"Gözlerin kadar ruhun da alışmış karanlığa"
Gözüme vuran güneş ışıklarını savurmak istercesine elimi gözlerime tuttum. Nefret ederdim Güneşten. Biraz bu şekilde durduktan sonra elimi gözlerimden çektim ve zor bela yatakta oturur bir pozisyona geldim. Gözlerimi çatlamış duvarlarda, rutubetten kararmış tavanda gezdirdim. Aynı ruhum gibi diye düşündüm içimden. Aynı çatlamış ruhum gibi. Derin bir nefes aldım. Ellerim yardımıyla yataktan kalktım. Çıplak ayaklarım yere basınca içimden belli belirsiz bir ürperti geçti. Ayaklarımı sürüyerek zoraki bir şekilde banyoya girdim. Aynanın karşısına geçtim. Aynadaki yansımam adeta içimi yiyip bitiriyordu. Ölü bir bedene sıkışmış bir ruh gibi hissediyordum kendimi. O kadar çaresiz. O kadar ölü.
Elimi aynadaki yansımama götürdüm. Onu oradan almak, ruhumun mezarına götürmek istiyordum. Mor göz altlarım, çatlamış dudaklarım ve ruhum gibi kırık saçlarım hayatın acımasızlığını defalarca gözlerimin önüne sererken ellerimi usulca saçlarıma götürdüm. Eskiden çok sevdiğim saçlarım bile ölüydü artık. Ölü kadının, ölü saçları.
Aynanın yanındaki makasa kaydı gözlerim. Her yıl bugün yaptığım şeyi tekrar etmek için kutsanmış makasımı kavradım. Makası usulca saçlarıma götürdüm. Aynadaki bana bakıp gülümsedim ve son bir elveda bakışı attım aşık olduğum adamın çok sevdiği saçlarıma. Kesmeye başladım. Bu klasik bir depresyondan çıkma yöntemi değildi benim için. Bu aşık olduğum ölü adamın ve ölü bebeğimin ruhu için yaptığım bir anma töreniydi. Bu henüz 23 yaşındaki benim bu kadar acı şeyler yaşadığım için isyan etme yöntemimdi hayata. Bu yüzden hiç acımadım saçlarıma.Saçlarım toplanamıyacak kadar kısa hâle geldiğinde durdum. Makası aldığım yere bıraktım. Aynadaki yansımama baktım.
"Böyle daha güzelsin Evren"
Aynada bir süre daha kendime baktım. Burda işim bitti diye düşündüğümden salona doğru yönlendirdim ayaklarımı. Salona vardığımda beni karşılayan şeyler yerdeki bira şişeleri ve rutubetli duvarlar olmuştu. Kanepenin üzerindeki 10 lirayı elime aldım ve bana bu ölü olarak geçirdiğim 4 yılda yuva olan salonuma baktım. Son kez veda ediyordum ona. Derince bir iç çektim ve bu seferde ayaklarımı sokak kapısına yönelttim. Kapıya vardığımda son bir kez dönüp arkamdakı karanlık hole baktım. Gözümden bir damla yaş akmasına rağmen umursamadım. Kapıyı açtım ve son kez olmasını umduğum şekilde dışarı çıktım.
Markete yürürken aklımda hiçbir düşünce yoktu. Kendimi tüm dünya ile soyutlamıştım. Tek isteğim erkenden markete varmak ve bu acı ızdıraba son verip huzura ermekti. İşte bu yüzden markete vardığımda içimi değişik bir mutluluk kapladı. Hem son defa mutlu oluyormuşum gibiydim hemde sonsuza kadar mutlu olucak gibi. Ben asıl ölünce yaşamaya başlayacaktım. Ruhumun sıkışıklığı son bulucak, özgür olucaktım. Sonsuz olacaktım. Markete girdiğimde reyonları 10 yaşımdan beridir karıştırdığımdan arkası dönük bir şekilde duran genç bir adamın sırtına dokundum. Genç adam bana döndüğünde onun bir görevli olmadığını anladım. Tapılası suratı soru sorarcasına suratıma baktığımda telâşlandım.
"Pardon bayım, sadece sizi bir görevli zannetmiştim ve jiletlerin ne tarafta olacağını soracaktım"
Dediklerime karşılık suratını sadece umursamaz bir hâl bürümüştü. Omuzlarını silkti ve arkasını dönüp yürümeye başladı. O an fark ettim. Ne kadar da benziyordu aşık olduğum adama. Ne kadarda benziyordu o tapılası suratı. Beynim düşüncelerimle donuklaşırken bu tanımadığım adamın peşine taktı beni ayaklarım. Düşüncelerim bile silikti. Sadece onun ve aşık olduğum adamın benzerliğini düşünüyordum. Adını bile anmaya korktuğum adamın ve bu tanımadığım kişinin benzerliğini. Marketten çıktığında bile onu takip etmeye devam etmiştim. Oldukça hızlı yürüyordu. Bu yüzden ona yetişmem oldukça zordu. Gerçi bende yetişmek istemiyordum ya. Sadece merak etmiştim beni nereye götüreceğini bu şaşırılası benzerliğin. Ara bir sokağa girdiğimizde aniden durdu. Yavaşça arkasını döndü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruhu Kırık Kadın
General Fiction"Aşık olduğum ölü adama ne kadar benziyorsunuz bayım?" "Sanırım çatlamış kırık ruhum kalbime vuruyor bayım. Yoksa size hissetiğim bu duyguları açıklayamam"