Little white lies

686 50 24
                                    

Jimin o gün normalde okula gittiğinden daha fazla özen gösterdi görünüşüne. Sarı düz saçlarını hafif tost yapıp tatlılığına olağanüstü güzel bi hava katmıştı. Okul forması zorunlu olduğundan sadece lacivert dar okul pantolonunun üstüne gömlek ve okul süveterini kapatacak lacivert bi sweat giydi.

Jungkook'un da ondan geri kalır yanı yoktu. O da saçlarını herzaman ki gibi düz bırakıp önden iki yana ayırıdı. O tatlılıktan çok yakışıklı görünme çabasındaydı. Bunun için yapması gereken tek hareketi de yapmıştı zaten. Saç şekline tek dokunuş yaparak bile oldukça yakışıklı görünmeyi başarmıştı . Okul formasını saklamak yerine süveterini giymedi sadece. Çünkü okul gömleği dar ve kravatı gevşek bırakırdı. Bu da onu fazla seksi kılıyordu.

Ders zili çaldığında Jimin biraz heyecanlıydı. Jungkook'un sınıfı onun bir üst katındaydı. Yani tenefüste karşılaşma ihtimalleri oldukça fazlaydı. Aslında zaten görüşeceklerdi daha doğrusu zaten bir defa görüşmüş muhabbet bile etmişlerdi. 'Neyin boktan duygusu bu' diye geçirdi içinden ve çıktı açık sınıf kapısından koridora.

Kendini gazlayarak çıktığı sınıftan 3-4 adımla kantine uçuştu resmen Jimin.

Kafeterya zilin yeni çalmasından kaynaklı henüz durgundu. Biraz sonra dolacağını bildiğinden Jimin, tost yapan kantinci adama ellerini tezgaha koyup seslendi.

" Abi bana bir şekersiz kahve verirmis-"

"İki!!"

Jimin duyduğu yeni tanıdık sesle arkasına döndü. Jungkook gülümseyerek ona bakarken bakışlarını biran olsun yüzünden alamıyordu.

"İki şekersiz kahve ver abi"

Jungkook , Jimin'in omzunun üstünden kolunu uzatıp elini tezgaha dayadı. Jimin onun tek kolunun arasında olmaktan dahi heyecan duyarken kendine sövme işini baya bi erteledi.

"Ah J-Jungkook"

"Hey! Ben sana Jimin diyormuyum Jiminnie? Kızıyorum ama"

Sözleri ona tatlı geldiği gibi fazla komik gelirken Jimin gülerek kafasını önüne eğdi. Bu sırada Jungkook'ta gelen kahveleri eline alıp boş masa aranmaya başladı.

"Burda mı oturalım dışarı mı çıkmak istersin? "

"Ah hayır dışarısı çok sıcak , herkes bahçededir şimdi burda oturalım biz"

Kafenin en köşesinde ki boş koltuğa geçtiler .

"Ne o? Başkalarının seni benimle görmesinden mi çekiniyorsun "

Jungkook sırıtarak söylenirken Jimin onun arkasından ilerleyip bir yandan da vereceği cevabı düşünüyordu.

"Ne alaka banane milletten üstelik ikimizde erkeğiz kimsenin yanlış anlayacağını sanmam "

Önde Jungkook arkasından Jimin geniş koltuğa otururken Jungkook, Jimin'in söylediklerini ciddiye almıyordu. Koltuğa iyice yerleşmiş kahvelerini avuçlarının arasına alırken Jungkook Jimin'i izliyordu.

"Ne yani erkekler sevgili olamaz mı? "

"Ah hayır tabi ki olabilir ama bu görüş heryerde yaygın değil burada da öyledir sanıyoru-"

"Yanlış sanıyorsun. En yakın arkadaşının erkek arkadaşı olmasından bunu çıkarman gerekmezmiydi? "

Jungkook cümlelerini peşi sıra dikerken Jimin son cümlesini anlamamışcasına tekrarlattı.

"En yakın arkadaşım? "

"Ahh bana Tae'nin Hoseok'la çıktığını bilmediğini söyleme "

Jimin bakışlarını elindeki bardağa dikerken gözlerini kırpmadan daldı. Tae ona herşeyini anlatırken bunu es geçmesi kalbini kırmıştı. Belki farklı yerlerde olmak gibi bi bahanesi olabilirdi ama zaten iki gündür aynı okuldaydılar söyleyebilirdi. Onu bu dalgınlıktan çıkaran Jungkook'un ismini zikretmesi olmuştu.

◆ SAPIK STOLKIRIM  // Jikook ◆Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin