Toxic Addiction
Bölüm:2
Ve sahnedeki tüm ışıklar söndü.
Kim Jongin yani sahne adıyla Kai,koşar adımlarla adını haykıran binlerce kişiyi geride bırakarak sahne arkasına geçti.Birkaç basamağı inip ona uzatılan temiz havluyu aldı,ilk önce yüzündeki teri daha sonra da boynundan ve ensesinden aşağıya yuvarlanan teri sildi.Bu ter kokan havluyu isteyen hatta üzerine para verip almaya çalışan yüzlerce hayranının olduğunu biliyordu.Aslında buna alışmaya başlamıştı.Onların çığlıklarına,fan buluşmalarında ağlamalarına ya da sabaha kadar evinin önünde kamp kurmalarına alışmıştı.
Soyunma odasına girdiğinde makyözü ve menajeri yüzlerinde büyük bir gülümseme ile onu karşılamışlardı.Kai bunun son konser olduğunu biliyordu ama menajerinin gülümsemesi 'sana birkaç konser daha ayarladım' der gibiydi.Kai havluyu omzuna atıp atıştırmalık tabağına yöneldi.Neredeyse iki saattir sahnedeydi,her kası ağrıdığı gibi açlıktanda ölüyordu.
"Sahnede parlıyordun,her zaman ki gibi."
Kai sahte bir gülümsemeyle ona bakıp cupcakeleri yemeye geri döndü.Tatları nasıl bu kadar güzel olabiliyordu hala anlamış değildi."Evime gidip duş alacağım ve uyuyacağım.Rahatsız edilmek istemiyorum ayrıca bir süre tatile çıkmak istiyorum."
Menajeri hemen telefonuna sarıldı.Biricik Kai'nin o kalın dudaklarının arasından çıkacak yere hemen bilet alacaktı."Nereye gitmek istersin?."
Kai portakal suyundan büyük bir yudum alıp havluyu omzundan çekti ve masanın üzerine bıraktı.Terli havlu güzel yiyeceklerin arasında dururken Kai bıkkın bir ses tonuyla konuştu."Evimde dinleneceğim.Sibirya'ya gitsem bile arkamdan koşacak fanlarımın olduğunu biliyorum."
Kendini beğenmiş bir tavırla üzerine yapışmış gömleğini çıkardığında dolabına doğru yürüdü.Hala teri kurumamışken yeni bir gömlek alıp üzerine geçirdi.Yavaşça geriye döndü, aksesuarların bulunduğu masaya doğru ilerleyip parmaklarındaki yüzükleri ve boynundaki kolyeyi çıkarıp masanın üzerine bıraktı.
"Pekala,evinde dinlenmen iyi bir fikir.Yeni konser programını oluşturduğumuzda seni ararım."
Kai onun söylediklerini önemsiyormuş gibi başını salladı.Ne olursa olsun o büyük bir yıldızdı.Aramalarda en üst sıradayken kim onu umursamazdı ki?.Tüm programlar onu davet edebilmek için neredeyse bir servet öderken o nasıl olurda birilerini görmezden gelebilirdi ki?.
Onun için deliren fanları gibi mesela.
Son bir haftadır aldığı mektup sayısı günden güne artarken Kai ünlü olmanın verdiği narsistliğe kendini fazla kaptırmıştı.
Buna bir küçük örnek ise,ihmal edilen arkadaşlarıydı.
Kai onları sadece yalnız hissettiğinde-bu onun için ölmekten bile korku vericiydi-arıyordu.Ve bu sadece kendi popülerliğini anlattığı uzun bir konuşmadan ibaretti.Artık onları arasa bile telefonu yüzüne kapatan,çağrıyı meşgule atan hatta beni arama diyen arkadaşları vardı.Şimdi tek başına evine gidip hayranları yüzünden kısmen uyku sorunu çekecekti.Bunun yerine özlediği kişilerle birlikte eğlenmeyi çok istiyordu.
Konser alanının en gizli yerlerinden birinden kendini belli etmeden çıkıp otoparktaki arabasına doğru yürüdü.Hayranlarının hala sahnenin önünde onun adıyla haykırdığını duyabiliyordu.Bu tekrar sahneye çıkması için yapılan sevgi gösterisiydi ve Kai onları tekrar görmezden gelmeyi başarmıştı.
Gecenin karanlığında gümüş gibi parıldayan Porsche'una http://m.weheartit.com/entry/99532336/tag/porsche%20918%20spyder?context_user=ny_5_AV_400 bindiğinde başını koltuğa yaslayıp derin bir nefes aldı.Günlerdir sahnelerdeydi ve kendine ayırabildiği zaman sadece birkaç saatti.Ama şimdi dilediği kadar uyuyabilirdi.Arabanın motorunu çalıştırıp gazladığında kimse onun gittiğini anlamamıştı bile.
*
Kai arabasını garaja park ettiğinde, yavaşça dışarı çıkıp eve doğru yürüdü.Yine posta kutusunun ve etrafının mektuplarla dolu olduğunu gördüğünde derin bir iç çekip yönünü kırmak istediği posta kutusuna doğru çevirdi.Eğer mektuplar orada durmaya devam ederse komşularının köpekleri tarafından oyuncak olacaktı.Hepsini bir kolunda topladı ve hızlı adımlarla evinin kapısına yaklaştı.Göz açıp kapayıncaya kadar ortadan kaybolmuştu bile.
İçeriye girdiği anda kolunu yana açarak göğsüne sıkıca bastırdığı zarfların yere düşmesine neden olmuştu.Onların üstüne basarak mutfağa doğru ağır adımlarla ilerledi.Dolabındaki yiyecekleri kontrol etmeli ve yatak örtüsünü yenilemeliydi.Dondurulmuş pizzanın hala sağlam olduğunu gördüğünde gülümsedi ve hemen üzerindeki ceketi çıkarıp sandalyenin üzerine attı.Pizzayı ambalajından çıkartıp mikrodalga fırına koyduğunda koşar adımlarla salona ilerledi ve uzun zamandır özlem çektiği televizyonunu açtı.Güzel bir film ararken mutfaktan gelen,pizzasının hazır olduğunu belirten 'tink' sesini duyduğunda kumandayı koltuğun üzerine fırlatıp tekrar mutfağa girdi.
"Ah...Sıcak...Sıcak.."
Pizzayı tabağa koymayı beklemeden biraz yemek istediğinde dişlerini kamaştıran sıcaklık yüzünden zıplamaya ve elini yelpaze şeklinde kullanıp ağzını soğutmaya çalıştı.Pizzayı büyük,geniş bir tabağa koyup salona geri döndüğünde, en sevdiği filmim başladığını gördüğünde bu tatil işinin eğlenceli geçeceğine tamamen inanmıştı.
Hemen koltuğa yayılıp pizzasını yemeye başladığında evinin verdiği rahatlıkla gülümsedi.Filmin yarısına geldiğinde gözleri yavaşça kapanmaya başlamıştı bile.Kim Jongin,birkaç haftanın yorgunluğuyla kucağındaki yarısı yenmiş pizzasıyla uyuyakaldı.
***
Kai bu günü altın harflerle aklına kazımalıydı.Menajerinin uyanması için onu dürtmesi yoktu,fan çığlıkları ve yorucu bir program yoktu.Kai kucağındaki tabağı masanın üzerine koyup,kollarını iyi yana açarak esnedi.Şişmiş gözlerini açmaya çalışırken nerede olduğunu bile unuttuğu telefonun iğrenç melodisini duydu.Hadi ama!Menajeri henüz 24 saat dolmadan onu arıyor olamazdı değil mi?.
Koltuktan bir ağız dolusu küfürle kalkıp mutfağa doğru ilerledi.Dün gece çıkarıp sandalyenin üzerine bıraktığı ceketinden her saniye daha da yükselen ses sinirlenmesine neden olmuştu.Telefonunu ceketinin cebinden kurtardığında ekrana bakıp yüzünü astı.Bunu yapmasının sebebi yorgun bedeninin henüz yeterince dinlenemeden Park Chanyeol'un arkasından bilinmeyen yerlere doğru sürüklenecek olmasıydı,hiç değilse bunu biliyordu.
"Chanyeol~"dedi sesini neşeli tutmaya çalışarak.Ama diğer hattaki çocuğun sesi onun kadar neşeli değildi.
"Dün gece arkandan seslendim ama sen beni duymadın bile.Senin yüzünden rezil oldum."
"Uhmm..Konser yüzünden kulaklarımda işitme kaybı yaşıyorum Chanyeol,üzgünüm.Ve şu rezil olma konusu da neyin nesi?."Kai diğerinin gürültüyle yutkunduğunu duyduğunda durumun ciddi olduğunu anlayıp tezgaha yaslandı.Chanyeol genellikle bir şeyler için iddiaya girer ve kaybettiğinde susma hakkını kullanırdı."Chanyeol tüm gün boyunca bekleyemem."
Kai söylediğinin kulağa ne kadar egoistçe geldiğini umursamadan konuştuğunda Chanyeol'un bir şeyler gevelediğini duymuştu."B-Biri var...O tatlı."
"Pekala,tatlı biri var bu cepte."
"Benimle dalga geçme Jongin."
Esmer çocuk sanki ilk kez gerçek adını duymuş gibi bir tepki verdi.Kalın dudakları aralandığında ağzından garip bir ses çıkmıştı.Daha sonra kirpiklerini kırpıştırarak saçlarını geriye itti.
"Anlatacak mısın?."
"Nasıl anlatacağımı bilmiyorum.Bir çocuk var,bir süredir birlikte vakit geçiriyoruz.Dün konserinde en ön sıralardaydık ve o seninle tanışmak istediğini söyledi.Sen sahneden indiğinde bizde kalabalığın içinden gizlice kaçmadan önce seni bulmak istedik.Otoparka doğru gittiğini gördüğümde arkandan koşup adını bağırdım ama sen beni duymadın bile."Kai derin bir nefes aldı.Rezil olma işi bu muydu yani?.Kai daha önemli bir şey olduğunu sanmıştı.
"Sana dürüst olacağım Chanyeol.Onun seninle ilgilendiğini sanmıyorum bana ulaşmak için seni kullanıyor.Eğer ona aşık ya da öyle bir şey değilsen kıçına tekmeyi bassan iyi edersin."
Chanyeol sersemlemiş bir şekilde avucunun içindeki telefonuna baktı.Kai bunu neye dayanarak söylüyordu?.Belki de aşık ya da öyle bir şey olduğu çocuk sadece Kai'yle tanışmak istiyordu,onu elde etmek için kendisini kullanmıyordu.
"Kai onun bu şekilde düşündüğünü sanmıyor-"
"Kapatmalıyım Chanyeol,duş almam gerek."
Kai onun bir şey söylemesine izin vermeden telefonu kapattığında gözlerini devirip mutfaktan çıktı.Arkadaşı gerçekleri göremeyecek kadar aptaldı ya da Kai gerçek sandığı yanlışlara kendini fazlasıyla inandırıyordu.Üst kata çıkıp sağa döndüğünde üzerindeki gömlek bir bez parçası gibi buruşturulup koridorun ortasına fırlatılmıştı.Kai yarı çıplak bedeniyle banyoya girdiğinde pantolonda gömleği takip ederek yere atılmıştı.Kai aynadaki yansımasına baktığında gülümsedi,Chanyeol'un bahsettiği kişinin bu esmer tene karşı koyabilecek kadar cesaretli olmasına imkan yoktu.
Kai iç çamaşırını çıkarıp soğuk suyun bedenini tazelemesine izin verdi.Su gittikçe sıcaklaşırken banyoyu buhar kaplamış ve çıplak bedeni az da olsa gizlemişti.Kai elini iki gece önceden kalma izlerin bulunduğu boynunda gezdirirken gözlerinin önünde beliren beden derin bir nefes almasına neden olmuştu.
O beyaz bedende zevkten daha çok acı bıraktığını bilmek hoşuna gitmişti.Kimsenin bilmediği sadist tarafı sadece penisi birinin içindeyken ortaya çıkıyordu.Sıkıca tuttuğu sarı saçları hatırladığında ne zaman kapattığını bilmediği gözlerini yavaşça açtı.Boynundaki izler sadece ödülüydü.
Verdiği acının ödülü.
****
Kai nemli saçlarını uzun parmaklarının yardımıyla sağa sola sallayıp kendini koltuğa attı.Gözleri hala masanın üzerinde durmaya devam eden tabağına kaydığında yüzünü buruşturup kanalı değiştirdi.Yüzlerce kanal geçtikten sonra hoşuna giden hiçbir şey bulamamış buna ek olarak sıkılmaya başlamıştı.Ayağa kalktığı anda gözüne çarpan şey kapının önünde,yerde duran düzinelerce mektuptu.
Çıplak ayaklarıyla kapıya doğru yürüyüp, dizlerinin üzerine eğildi ve mektupları toplamaya başladı.Sonunda kucağı tamamen renkli zarflarla dolmuş bir halde koltuğa geri oturmuştu.En üstteki zarfı alıp açtığında kırmızı kalpler ve JONGİNNİE yazısından başka bir şey görmemişti.Kağıdı masanın üzerine fırlatıp başka bir tanesini aldı.Bunun hiç değilse diğerinden farklı bir yanı vardı.
-Beni hayatıma devam etmem için cesaretlendirdin Oppa~.Seni seviyorum,seni gördüğüm ilk anda kalbimin nasıl atmaya başladığını biliyor musun?.Öleceğimi sanmıştım.Her zaman sahnede parıldamaya devam et.
Seni seviyorum.Seni çok seviyorum.-
Kai kağıdı hızlıca buruşturup diğerinin yanına attı.İnsanların onu neden Tanrı gibi gördüğünü anlamak için uğraşacak zamanı bile yoktu.Bu saçmaydı.O sadece dansçıydı,Superman değil.Sıradaki mektubu okumadan masanın üzerine fırlattı.Diğerini ve birkaç tanesini daha.En sonunda hepsini masanın üzerine atıp geriye yaslandı ve ellerini başının iki yanına koyup derin bir nefes aldı.Parmakları yavaşça siyah saçlarından kayarak şakaklarının üzerinde durdu.Parmak uçlarıyla ağrıyan noktayı ovarken bacaklarının üstünde kalan son iki mektubu fark etti.
Elleri yavaşça kağıdın sert yüzeyini bulduğunda bunun diğerlerinden farklı olmasını diledi.Lütfen aptalca şeyler olmasın,diye düşünürken mektubun ön yüzünü çevirdi. "Harika!Şimdi de erkekler mektup göndermeye başladı."
Kai mektubu yırtarcasına açtığında zarfın içinden çıkan iki kağıttan biri kucağına düşmüştü.Bu kağıt daha çok dikkatini çekmişti çünkü elinde tuttuğu kağıttan daha koyu bir renkteydi.
-*Acı vermek hoşuna gidiyor değil mi?.*Sadistçe oyunlara danstan daha fazla ilgi gösterdiğini ikimizden başka bilen var mı?.
Merak etme,sırrın benimle güvende.
*Güvendesin.-
"Bu da ne demek?."Kai kaşlarını çatarak kağıtta yazanları bir kez daha okudu.Bazı kelimeler işaretle daha belirginleştirilmişti ve Kai o kelimeler üzerinde daha fazla düşünmeye başlamıştı.
Acı vermek.
Sadistçe oyunlar.
Güvendesin.
Bunların bir anlamı var mıydı?.Yoksa mektubu gönderen kişi kaleminin mürekkebinin bitip bitmediğini kontrol etmek için mi böyle işaretler koymuştu.Kai zarftaki diğer mektubu içinde büyük bir endişeyle açtı.Gözleri her kelimeyi şüpheci bir şekilde okurken kelime oyununa başladığının farkında bile değildi.
-Kanının hangi renk olduğunu biliyorsun değil mi?.*Şimdilik öğrenmene yardım edeceğim.Bunun için *bana minnettar olmalısın.-
Ve mavi mürekkebi saran kırmızılık Kai'nin midesinde bir hareketlenmeye neden olmuştu.
Şimdilik.
Bana minnettar olmalısın.
Kai merakla kucağındaki son mektubu açtı.Bu kez korkusu yerini şaşkınlığa ve birazda öfkeye bırakmıştı.Kağıtta yazanlar bu mektupları dikkate alması için basit bir çağrıydı sadece.Devamı olacakmış gibi yazılmış yazılar,Kai'nin aklını karıştırmaya yetmişti bile.Sanki o kişi,sürekli onunlaymış gibi hissetmişti ve bu kendine saklandığı sırların ortaya çıkması demekti.Kimse onun dansını kullanan bir sadist olduğunu bilmiyordu,şu ana kadar.Mektubu gönderen kişi,Lee Jung Min bu sırrı Kai'nin yüzüne korkusuzca vuran ilk kişiydi.
-*Sana karşı hissettiklerim nefret değil.Sadece acıdan zevk almanı *istiyorum.Benden korkma,benden korkmana gerek yok.*Sana zarar vermeyeceğim.Çünkü bunu sen isteyeceksin.-
Kai ellerinin titrediğini hissettiğinde kağıt bir kuş tüyüymüş gibi bacaklarının üstüne düşmüştü.Gözleri telaşla sağa sola bakarken işaretli kelimeler aklının içinde dönüp duruyordu.
Sana.
İstiyorum.
Sana zarar vermeyeceğim.
Jongin derin bir nefes alıp iki mektubu da masanın üzerine yan yana koydu.Hemen odasına koşup bir kalem aldı ve işaretli kelimelerin hepsini açmadığı mektupların birine yazdı.Her kelime de korkusu daha da artsa da yazmaya devam etti sanki yazmazsa ölecekti.Sonunda tüm kelimeleri yazdığında kalemi masanın üzerine bırakıp yazdıklarını tekrar etti.Defalarca,ezberleyene kadar tekrar etti.
Ve bir anda tüm kelimeler istemsizce ağzından fırlamıştı.
"Sadistçe oyunlarla sana acı vermek istiyorum.Şimdilik güvendesin.Sana zarar vermeyeceğim.Bana minnettar olmalısın.''
