VARLIĞIN ARAYICISI-3

369 46 2
                                        

İlk durağına doğru yola çıkmıştı. Yolda iken öğrendiğim bilgilere göre her gittiğim gezegende bir canlıya yada canlılara umut olacakmışım. Ve kendimi umudun prensi olarak tanıtacakmışım. 

Her uğradığımız gezegende bir umutsuzluk olacakmış böyle böyle gezerken bir yerlerde ikinci ruhumu bulacakmışım.  Tabiki bu süre ona kalmıştı ne kadar çabuk işlerini hallederse o kadar çabuk yaklaşırdı hakikate

Uzay gemisi ise teknoloji adı verilen ve kılıç,ok, Yay ve daha birçok ilkel silahın  sonunu getirebilecek olan şeyle yapılmıştı. Belki gittiği bir gezegende teknolojik bir silah alırdı.

Derken çok güçlü bir çağrı geldi kulağına sanki biri acı çekiyordu.  Geminin rotasını o gezegene kırdı ve ilk durağa, umudun prensi olacağı ilk yere doğru gitmeye başladı.

Giderken hafif-küçük- meteorlar üzerimize geliyordu.  Ama kalkanımız bu tür küçük darbelere dayanabilirdi. Büyük göktaşlarıda gelecekti bundan emindi ama bu sorunu da o zaman halledecekti.

Ve yavaş yavaş ilk gezegen görüş alanına girdi.  Gezegen düzdü hemde dümdüz.  Gezegenin şekli dikdörtgen prizmaya benziyordu.  Ben gezegeni incelerken kitabın sesi duyuldu "elilag  gezegeni  bol miktarda ki enerjisi olduğu halde kullanamıyorlar"  dedi

Ve ben gezegene bakmaya devam ederken kitap konuşmaya devam etti " bu gezegende tek canlı insanlar ve hayvanlardır."  dedi.  Ben biraz daha gezegene bakıp durdum.

Biraz sonra ise gizlilik modunu açıp inişe geçtim ondan sonra ise kitaba " buradaki görevim nedir?"  diye sordum. Kitap ise inene kadar bir şeyler söylemedi. Yavaş yavaş iniyorduk.

Belirli bir yüksekliğe geldikten sonra ben girdiğim kapıdan çıktım ve aşağıya atladım.  Atladıktan sonra ise gemiyi - uzay mekiği hoş durmuyordu- yüzüğe yolladım. Atladığım yer ise bir dağın tepesiydi.

Bu teoeden ileride bir şehir gözüküyordu. Şehirin etrafı sur benzeri bir yapı ile çevrelenmişti. Benzeri diyorum çünkü surlar çok yıpranmıştı. Biraz daha baktı ve sonra
İse dağdan inmeye başladı.

İnerken kitabın sesi zihninde yankılandı " buradaki ilk görevin bir uzay bilimci olan oliolag a bir şeyi kanıtlamasında yardım etmek.  Ve bu kişi bu şehirde." dedi

Ben ise o bunları anlatana kadar daha dağın yarısına bile gelmemiştim. Ama aklıma bir şey takılmıştı " peki ya buradaki ikinci görevim ne? Veya bir görevi tamamlarsam ne olacak? Tamamlayamazsam ne olacak?"  diye sorularımı peş peşe koydum.

Sonra ise beklemeye başladım. 1 dakika,  bir saat,  biran kitabın cevap vermeyeceğini düşündüm ama " ilk olarak ikinci görevini şimdi öğrenemezsin,iki ve üç hakkında bilgiyi yüce olan söyler ise söyleyebilirim"  dedi.

Benim için ise bu kitap bir sır küpüydü ve ben bununla ne kadar kalacaktım?  Diye düşündüm durdum. Ben düşünürken en sonunda dağdan indim. Bu gezegende ki enerjisi ve alemimin bana verdiği gücü kullanıyordum.

Biraz daha yürüdükten sonra ise şehrin girişine geldim. Kapıda iki muhafız vardı ve bir sürü sıra.  Yanımda bir kaya vardı, hemen o kayanın arkasına saklandım.

Ve izlemeye başladım her geçenden para alıyordu ama onda para yoktu ki. Parası olmayan bir prens. O sırada gözüne bir saman taşıyan kağnı ilişti gizlene gizlene kağnının yanına gelip içine girdim ve içeriye doğru yola koyuldum.

İçeriye girdiğimizi anladığım anda arabadan kaçtım ve şehir meydanını aramaya başladım. Aramak derken düz gidiyordum.  Neden mi?  Tabi ki girdiğimiz yer şehrin başı meydan nerede olur ortada.

Meydana gitme sebebim ise oliolag'ı bulmak veya onunla ilgili bilgi edinmekti.  Ve en sonunda şehir meydanını buldum.







YAZAR SİZİ ÇOOOOOOOOOOOOOOOOOK SEVİYORRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR.

BAALBERİTH (DURDURULDU)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin