1. Bölüm

312 29 7
                                    



"Bazı çocuklar daha doğmadan yetim kalır."

"Hayat tarifi imkansız bir düellodur. Birebir rest, kana kan. Can yakmak bu oyunun en güzel eylemi. Yaktıkça yanar, yandıkça güçlenirsin. Artık tamamen hissizsen senden şanslısı yoktur. Tek tabanca bir yalnızlıkla olabildiğine yalnızca can yakarsın.
Sabah uyandıracak bir annen olmadığı için gece uyumana bile gerek kalmaz. İstediğin zaman eve dönebilirsin, otoriter bir baban yoksa. Özgürsün. Kabul edilmiş bir zavallılıkla yalnız bir özgürsün..."

Genç kız daldığı kitaptan pilotun iniş bilgisiyle ayırdı gözlerini. Resmen kendisini anlatıyordu. Her cümle her satır onun için yazılmıştı sanki. Kitabın yazarı bunu nerden biliyordu? Zira bu talihsiz özgürlük sadece ona aitti.
Kitabını çantasına atıp çıkışa doğru yürümeye başladı. İnsanlardan nefret ediyordu. Onun için o kadar katran bir karanlıktı ki onlar tahamül dahi edemiyordu. Kapıya varmak üzereydi. Aradan sızmaya çalışan ergen bir kız hızla koluna çarptı.

"Ya sabır!" çekti genç kız. Bir an önce gidip kendi çöplüğünde ölesiye uyumak istiyordu.

Yavaşça indi merdivenlerden. Tam beş yıldır gelmemişti. Tam beş yıldır nefes almayı unutmuştu. Kanındaki çaresizlik yavaşça gözlerine ilerledi. Ağlamak istemiyordu. Ağlayamazdı. Geçen beş yıl her şeyini almıştı elinden. Masumluğunu, çocukluğunu, gençliğini, ona ait olan herşeyi almıştı...

Hızla kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Etine batan tırnaklar gözyaşlarının cabasıydı. Oysa o istememişti böyle olsun. Kötü olmayı seçmemişti. Hayatın ona yazdığı rolü oynuyordu.
Hayır, hayır acımayacaktı. Bu sefer yapmayacaktı.  O iğrenç adama karşı merhametli olmayacaktı. O artık masum değildi. Ne yazık ki...

"Alo? Ben Ezra. Ah! Evet yeni indim uçaktan. Sağolun. Güzel geçti. Nihat Bey sizden bir şey isteyeceğim. Bulduğunuz adresten emin misiniz ? Bakın benim için çok önemli. Teşekkür ederim. Size güvenebileceğimi biliyordum.

Yoldan taksi çevirip  yeni evinin yolunu tuttu.

❄️

"Hanımefendi? Hanımefendi?"

"Hı?"

"Geldik efendim. Verdiğiniz adres burası."

Şoförün sözleriyle hızla indi taksiden. Ücreti ödeyip, taksinin gitmesini izledi. Demek burasıydı. Beyaz koca villalar ve buram buram lüks kokan bu sitede Ezra' nın oyuncak evi vardı.
Aklına gelen düşünce ile gözlerini sağa, yan eve çevirdi. Burası... O adam burada nefes alıyordu. Ezra yıllarca soluksuz kalmışken, o burada ailesiyle mutlu mesut yaşıyordu. Sadece şimdilik...

Genç kız kapıyı açıp içeri girdi. Ev bayağı büyüktü. Üst katta kendi için hazırlattığı odaya geçti. Başındaki şal onu rahatsız ediyordu. Onca pisliğe batmışken yaptığı tek güzel şey kapanmaktı.
Banyoya ilerledi. Üstündekilerden kurtulup suyun altına girdi. O suya asla güvenmezdi.  Su ondan annesini almıştı. Duştan çıkıp, bir şey giymeden boy aynasının karşısına geçti. Zayıflamıştı. Hemde çok...
Gözleri doldu . Kendi görüntüsüne tahammülü yoktu. Beş yıldan sonra ilk defa bu kadar yakından inceliyordu bedenini.
Eli futursuzca sol göğsüne gitti. Göğsünün hemen üstündeki bıçak izine gitti parmakları.
O gece olanlar, o adam, o şarkı, çığlıklar...
Yere bıraktı kendini. Bugün içindeki bütün pisliği atacak, bir daha ağlamayacaktı. Ellerini dizine bağlayıp başını duvara yasladı. Yeşil gözlerini kapatıp mırıldandı.

"Seni can evinden vuracağım. Bana dur dedikçe daha ileri gideceğim. Senin kanında sarhoş olacağım. Tıpkı senin benim kanında sarhoş olduğun gibi..."

Dolabına yönelip siyah pantolon ve gri bir kazak aldı. Başlamalıydı artık. Hatta geç bile kalmıştı.
Makyaj masasına oturup, kan çanağına dönen gözlerine baktı. Çok güzel bir kızdı. Her ne kadar kabul etmesede eşsiz bir güzelliği vardı. Zaten bu yüzden hayatını almışlardı ya elinden. 
Makyajını bitirdikten sonra, siyah şalını örttü. İşte hazırdı.

Yağmur yağmasına rağmen şemsiye almadı. Gerekirse ıslanacaktı. Sonuçta o bir avcıydı . Avlanan bir avcı...

Sitenin ilerisinde ki ormanlık alana doğru ilerledi. Yarın farklı şeyler olacaktı . Hissediyordu. Bu yüzden hazırlıklı olmalıydı. Kendine gelip, dik durmalıydı.
Ormanın içine girdiğinde yüzü sırılsıklam olmuştu. Yağmur çok hızlı yağıyordu. Gök gürültüsü ve şimşekler... eşsizdi. Yüzünde oluşan tebessüme engel olamadı. Gelen bir inleme sesiyle yerinde durdu.

Bir kadın sesi...

Sesin olduğu tarafa doğru ilerledi. Gördüğü manzarayla derince yutkundu. Bir adam ve bir kadın öpüşüyorlardı. Kadının elbisesi beline kadar çekilmiş, kolları ve bacakları kendisinin üç katı olan cüsseli adamın beline dolanmıştı. Kadın gözlerini kapatmış anın tadını çıkartırken, adamın elinin beline gittiğini farketti. Adam belinden silahını aldı. Adamın yüzünü göremiyordu. Adamın yüzünden gözlerini çekerek tekrar silaha kaydı. Adam kızın alnına silahı dayayacakken Ezra'nın sesiyle yarım kaldı. Ezra ona dönen adama hayretle baktı. Aklına gelen düşünceyle sinsice gülümsedi.

Şanslıydı. Avı ayağına gelmişti.

Genç adam çığlık atan kadına döndü hiddetle. Bu da kimdi böyle? Ani bir refleksle silahı beline yerleştirdi. Zaten öptüğü salak kadın aptalın tekiydi. Silahı dahi farketmemişti. Arkasında duran kıza doğru adımladı. Bu aptal kız onun işine taş koymuştu. Hesabını da vermeliydi.

"Sen de kimsin?" dye sordu. Yüzünde nasıl bir ifade taşıdığını anlayamadığı kıza.

"Be-Ben, ben," kekeleyen kızın yere çökmesiyle kaşlarını çattı. Hayır. Hayır, bunca şeyin üzerine bu kız bayılmış olamazdı değil mi?

"Ben böyle işin izzeti ikramiyesini..." saydırdığı küfürlerle arkasındaki kadına hitap etti.

"Sofia, sen depoya git." bu kıza laf anlatmak kolaydı. Nedeni tam bir saf olmasıydı. Kız kafasını sallayarak arabaya doğru ilerledi ve hıza ayrıldı.

Aral ayağıyla yerde yatan kızı dürttü. Yağmur daha da şiddetlenmişti ve bu Aral'ın sinirini bozuyordu.

"Uyansana! Şşt. Sana diyorum. Uyan," kızdan bir tepki alamayınca yere çöküp kızı kaldırdı. Tabi bu arada söylenmeyi de ihmal etmedi.

"Ulan, 45 kiloluk bir şeysin. Bu havayı bırak, hafif bir rüzgarda bile uçarsın. Silah görüp bayılacaksan senin neyine ormanda yürüyüşe çıkmak,"

Kucağına aldığı kızla beraber evine doğru yürüdü. Bu kız başına iş açmasa iyiydi.

Genç kız hafif bir şekilde gözlerini kısarak ağaçlık alana baktı. Kendi kendine söylenen bu adamın kollarını göz hizasına aldı. Adamın göğsüne biraz daha sokularak kendi kendine gülümsedi. Planı işe yaramıştı.

Kapana kısılma sırası onlardaydı...

___________________________

Arkadaşlar kısa olmasının sebebi artık bölümleri kısa süre içerisinde atacak olmam. Vote ve paragraf arası yorumlamayı unutmayın.

Karakterleri nasıl buldunuz?

AŞK-I İNTİKAMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin