[Bilinmeyen'den Önce2]

17.5K 1.1K 367
                                        

Bilinmeyen'den Kısa Bir Süre Önce;

Yankı kafasını koyduğu sıradan kalkarak gözlerini ovaladı. Ders başından beri uyuyordu ve şu anda odaklanmada zorluk çekiyordu.

"Hocam, dışarı çıkabilir miyim?"

Fizik hocası başıyla onayladığında ayağa kalkarak sınıftan çıktı ve merdivenlere yöneldi. Merdivenlerden inerken camdan Lâl'i gördüğünde duraksadı.

Doğru ya.

Lâl'in sınıfının dersi bedendi ve havalar ısındığı için beden hocaları dersleri artık okul bahçesinde yaptırıyorlardı.

Bahçeye çıkarak boş banklara yöneldi ve banka oturarak saçlarını karıştırdı. Lâl, arkadaşlarıyla voleybol oynuyordu.

Bu kız kilo mu vermişti?

Zaten zayıftı, daha da zayıflamış gibi görünüyordu.

Lâl voleybol oynayanların yanından ayrılarak Yankı'nın birkaç yanındaki banka oturdu ve eliyle karnına bastırmaya başladı.

"Tanrım, çok açım."

Yankı'nın kaşları çatıldı.

Lâl'in yanına ilerleyen İrem, banka oturarak gözlerini devirdi. "Yemek yememeye devam mı ediyorsun?"

"Kilo vermem gerekiyor diyorum, İrem. Elli yedi kiloydum, elli dört kiloya inmişim. Daha çok vermem gerekiyor."

"Lâl sen salak mısın? 1.74 boyun var, elli yedi kilo senin için gayet normal. Elli dört kiloya düştüğünü söylüyorsun ama yine de kilo vereceğim diyorsun. Ne istiyorsun, sadece kemik olarak kalmak mı?"

"Böyle konuşmaya devam mı edeceksin cidden? Eğer devam edeceksen lütfen yanımdan git, İrem."

İrem gözlerini devirerek onaylamazcasına kafasını iki yana salladığında Yankı kaşlarını çattı.

Lâl kilo vermek için yemek yemiyor muydu yani?

İyi de, o yeterince zayıftı zaten.

Yankı elleriyle suratını kapattı. Eğer Lâl buna bir son vermezse sonu ölüme bile gidebilirdi, ne yapacaktı?

Lâl'de ölürse ne yapacaktı?

Annesinden sonra onu da kaybedemezdi.

Evet, sadece uzaktan izliyordu. Karşına geçip seni seviyorum diyemiyordu belki ama çok seviyordu.

Birkaç dakika sonra Lâl'in yanına ilerleyen ve elinde basketbol topu olan Can ile Yankı kaşlarını çattı. Can, Lâl'in yanına oturarak güldü.

"Ne haber kız?"

Lâl sahte bir şekilde gülümsedi. "İyiyim, Can. Sen nasılsın?"

Can basketbol topunu kucağına alarak banka yaslandı. "Ben iyiyim de, sen iyi olduğuna emin misin? Sabahtan beri bir halsizlik var senin üzerinde. Yemek yedin mi?"

"Yedim."

"Okuldan çıkıp hastaneye gitseydin?"

"İyiyim ben, Can. Gerçekten. Uyku problemleri yaşıyorum şu sıralar, o yüzden halsizim bu kadar."

"Peki," diyen Can, ayağa kalkarak Lâl'in saçlarını karıştırdı. "Ben basketbol oynamaya gideceğim, gelsene sen de."

"Olur," diyerek ayağa kalkan Lâl, başı döndüğü için Can'ın koluna tutunduğunda, Yankı gözlerini sıkıca kapattı.

Lâl resmen kendisine eziyet ediyordu.

"Kızım sen iyi falan değilsin. Yürü, müdüre gidelim. Bu halde okulda falan kalmazsın."

"Can, istemiyorum."

"Karnın mı aç? Yemek yediğine emin misin?"

"Hayır, aç değilim. Sadece dediğim gibi, uykusuzluk problemim var şu sıralar."

Onlar kalkıp gittiklerinde Yankı bir müddet bekledi. Her ne kadar konuşmalarında herhangi bir flört belirtisi olmasa da, kıskanmıştı. Deli gibi kıskanmıştı.

Lâl'in kalbi ya bir başkası için atsaydı?

Yankı kafasını onaylamazca sallayarak dudaklarını yaladı ve banktan kalkarak saçlarını karıştırdı.

"Yankı."

Yankı, gözlerini yanına gelen kıza çevirdi. Sarı saçlı, orta boylarda ve oldukça güzel bir kızdı.

"Ne oldu?"

"Ben, senden bir şey isteyecektim."

Yankı kaşlarını kaldırdığında kız Yankı'nın gözlerindeki soğuklukla ürperdi.

"Bana nasıl steps yapmadan turnike atacağımı gösterebilir misin?"

"Hayır."

"Ama-Ne?"

Yankı geçen sene Lâl'e bu konuda yardım etmemiş miydi? Ona neden yardım etmiyordu?

"Hayır dedim işte. Olmaz, git başkasından iste."

"İyi de..." diye mırıldandı, kız. "Okulda en iyi basketbol oynayan sensin." Birkaç saniye bekledi. "Yankı, geçen sene Lâl'e yardım-"

Yankı kıza dönerek boş boş bakmaya başladı. "Evet, Lâl'e yardım ettim ve hayır, sana yardım etmeyeceğim."

"Ama neden?"

"Bir uzaklaş Tanrı aşkına," diyerek dibine giren kızdan uzaklaşmak için birkaç adım geriledi. "Çünkü sen-"

"İsmim Buse."

"Her neyse, sen Buse'sin ama o Lâl."

Kız inanamıyormuş gibi baktı. "Ondan hoşlanıyor olamazsın."

Yankı gözlerini etrafta gezdirdi. Ardından kıza dönerek tehditkâr bir bakış attı.

"Bir daha Lâl hakkında herhangi bir şey söylediğini duymak istemiyorum, Bade. Yoksa sonuçları hiç hoş olmaz."

Yankı arkasını dönmüş giderken, kız sadece mırıldanmıştı. "Benim ismim Buse."

Ya ben bu kitabı bırakamıyorum, keşke final yapmasaydım dedirtiyor:|

Bu kitapla ilgili beynimde bir şeyler var, yan kitabını çıkartıp bunların Bilinmeyen'den önceki hallerini mi yazsam ne yapsam

I'm Fat [texting]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin