soonyoung
evde misin?
jihoon
neden?
mesaj iletildiği an kapı ard arda çalmaya başladı. ne yalan söyleyeyim küçük dilimi yutuyordum. telefonu cebime atıp temkinli bir şekilde kapıya yaklaştım. soonyoung'du.
öfkeyle kapıyı aralayıp "ne halt yiyorsun sen?" diye çıkıştım fakat bana aldırmadan kollarını bedenime sardı. o an uzun zamandır kendini hissettirmeyen bir sızı içimde yayılmaya başladı. özlemek buydu—tüm hücrelerimdeydi.
"zaman aldatmacadan başka bir şey değil." kulağımı yalayıp geçti hırıltılı fısıltısı. zar zor nefes alıyordu. arabayla gelmiş olmasına rağmen neden böyle olduğunu merak ettim ama bu sefer ayağıyla ittirip kapattığı kapıya sırtımı yasladı ve beni öptü. uzunca. o sıra söylediğine katıldım. aldatmacaların kurbanı olmak üzereydik.
dudaklarımız aralandığında nefes nefese "kendimize gelmek için her seferinde temaslara mı başvuracağız?" diye söylendim. gülüp kafasını iki yana salladı ve tamamen çekildi üzerimden. "gidiyoruz." tek kelimeydi. sırtım kapıyla bir bütün, öylece kalakaldım ve suratına baktım. o çoktan evi dolaşmaya başlamıştı. sonunda odamı bulup girdi ve dolap kapaklarının açılıp kapanma seslerini duydum. aceleciydi. neler olduğunu anlayamıyordum.
"sorun ne?" eşikten ona bakıyordum. gözleri birkaç saniye bende oyalandı fakat hemen sonra giysi toplama işine geri döndü. "sorun yok." dedi o sıra. hala nefes nefeseydi. "pasaportunu bul ve çantanı hazırla. üzerine de kalın bir şeyler giy." hala aptal gibi suratındaydı bakışlarım. yarın sabah chanyeol hyungla toplantım vardı ve soonyoung giysi dolabımın önünde tüm eşyalarımı valize tıkıştırıyordu. gözleri sessiz kalışımla birlikte tekrar beni buldu. bu sefer daha ilgiliydi. elleri eylemine son verdi. "jihoon." dedi. "beni seviyorsun, öyle değil mi?"
"seni sevmiyorum soonyoung bu çok başka bir şey. mantığımı sikip atıyorsun ne sevmesi?" doğrulup yanıma adımladı ve yanaklarımı kavradı. "köprüye çıkıp atlasan," sırıttı. "ardından atlarım." kısa bir süre daha suratımı izledi ve sonra "gidiyoruz." dedi. başka bir şey sormadım. söylediği gibi pasaportumu buldum ve çantamı hazırladım. tanınmayacağım bir şeyler geçirdim üzerime. soonyoung da o sıra her şeyi halletmişti.
plansızdık. hiçbir şey düşünmemişti—beni alıp uzak bir yerlere gitmekten başka. ardımızda kalanlar tüm boklarla uğraşabilirlerdi; böyle söylemişti.
fikri ona verenin seokmin olduğunu ise uçağa bindiğimizde söyledi. sırıtıyordu.
sizin de hevesinizi sikip attığım için kussssura bakmayın arada tıkanıyoruz böyle işşte. mükemmel olmayan ruh hallerimi buralarda sizlere ve yaptığım işlere yansıttığım için üzgünüm ne yalan söyleyeyim. bu çalışma cidden istediğim gibi olmadı, okuyanlara içten bir teşekkürü borç biliyorum bu sebeple. modunuzun yüksekliği daim olsun!!! •30.12.2018•
arkadaşlar niye böyle serzenişlerde bulunmuşum bilmiyorum —muhtemelen ruh halim yerlerdeydi— fakat you should be here en sevdiğim çalışmalarımdan biri olabilir. baştan sona okuyunca aşırı tatmin etti beni. size narsistçe gelebilir ama çok hoşuma gitti ne yalan söyleyeyim. bu sene de soonhoonla kalın. hepinizi seviyorum çöreklerim! •04.01.2020•
ŞİMDİ OKUDUĞUN
you should be here
Fanfictionlee jihoon çıkışlarının üzerinden neredeyse altı yıl geçtiğinde her şeyin oturduğunu, artık rahat bir nefes alabileceğini sanıyordu; hayran videolarına denk gelene kadar.
