İnsan

17 0 0
                                    


Hatalar yaptım. Herkesin yaptığı kadar ya da belki daha fazla. Belki bilerek belki de değil.... Nasıl bir hata yaptığımı bilmiyorum ama bütün hayatımı kendi ellerimle berbat ettiğim kesin. Suçu kimseye atamam sorumluluğumu üsteleniyorum her zamanki gibi. İnanmak benim hatamdı sonuçta. En çokta bunun için üzülüyorum ya! Ben böyle biri değildim. Katlanamadığım bir şey varsa o da benim olduğum kadar karşımdakinin bana hiç dürüst olmamış olması.

Şimdi ne mi yapıyorum? Pes etmemeye çalışıyorum aynı hataya düşmemek için. Bunun içinde değişmemeye çalışıyorum. Hala aynı karakterle yoluma bakmaya. Eskiden Didem kim ise şimdi de o olması için elimden geleni yapıyorum.

Bazı anılar iz bırakır. Ölen birinin arkasında bıraktığı anılar gibi. Ya da çok sevdiğiniz birinin sizi bıraktıktan sonra ki anıları gibi. Benim hayatımda ki iz ise ne ölü ne de gidenin arkasından bıraktığı gibi. Acıtmıyor ama mutlu da etmiyor. Ağlatıyor ama güldürüyor da... Hiçbir zaman aklımdan çıkmıyor. Tesellisi de yok. Çözümü desen gün geçtikçe imkansızlaşıyor. Doktorların ömür biçtiği insanlara benzetebiliriz ancak ölüm de bunu çözüme kavuşturamayacak. Hatta inanır mısınız belki öldükten sonrası daha bile kötü.

Ne gelir ki elimden? Öyle bir iz ki varlığım süregeldikçe asla silinmeyecek. O yüzden gelecek güzel günler benim için bir belki den ibaret. Kızgınlığım tamamen kendime. Nasıl olurda böyle bir çıkmaza girerim? Üstelik ne uğruna? Ne var elimde? Kimin umurunda vazgeçtiklerim? Ve şimdi ne kaldı elimde?

Mutluluk pozu veren bir ben var. Bir yeri düzeltmeye çalıştıkça diğerlerini yıkan bir ben. Üstelik yalnız. Yazdıkça daha da artıyor sanki mutsuzluğum. Hatta öyle ki deniyordur arkamdan ne boş işle uğraşıyor! Sizin için boş olan başkası için anlamlı oluyor işte. Ne yazık ki beni en iyi anlayabilecek kişi burada yok.

Benim için asıl boş olan da bu. O duymuyorsa başkasının bilmesine ne gerek var? Belki de yoktur. Belki de bazı şeyler gerçekten kaderdir. Ya da ödememiz gereken bir bedel, yaptıklarımızın cezasıdır. Ben cezamı kendimce çok ağır ödüyorum. Af diliyorum herkesten her şeyden, tüm yaptığım yanlış davranışlardan, kötü diye yorumladığım insanlardan ve en çokta kendimden. Ve herkesi affediyorum ama kendimi değil. İşte kendimi affettiğim gün bu izle yaşamayı öğrendiğim gündür.

Heyhat! Ben değil o utansın. Gurur, sevgi, güven, bağlılık, sadakat, dürüstlük, söz vermek ve verdiğin söz tutmak gibi insanı insan yapan kelimelerin gerçek anlamda ki önemini ben değil o düşünsün. Biri için asıl fedakarlığın ne olduğunu birazda o düşünsün. Ben yeterince gösterdim artık görmesi gereken benim. Değil mi?

Ah nerde? Yaşamayı öğrenemeyen milyonlarca insanlar var. Vefa kelimesini bile hayatında hiç kullanmamış insanlar. Bir iyiliğin karşılıksız olması gerektiğini bilmeyen, birinin yüzündeki ufak bir gülümsemenin bile sebebi olduysa bunun da iyilik olduğunu bilmeyen tonlarca insan var. Okumanın insanı adam ettiğini düşünen. Eğer eğitim ve çalışma hayatında iyi bir mevkideysen saygınlık kazanacağını düşünen, kazandığın para kadar sevileceğini düşünen insanlarla dolu bu dünya. Halbuki birinin size gülümsemesi bedava. Bir merhaba bütün kapıları açabilir bazen.

Ama birinin zorla yanında olduğunu söylerseniz o kişi size artık gülümseyemez. Birine ona acıdığınızı gösterirseniz o kişi bir daha mutlu olmaz. Kimseyi üzmeyin. Sonucunda ne olacağını düşünmeden gülümseyin. En azından birine acımadan önce acınacak kişinin asıl siz olduğunu asla unutmayın.

Hiç Okunmamış MesajlarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin