Yıllar önce, büyük hayallerin vardı.
Üniversite için geldiğin bu ülkede minik bir ev tutup iş bulmak, yakışıklı ve seni seven bir sevgili yapmak, güzel bir çevre edinmek gibi.
Fakat daha ilk yılın dolmadan tüm hayallerin paramparça olmuştu.
Maddi sıkıntılar bir yana, yurt bulmak umuduyla dolaştığın insanlar tarafından iyi bir kazık yemiş, son kuruşlarını da kaptırıp sokaklara düşmüştün.
Gidecek bir arkadaş mı? Başka bir ülkeden gelmiş olmanın ön yargısını taşıdıkları için maalesef bir yoldaş edinememiştin.
Ve şimdi,
Elit kesim için oluşturulmuş bir müzede çalışıyordun. İşin ne onları kapıda karşılamak, ne de eserleri tanıtmaktı.
Sen incelenen,tanıtılandın.
Eser sendin.
İnsanların sanatsal bir obje olarak kullanıldığı bu yerde sanatçı, sizi istediği herhangi bir şekilde kullanıyordu. Koyun şeklinde postla kaplanıp gözleri ceylanı andıran ve at gibi yelesi olan bir yaratık olmuştun geçenlerde. Neyseki bu rezillik çok uzun sürmemiş gecesinde temizlenmene izin verilmişti.
Burada zorla tutulman,özgürlüğünü de elinden almışken eskiyi boşvermiştin. Kendini bu duruma alışmış hissediyordun. Maaş falan almasanda aç kalmıyordun işte...
"Ve burada da Kim Dae Jung'un Gece Kuğusu isimli çalışması."
Yaklaşan sert topuklarla birlikte görevlinin sesini de duyunca kıpırdanmayı kestin ve önündeki minik, yapay gölete koydun bacaklarını. Siyah elbiseni de son kez düzelttin. Gözlerini örten simli kumaş gelenleri görmeni engelliyor olsa da çoğunun aynı kişiler olduğuna emindin. Neyse ki bu sefer seni adam akıllı bir kılıkta görüyorlardı.
"Bu,yıldızlara meydan okutacak kadar parlak ve bir o kadar da güzel genç kız, kuğu ve insan karması. Zarifliğin ve estetiğin bir insanda bu kadar kusursuz durması başka nasıl mümkün olabilir ki zaten?"
Bir bacağını sudan çıkardın ve üstüne iple bağlanmış kuğu tüylerinin eşliğinde havaya kaldırıp gözler önüne serdin. Tenin nokta kadar bile görünmüyordu, tamamen ıslak tüylerle kaplıydı. İnsanlardan duyulan uğultular artınca diğerini de çıkardın ve sırt üstü uzanıp hava da ikisini birbirine sürttün.
"Gecenin karanlığı gibi içine çeker sizi."
"Bay Oh,bu parçanın fiyatı nedir?" Yüksek ses herkesin dikkatleri üzerine çekmiş,arkadaki adama dönmüşlerdi.
Seni kastetmiş olamazdı değil mi?
"Ahaha, biliyorsunuz ki buradaki eserlerimiz satılık değildir." Kuru, bir o kadar da eğlenen sese gelen yanıt gecikmemişti.
"Peki, istediğiniz kadar vereceğimi söylesem?"
Kalabalıktan yükselen uğultular kesilmiş,sert ayak sesleri sana yaklaşmıştı. Gerçekten satarlar mıydı seni? Böyle bir şey olamazdı. Olsa da itiraz edemeyeceğini biliyordun... sen buranın malıydın işte.
Ayak sesleri kesildiğinde gözlerindeki bant havaya kaldırılmış ve bandana niyetine başına konmuştu.
"Ne kadar da güzel gözler."
Gri saçları arkaya taranmış,bordo parlak ceketiyle 40'larına meydan okuyan bir adamdı seni almak isteyen. Gözlerine gördüğün parıltılar iğrençti. Seni alma nedenini gayet güzel belli ediyordu. Gitmek istemiyordun ama biliyordun;ses çıkarsan da bir işe yaramayacak,bu soylu ve bunun getirisiyle de varlıklı insan karşısında etkisiz kalacaktın.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
One Shots [MX]
FanfictionMonsta X One shots. (OC) Shotlar,birbirinden farklı konuların Monsta X'in muazzam üyeleriyle birleşmesi ile ortaya çıkmıştır.
![One Shots [MX]](https://img.wattpad.com/cover/120399010-64-k431912.jpg)