Sabah uyandığımda ilk önce bulunduğum yeri inceledim ben nerdeyim lan böyle? Haa doğru yaa Berkcan'ın evindeydim, sağolsun ya iyi çocuk en azından sokakta kalmadım.
Hass.. yaa bu Berkcan sapık falansa ya sadistse yok canım değildir ya. Öyle midir yoksa? Ama dün gece bana bu hikayedeki kötü adam ben değilim demişti. Amaan neyse ne canım. Yerimde doğrulup saatte baktım daha 07:00 şaka mı bu? Ben normalde asla bu saatte kalmazdım iş saatime daha vardı saat 8:00 de işim başlıyordu. Acaba Berkcan uyandı mı? Dur bir bakayım Berkcan'ın odasının kapısının önüne geldim kapıyı üç kere tıklatım içeriden ses gelmedi bende kapıyı yavaşça açtım ve odaya bir göz gezdirdim odası özel tasarım gibi duruyor, neyse yatağa baktım evet öküz gibi kıymetlisini devirmiş uyuyor. Ayy bir de horluyor, ama sorun bu değil sorun üstsüz uyuması. Manyak mı bu sırtını üşütecek, hoş bu kaslara bişey olacağını zannetmiyorum o kadar ki Westeros soğuğu bile işlemez buna. Neyse ben çıkayım artık, ee sabahın köründe ne yapılır ki? Hah en iyisi kahvaltı hazırlayım hem teşekkür amaçlı olur hem karnım doyar hemde vakit geçer yine zehir gibiyim bee, ben Berfin Asya Özsezgin'in başaramayacağı şey yoktur. Neyse mutfağa inip dolabı açtım kahvaltılıkları çıkardım ve masayı hazırlamaya başladım yaklaşık 20 dakikalık uğraşlarımdan sonra oh maşallah nasıl da güzel olmuş masa ellerime sağlık, ay omlet ne kadar güzel kokuyor resmen Berfin gel beni ye diyor, neyse ev sahibi olmadan yemek yemek olmaz ayıpmış annemler zaten bir tek bunu öğrettiler sağolsunlar.
Bende Berkcan'ı uyandırmak için üst kata çıktım odasının önüne gelince hafif bir tereddüt hissettim, belki de uyandırılınca sinirleniyordur ya boğarsa beni? Derkeen, çoktan içeri girmiştim ve açılan kapı sesiyle refleks olarak o tarafa döndüm ve buharların içinden çıkagelen Yakışıklılık Tanrısı Berkcanos ile karşılaştım. Lan, lan üstü çıplak bunun. Ben ağzım açık Berkcan'ın baklavalarına bakıp içimden 'Kahvaltıdan sonra bu baklavaları mı yesek?' derken, ki umarım içimden söylemişimdir. Berkcan saçını kuruladığı havluyu omzuna atıp gülümsedi, lan Biscolata reklamında mıyız namussuz? Gözümün ününden tekrar tekrar geçen elle ,rkilip kendime geldim ve Berkcan'ın yüzüne bakma fırsatı buldum.
"Asya ağzını kapat salyaların akıyor ve gerçekten iğrenç"
İğrenç mi? Sensin lan iğreç!
"Sen sus gerizekalı! Evde kız yaşıyor şunları böyle.. Alış yani buna gezemezsin böyle evde."
"Asya dur beni dinle.."
"Ya ne beni dinle? Salak mısın sen acaba? Birde beni dinle diyor! Ayrıca sen iğre.." Tam geri dönülemez küfürlerime geçecekken Berkcan'ın sert sesiyle sustum.
"Berfin Asya odama giren sensin!"
Lan bir saniye çocuk haklı. Ben nasıl sürekli kendimi rezil ediyorum acaba? İşte bu da bir yetenek. Tabii ki de rezil olduğumu belli etmeden başımı dik tutup kapıya döndüm mağrur mağrur, "Ben sadece kahvaltı hazır demek için gelmiştim." deyip odadan çıktım. Bakın şimdi şöyle olacak, ben böyle sessiz sakin çıkıp gittiğim için kendisini suçlu hissedip benden özür dileyecek. Bu benim taktiğim hep iş görür tabi Cenk dışında. Merdivenlerden inip masaya oturmuş onu beklerken mağrur tavrımı koruyordum, sonunda geldiğinde karşımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Çook sessiz bir şekilde otururken masayı süzüp bana baktı.
"Şey bak, ben bağırdığım için özür dilerim ama susmuyordun." Ortam çok sessiz olduğu için sesi yankılı çıkmıştı, o değilde tam bir salak değil mi? Özür dilerken aynı zamanda 'Bir türlü susmuyorsun' diyor. Neyse zaten ben sallamıyordum böyle şeyleri özür diledi zaten, çayıma şeker atırak ona şöyle bir baktım.
"Tamam ya önemli değil sen neden kastın ki bu kadar?" Kaşlarını çatıp bana baktı.
"Cidden sadece bu kadar mı?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MANYAK
Teen Fiction"Lan sen ne dingil birisin ya! Ben şuraya çıkmadan önce neredeydin?! Evet, evet in arabadan gerizekalı mendebur seni.." Arabadan kaşları çatık şekilde inen adamı görünce, nasıl biridir diye bile bakmadan verdim veriştirdim. "Hayır size kasaptan mı v...