Şuan burada yazanları görüyorsun sadece ama ben kendi aklımca neler yazıp sildim. Yarısındayken yollamaya karar verdim. Bazen hepsini sildim. Şuan bunu okuyorsan demek ki bir Şekilde sana ulaştır mışım. Nerden başlamalı bu hikaye? Ya da hangi düşüncelerle yazılmalı bu satırlar? Çok mu geç kaldım ya da daha erken mi? Asıl soru bunlar olmamalı galiba?
Okuyacak mısın bu satırların tamamını?
Hiç gerçekleşmeyen milyonlarca konuşmalar geçti aklımda. Hatta bazılarını not etmişliğim bile var olur da bir gün ihtiyacım olursa diye ama buraya gelince tıkanıp kaldım. Belki bu kadar değersiz birinin bu kadar değersiz satırları yazmasının saçma oluşunun düşüncesindeyimdir. Yine zekice bir cümle kuramadım değil mi? Bu durumda olmamızı sorguluyorum sürekli? İki kelimenin buralara gelmesinden kaynaklanacak bir neden gibi gelmiyor bana. Daha çok sıkılmak ve hevesi kaçmak kelimeleri akla yatkın gibi. O zaman benim hikayeme (çünkü biz olamadık.) en başından başlayayım.
Seni gördüğüm ilk gün. Hayır hayır birbirimizi değil seni ilk gördüğüm gün. Karşımdan çatık kaşlarla okul formasıyla geçtiğin gün. Kim bilir hangi kızın yanına gidiyordun. O zaman bir önemi yoktu ya da bu durum beni hiç üzmüyordu neden üzsündü ki bir bağımız yoktu. Daha sonra aslında senin fark etmediğin bir çok defa denk geldik. Sosyal medya hesapların işgal altındaydı. Umutsuzca gönderilerini beğenerek dikkatini çekmeye çalışmıştım. Beni canlı fark edemeyen birine umut bağlamışım sosyal medyadan ne çocukluk. Bunları yazmak için tekrar hatırlayınca bir gülümseme aldı beni şimdi. Anı anıdır değil mi iyi veya kötü bizi biz yapan anılar bunlar. Sonra öyle böyle derken zaman geçti ben başkalarıyla sen başkalarıyla derken lise bitti sonra üniversite de. Benim özgürlüğüme kavuşma diye nitelendirdiğim dönem. Eh sende biliyorsun ben çok sosyal biri olamadım hiç. 2-3 tane arkadaş ve okul ev dershane arasında gezdim hep. Pek dışarı çıkıp gezmeyi seven bir tip de değildim. Kendi halimde yaşayıp gidiyordum. Parmağıma iğne batsa dünyanın sonu gelmiş gibi hissedecek kadar saf, okuduğu kitaplarda ki gibi aşk yaşayacağını düşünecek kadar hayalperest, pembe gözlükleriyle herkese güvenecek kadar aptal, kısacası hayatı kendi evinden ibaret sanan hiç büyüyemeyen bir çocuktum. Otogarda gördüm son olarak seni. İşte tam da orada başladı senin için dua etmelerim. İlk duam "Allah nazardan korusun bu çocuk fena" sonra resmini gördüm okulunda arkadaşlarınla ikinci duam "Eğer beni farketse ondan başkasına bakmam. Hatta ben bu çocukla evlenirim bile." Aradan uzun bir zaman geçti sonrasında ve yine bir resim bu sefer ki farklı ama ne farkı var mı diyorsun? söyleyeyim o zaman 03.02 tanıdık geldi mi? Ama bu günle ilgili yeni fark ettiğim bir şey var senin yine ilk tercihin değildim. Derken biz çok hızlı başladık ama rüyam bitecek ve ben uyanıcam diye sana ayak uydurmaya çalıştım artık ne kadar yapabildiysem. Aradaki anıları uzun uzun yazmak isterdim ama sonuçta beraber yaşadık değil mi en azından bu anıları unutmayarak bana bir iyilik yap.
Sana hiç beddua etmedim ama senden nefret ediyorum. Nedenini merak ediyor musun? 14.07 doğum günümden birkaç gün önce bana söylediğin vaadler arasında bu tarihi de asla unutmayacağın vardı. İşte tam o gün yüzünden nefret ediyorum senden. Çünkü o gün fark edemedim ama asıl o zaman benim hayallerim suya düşmüş ben o zaman gururumu unutmuşum, işte tam da o zaman ben yine yarı yolda kalmışım, ve bir kez daha birine güvenilmeyeceğini öğrenmişim. Ve sen asıl o zaman benim ahımı almışsın bunun için ikimizden de özür diliyorum ve affedilmek için dua ediyorum. İlişkimiz de tam bir fiyaskoydum. Delicesine aşık bir o kadar da acemi. Hah bunları yazmak bile bir çocukluk. Ancak içimde tutmaktan iyidir. En azından ben bu kadar zaman geçmesine rağmen hala sevgimin arkasındayım. Ve verdiğim sözlerin. Hatırla sana her zaman açık bir kapım olduğunu söyledim bana sevgilim var demene rağmen ben sana açık kapı bıraktım ne yüzsüzlük! Ve bir gün çıkış yolu bulamadığında bana geldin. Bana söylediğin, yaşadığımız her şeyi unuttum destek oldum. Söylediğin yaptığın hiçbir şeyi yüzüne vurmadım. Sonra ne mi oldu 2. Defa yine gittin. Sonra kafam karışık dedin geldin gittin yine geldin. Ve ben her defasında kabul ettim gelmeni de gitmeni de ne sebeple? takıntılı olduğumdan mı veya vazgeçemediğimden? Acım taze diye mi? Yoksa aptallığımdan mı? Belki de gerçekten sevdiğimden?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hiç Okunmamış Mesajlar
RandomKüçük bir kızın hiçbir zaman okunmayacak mesajları..... -Bu yazılar da herhangi bir kurgu yoktur. Sadece düşüncelerden ibaret satırlardır. Herhangi bir edebi değeri hiç yoktur. Ve içerik dünyada aşktan başka hiçbir şeyin olmadığını düşünen sığ birin...