Okulun kapısına geldiğimizde önümüzde bir araba durdu. Son model bir araba. Bir adam çıktı ve arka kapıyı açtı. Arka kapıdan havalı bir şekilde kot ceketli içine kapşonlu asker yeşili renlli üzerinde benimkiyle aynı yazı bulunan swit giymiş biri indi. "Herkes yalancı olmuş. Belkide doğruyu görmek için sadece bakış açımı değiştirmem yeter". Switin üstünde yazan buydu. İnen kişi gözlüklerini çıkardı. İnanamıyorum hayır yok o değildir. Evet oydu rüyyamada gördüğüm çocuktu bu. Daha garip görünüyodu. Yani ya yakışıklı görünüyodu. Bir erkek için bunu demek benim için garip. Daha garibi giydiğimiz şeyler çok benziyodu. Kapı bizim olduğumuz taraftan açıldığı için o direk benim önünde indiğinden ilk gördüğü kişi bendim. Kalbim güm güm atmaya başladı. Ne oldu bana.
Düşündümde bi okula gidicem ve okulun daha kapısından girmeden karşı cinsten biriyle pişti olcam, o kişiye çok gıcık olurdum. Ama o öyle yapmadı. Hatta bizim önümüzü kestiğini fark etti bir adım getiye gitti ve
-Buyrun. Dedi. Centilmen ve yakışıklı. Bizim kızların en tav olacağı türden biri. Benim pek umrumda değil. Yürümeye başladık. Oradan uzaklaşırken Yeşim
-Çok çok yakışıklıı. Dedi. Gerçekten ı yı uzattı. İlk defa Yeşim böyle bişe yaptığı için şok oldum. Kafamı yüzüne çevirdim ve ikinci şoku yaşadım. Yeşim kafasını çevirmiş arkadaki çocuğa bakıyordu. Resmen pamuk şeker istemişte annesi almamış çocukların pamuk şekere baktığı gibi bakıyordu. Sonra birden önüne döndü. Garip garip etrafa bakmaya başladı. Alışılacak şey deyil!! Yeşim yakışıklı bir beyfendi görücek ve ona bakmıycak, ay kız resmen olayy!! Ay kendimi Yeşim gibi hissettim. Neyse
Yeşim'e,
-N'oldu, dedim. Kafasını garip garip arkaya doğru işaret ettirdi. Tabi ben yine anlamadım.
-N'oluyo ya?
-Kanka Can geliyor.
Arkamı döndüm. Az önceki çocuğun etrafını bizim okuldaki kızlar çevirmiş durumdaydı sonra gözüm 6,7metre arkanızdaki Can'a ilişti. Öyle bir ateş vardı ki gözünde, Yeşim'i o ateşte 2 dakikada yok ederdi.
-Kanka bence senin o çocuğa baktığını gördü.
-Sağol Einstein'nın kayıp torunu valla içim rahatladı.
Ben tam Yeşim'e kızacaktım ki Yeşim'in eceli geldi. Can. Aşırı kıskanç bi o kadarda aşıktır kendisi. Ağazı biraz bozuktur ama çok iyi insandır. Benimde en yakın kankalarımdan biridir. Yeşim'le tanışmamı o salamıştı. Can'ın okulda tüm çocuklarla kavga etmişliği dayak atmışlığı vardır. Ve malesef Can Ayaz'ın çetesinden biri, hatta Ayaz'ın en yakınındakidir.
İkili girdikleri hiçbir kavgayı kaybetmemişler( miş ). Bana neyse bundan.
-Yeşim sen n'apıyorsun?
-İyiyim aşkım sen ne yapıyorsun?
-Salağa yatma Yeşim. O çocuğa bakıyordun gördüm. Ne yapmaya çalışıyorsun, beni delirtmeye mi?
-Yok aşkım arkada eski bir dostu gördüm. Bu kadar. Endişelenme. Hem bak ne diycam? diyerek Can'in koluna girdi. Onları yanlız bırakmak için
-Kanka benim bi işim var siz gidin. dedim. Yeşim başını salladı ve önde hızlı hızlı yürümeye başladı. Ben telefonumu çıkardım. Bi kitap okurum diye. Ama telefonımda bir numaradan mesaj vardı.
-Okul çıkışı okulun arkasına gel. Anlatıcaklarım bitmedi. diye bir mesaj. Alaz'dan olduğu belliydi. Çünkü dün dediklerini dinlemeden koşarak yanından ayrılmıştım. Ve elbette gitmiycektim. Yalanlarıyla kandıracak bir zavallı bulsun kendine.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kalbimdeki Yükte Neyin Nesi?
HumorYalanlar ... Doğrular... Dostluklar... Hemde en gerçeğinden dostluklar... "Her zaman doğru söyleyeni, size doğruyu göstereni yalancı bilir, en iyi yalancıların yakınınızda olduğunu bize inat görmessiniz. Veya görmezden gelirsiniz. Yada dengelerin de...