşmam mümkün değil. Geceyi burda geçirmem gerek.

Acaba o dağda beni çeken şey ne. Belkide ailem oradadır. Belki orada yaşıyorumdur. Acaba bana neler oldu da hiç bir şey hatırlamıyorum.

Belki düşüp kafamı vurmuşumdur. Ama ben ne zamandır oradayım ki. Adım ne? Kaç yaşındayım? Ailem kim?

Umarım yakın zaman da kafamda ki soruların bütün cevaplarını alırım.

Daha fazla dayanamayarak bir ağacın altına oturdum. Nefes alış verişlerimi düzene sokmaya çalıştım. Karnımdan sesler gelince istemsiz olarak elim karnıma gitti. O kadar çok acele ettim ki acıktığımı hiç farketmemiştim.

Etrafıma yemek bulmak için bakındım ama hiç bir yenecek şey görmedim.

Kafamı arkaya atıp gözlerimi kapattım. Burdan kurtulucam. Her şey düzelecek.

Hala karnımın üzerinde olan elime bir şey düşünce gözlerimi açıp elime baktım. Gözlerime inanamadım. Bir ahududu dalı düşmüş elime.

Ama nasıl olur? Bu çam ağacından nasıl ahududu düşebilir ki? Ayağa kalkıp yukarı baktım. Çevremde ki ağaçlarda kuşlar vardı. Belki kuşlar yemek için almışlardır sonra da benim üstüme düşürmüşlerdir.

Elimde ki ahududu dalını yere bırakıp
yürümeye başladım. Böylecelikle hem kuşlar ürkmeden yerdi hem kendime yemek arardım hem de mesafeyi biraz daha azaltırdım. Bir taşla üç kuş.

Bi 7-8 dakika kadar yürüdüm. Ben adım attıkça kanat sesleri geliyordu. Kuşları korkuttuğumu düşünerek adımlarımı daha sessiz atmaya başladım.

Yürümeye devam ederken iyiyince acıkmıştım. Karnımdan sesler gelmeye devam ediyordu. Daha fazla dayanamıyorum. Acilen yemek yemem gerekiyordu. Yoksa açlıktan bayılıcam ve bayılırsam daha kötü bir hale gelirim.

Birden ayağımın bir kaç adım ilerisinde bir kuş ağzında böğürtlen dalya durdu.

Ben korkmasın diye öylece dururken o zıplayarak daha yakınıma geldi. Ayak ucumda durdu ve ayakkabımın üstüne böğürtlen dalını bırakıp gitti.

Eğilip dalı aldım. Anlamsızca etrafıma baktım. Az önce bir kuş bana yemem için böğürtlen getirmişti.

Belki de ahududu yu da benim için getirmişlerdi. Kim bilir.

Böğürtlenden yemeye başlamaları beraber bütün kuşlar uçup gitti.

Sanırım benden korkup kaçtılar. Ama anlamadığım şey az önce kuşlar benden neden korkup gitmediler ve ben yemeye başlıyınca neden hepsi birlikte gittiler? Az önce kuşlar neden bana yemek getirdiler?

Yeniden Doğuş Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin