♣ -1

511 14 4
                                    

Medya -Eylül :) 

BÖLÜM 1

“…ve iyi bir çocuk olursanız , şirinleri bile görebilirsiniz…”  Kafamı yastığa gömdüm ve pikemi başıma kadar çektim .

“Kıs şunu !”

“La la la la la la la la…Şirin Baba , Şirin Baba…” sinirle pikeyi üstümden attım ve soluğu alt kattaki oturma odasında aldım , bu kadar büyük bir evimiz olmasına rağmen ses odama kadar gelerek beni o tatlı , güzel uykumdan uyandırmıştı. Sinirle sehpanın üstündeki kumandaya eriştim ve sert bir haraketle televizyonu kapattım.

“Unut bunu , ben gayet iyi bir çocuktum ama şirinleri filan gördüğüm yok.” Aras korkuyla bana baktığında mutfaktan gelen sesleri duydum.

“Bıktım , anladın mı ? Artık sürekli kavga etmelerimizden , gecenin on ikilerine kadar süren o çok mühim toplantılarından ve ardı arkası kesilmeyen gizli telefon görüşmelerinden…” erkek kardeşim Aras öylece suratıma bakıyordu.

“Duymak istemiyorum , şirinleri açar mısın ?” sakin olmaya çalışarak ona gülümsedim ve şirinleri son ses açtım . Bu kavgaları artık duymasını istemiyordum. Bunu hak etmiyordu. Saçlarını dağıtıp yanağına koca bir öpücük kondurdum. Sinirle merdivenleri çıkarken annemin konuşmalarını derinden işitebiliyordum.

“Söyle ! Kim o kadının adı ?” ağlamaklı , çaresiz ve bir o kadar öfkeli bir kadın sesiydi . Bu sesi nerde duysam tanırdım.Annemin çocukluğundan beri babamla konuşmalarında kullanabildiği tek ses tonuydu . İçim daraldığında sessiz olmaya çalışrak merdivenlere oturdum.

“ Ne saçmalıyorsun Ela ?” artık onlar da ,bende kardeşim Aras’da onların ardı arkası kesilmeyen kavgalarından bıkmıştık.

Telefon sesini duyduğumda babam odadan kıravatını bağlamadan , gömleğinin ilk üç düğmesi açık halde çıkmıştı. Göz göze geldiğimizde , acaba bir şey duydum mu diye tereddütle bana baktı ardından koşar adımlarla ev telefonunu açtı. Annem ağlayarak odadan çıktığında ve karşısında beni gördüğünde gülümsedi.

“Günaydın tatlım.” Kendimi gülümsemeye zorladım. “İyi misin ?” aceleyle göz yaşlarını sildi.

“Öyle olucağım , hepimiz öyle olucağız.” Bu cümlenin altında derin anlamlar aramak istemiyordum , okula geç kalmamak için odama çıktım.

Beyaz gömleğimin ilk üç düğmesini açık bıraktım ve kollarını dirseğime kadar kıvırdım. Kolejde okuyor olmanın güzel yanları da vardı . Örneğin babam İstanbuldaki en soylu iş adamlarından olduğu için hiçbir müdür veya öğretmen bana tam olarak karışamıyordu. Eteğimi de giydim ve sırt çantamı alarak arabaya koştum.

………………………………………..

“Eylül Akay , tahtaya.” Cemre’nin dürtmesiyle kafamı gömdüğüm sıradan kaldırdım . Bütün gece uyuyamamıştım ki.

“Efendim ?” dağınık saçlarımı düzeltmeye çalıştım. “Tahtaya…” dedi kararlı bakışlarla. İçimden defalarca lanet okuyarak tahtaya kalktım.Fakat bön bön hocanın suratına bakıyordum.

“Eylül , bu geometri sorusu kendi kendine çözülmeyecek biliyorsun değil mi ?” arka sıradan beni izleyen okula yeni transfer olmuş şu gizemli fakat bir o kadar da okulun yeni gözdesi olan çocuğa kaçamak bir bakış attım.

Kimseden etkilendiğim falan yoktu sadece bu kendini beğenmiş tavırlarına bir anlam vermeye çalışıyordum.

“Eylül ?” gözlerimi devirmemek için kendimi çok zor tutarak hocanın gözlerine baktım.

Eylül MasalıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin