"Aradan yıllar geçer, sancılar diner, gözyaşı yerini tebessümlere bırakır. Gidenlerin açtığı yaralar birer birer sarılır, umutlar kırıldığı yerden yeniden yeşerir. Zamanla elinizdeki umudu değerli kılan ve mutluluğa daha sıkı sarılmanızı sağlayan yolun; "acıyı tatmaktan geçtiğini anlarsınız." -Huzeyfe Mücahid Osmanoğlu--
Sabahın ilk ışıklarında, Zümrüdüanka ve Albatros bir yıldan sonra ilk kez aynı şehirde, yan yana uyanacaklardı.
Gecenin sessizliğinin ardından martıların deniz üzerinde yankılanan kanat seslerine uyanmıştı Can. Göğsünde uyuyan Sanem'ine baktı. Güneş ışıkları Sanem'in üzerine düşüyordu ve Sanem melek gibi göz kamaştırıyordu. Sanem o kadar masum uyuyordu ki, Can bir saniye bile ayıramadı gözlerini ondan. Sanem'in güzelliği parlayan güneşten bile daha fazlaydı.
Zümrüdüanka'yı uyurken izlemek ve nefes alışlarını duymak Albatros'a huzur veriyordu.
Tam o sırada Sanem gözlerini açtı.
Albatros ve Zümrüdüanka'nın gözleri birbirine değdikten hemen sonra Albatros dudaklarını Zümrüdüanka'nın dudakları ile buluşturdu.
Kısa ama bir o kadarda derin bu öpücüğün ardından Can söze başladı.
Günaydın güzel sevgilim, huzur bahçem. Sen benim sabahlarıma doğan, beni aşkınla hayata bağlayan en özelimsin. Güne seninle başlamak ne kadar hoş. Seni çoooook seviyorum.
Benim yakışıklı sevgilim, günaydın. Daha gözlerimi açar açmaz giriyor sıcaklığın kalbime ve kalbim kuş gibi çırpınmaya başlıyor. İçimi ısıtıyorsun, bana yaşam sevinci veriyorsun. Ben de seni çoooook seviyorum.
Sıkı sıkı sarıldılar birbirlerine.
Sevgilim kelimesini duymayı da söylemeyi de çok özlemişim sevgilim.
Ben de sevgilim. Benim karnım çok acıktı seninde acıkmıştır kesin. Ben bize kahvaltı hazırlayım. Sen de çayı demlersin.
Yaa evet çok açım. Opera binasına gelirken telefonumu kapamıştım. Telefonuma bir bakıp hemen çay demlemeye geliyorum sevgilim.
Tamam bekliyorum.
"Yok artık tam 69 tane cevapsız arama var. Aramayan kalmamış." Dedi Sanem elinde telefonuyla beraber Can'ın yanına gelirken.
İstersen bir ara. Seni çok merak etmişler belli.
Şu an hiç tadımızı kaçırmayalım. Kahvaltıdan sonra gidip herkese her şeyi anlatırız sevgilim.
Evet haklısın sevgilim tadımızı hiç kaçırmayalım.
Çayımız da demleniyor.
Can kahvaltıyı hazırlamıştı. Sanem de çayları dolduruyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Canem'in Masalı
FanfictionEn iyi aşk hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır. Görmeden sevmek diğer duyguları harekete geçirir. Dış görünüşün hiç bir önemi kalmaz. Kokular, sesler, tatlar, dokunuşlar hatırlanır. Onlarda hiç görmeden aşık olmuşlardı birbirlerine. Birbirlerinin y...