"Abi yalnız kız su gibi."
Aral koltukta yatan kızdan gözlerini alıp saçmalamaya başlayan şoförü Ali'ye çevirdi.
"İç istersen Ali!"
Başında ki dertler azmış gibi birde bu kızın güzelliği mevzu bahisti.
"Yok abi yani ben sadece güzel dedim Allah sahibine bağ-"
"Tamam Ali, tamam! Açıklamayı kes! Babamları oyalamalıyız. Eğer bu kızı burada görürse benim evveliyatımı tatmin eder."
"Abi bu kız şimdi herşeyi gördü ya, ya Haluk Beye herşeyi söylerse?"
"Biterim! Eğer babam duyarsa biterim!!"
Genç kız bütün konuşmaları duyuyordu. Baygın numarasıda bir yere kadar artık. Uyanmalıydı.
"Neredeyim ben?"
Kendi aralarında konuşmaya dalan iki adamın hemen dikkatini çekmeyi başardı.
Aral kızın sorusuyla biraz durakladı. Koltuğa kızın yanına ilerleyerek karşısında durdu.
"Sen bayıldım. Bende seni buraya getirdim"
Genç kız karşısındaki adama kaşlarını çattı. Nihayet Aral'ın beklediği soruyu sordu.
"O kıza ne yaptın?"
"Hangi kız?"
İşte şimdi bitmişti Aral. Acaba nasıl ölmeli? Hangisini seçmeleyim?
Diye düşünürken Erva gözlerini adama çevirdi.Allah'ım hiç değişmemişti. Aynı saç aynı kilo aynı kendinden emin tavır...
Şimdi değil, hayır şimdi ağlayamazdı. Şimdi daha önemli bir mesele vardı. Bu adama kendini tanıtmak...Adam oğluna sorduğu sorunun cevapsız kalmasıyla görüş alanına koltukta oturan kız ilişti.
" Aral bu güzel kız kim?"
Aral işlerin sarpa sarma korkusuyla babasına döndü. Hakikatten bu kız kimdi?.
"Baba ben de tanımıyorum
Yani şey...ımm ben ormanda yürüyordum, sonra onu baygın gördüm bende alıp buraya getirdim"Haluk oğluna hayret eden gözlerle baktı. Oğlu ormanda baygın bir kızı hele bu kız tanımadığı bir kızsa kucaklayıp eve mi getirdi? Hiç gerçekçi değil.
Yaşlı adam adımlarını kıza doğru çevirdi. Bu ürkek kız nasılda masum bakıyordu.
" Adın ne kızım?"
"Kızım"Erva beynine yediği bıçakla yanına oturan adama baktı. Bu adam ona kızım diyordu. Gayet masum ve gerçek bir tavırla. Şaka gibi. Şaka gibi. Şaka gibi...
Bir an vazgeçmek istedi. Aral'ın belindeki silahı çekip bu adamın kafasına sıkmak istedi. Belki biraz olsun dinerdi acısı. Belki rahatlardı.
Ama hayır bu adam ölmeyi hakedemezdi. Etmemeliydi. Sadece kurtulursunuz.Yüzüne endişeli bir ifade takınıp yanına oturan adama baktı.
"Erva efendim"
"Erva? Ne güzel adın var öyle hiç duymadım. Peki Erva Aral'ın anlattıkları doğru mu ?"
"Baba bana inanmıyor musun?"
Erva sitem eden Aral'a baktı. Onun bu hali çok güzeldi. Ona muhtaç, savunmasız, korkak...
"Evet efendim doğru söylüyor. Beni buraya o getirdi"
" Neden bayıldın öyle ise"
Aral karşısındaki kıza ölümcül bakışlar atıyordu . Söylememeliydi. Söyleyemezdi.
Erva bakışlarını Aral'a sabitleyerek konuştu.
" Önce bir ses duydum. Garip, hırıltı gibi bir ses.. Aslında inleme de olabilir. Her ne ise. Sesin geldiği yöne doğru gittim. Gördüğüm şeyle donup kaldım... Birde ne göreyim. Kocaman bir ayı!"
"Ne?"
İlk tepki Aral'dan gelmişti."Evet bildiğiniz ayı. Ben tabi dayanamıyorum ki ayı görmeye bide pek çirkin. Yığılıp kalmışım. Sağ olsun Aral bey beni kurtarmış ayıdan"
Son kelimeyi üstüne basa basa söylemişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞK-I İNTİKAM
General Fictionİntikamın gölgesinde kalan bir aşk... Tutkudan nasibini sonuna kadar alan bir adam... Kaybettiği hayatının öcünü almaya yeminli bir kadın... Genç kız yüzündeki sinsi gülüş ile elindeki vazoya baktı. Bir yerden başlaması gerekiyordu. Şimdi tam zaman...