†3. BÖLÜM†

13 7 26
                                    

BAM! BAM

Sanem'den

"Benim yüzümden, o partiyi vermeseydim şu an evinde uyuyordu. Yarın yıllardır hayalini kurduğu gün ama o hastanede ameliyatta." dedim ağlayarak.

Ali bana sarılmıştı, o da içten içe ağlıyordu belli ettirmemeye çalışıyordu. Gözleri doluydu.

Vedat bir oraya bir buraya yürüyordu. Yeliz gözleri yaşlı bir şekilde ameliyat kapısına bakıyordu.

"Hiçbir şey senin suçun değil Sanem. Sen gördün o çok mutlu ayrıldı yanımızdan." dedi Ali.

Babam geldi. Koşarak babamın yanına gittim.

"Öğrendin mi baba? Nesi varmış?" dedim.

"Maalesef öğrenemedim birazdan doktor çıkar ondan öğreniriz." söylediği şeyle suratım beş karış asıldı ve tek başıma kapıya en yakın duvarda diz çöktüm.

"Vedat oturur musun?" dedi Yeliz sinirlice.

"Yeliz bak. İçerde olan kişi benim için çok önemli biri tamam mı? Ben böyle durunca sinirleniyorum." dedi.

"Ne yapabilirsin? İçeri girip ameliyat mı yapacaksın?" dedi yine aynı sinirli tonla.

O sırada bir kadın ve bir erkek doktor çıktı ameliyathaneden.
Hepimiz hücum ederken babam hepimizin arasından geçti ve doktorla o konuştu. Kadın doktor başladı söze.

"Hasta, hastaneye geldiğinde beynin sağ tarafı zarar görmüştü. Bu demek oluyor ki hasta bir süre bacaklarını hissetmeyecek, bu olay ne zaman biter gibi sorular sormayın lütfen. Bu tamamen hastanın elinde. Hastamız güçlü olup inanırsa iyileşeceğine o zaman iyileşir."

Söyledikleri karşısında yıkıldım.

"Ne yani yürüyemeyecek mi?" diye sordum bitkin sesimle.

"Hayır böyle bir algı oluşmasın kafanızda. Hasta çok şanslı, buraya geldiğinde çok fazla kan kaybetmişti hayata veda edebilirdi. Şu an sadece birkaç ay yürüyemeyecek. Hasta güçlü olursa bu o kadar uzun sürmez. Bir yıl veya bir buçuk yıl hastanede fizik tedavi görmesi gerekiyor." dedi erkek doktor.

"Ne? Ne yılı? Onun yarın açılışı var, onun yıllardır hayal ettiği gün yarın." Yere düşmüş ağlıyordum.

"Hastanedeki en iyi fizyoterapistinizi istiyorum. Aldığı paranın  beş katını teklif ediyorum. Yeter ki en iyisi olsun." dedi babam.

Yeliz, Vedat'a sarılmış ağlıyordu.

"Biz onunla daha çok buluşacaktık." dedi.

Vedat ve Ali önceki hallerinden çok daha güçsüz görünüyorlardı.

"Gelin odama, orada konuşalım." babam ve doktorlar giderken ben sandalyeye çıktım.

"Keşke ben yerinde olsaydım Ezgi. Özür dilerim hayallerini yıktığım için lütfen bana kızma. Bilsem böyle bir şey olacağını yapar mıydım hiç?" diye ağlıyordum. Ali bana sarılmıştı. O anda gömleğine bir gözyaşı değdi.

İkbal uzaktan koşarak geldi. Eşofmanlarlaydı.

"Nerede Ezoşum? Durumu nasıl? Ay! Allah'ım lütfen bir şey olmasın. Bu ne aksilikti ya. Yarın da açılış vardı."

Yeliz, İkbal'e durumu anlatınca İkbal ağlayıp, bağırmaya başladı.

"Ezoş, sen bu hallere düşecek kız mıydın? Allah'ım sen yardım et Ezoşuma."

Ezgi sedyeyle çıkınca hepimiz sedyenin etrafına dolaştık.

"Ezgi gözünü aç. Lütfen." ben ağlarken Vedat, Ezgi'nin elini tutup 'Sen güçlü bir kızsın.' dedi.

ŞİFAM(Bir Süre Ara Verildi)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin