Hadi şimdi başlayalım. İyi okumalar. :)
Fotoğrafı okumaya devam edince anlayacaksınız. :) İçim bir hoş oldu yara izini shoplarken. Neyse Baekhyun'un görünüşü böyle şuan. :,)
Her sabah gözlerimi açmak işkence gibi geliyordu. Her sabah bir önceki gün yediğim dayakların ağrısını en ağır şekilde hissetmek benim için işkenceydi. Ne kadar işkence gibi gelirse gelsin bu işkence bana zevk veriyordu. Güçlü kalmamın tek yolu yediğim dayaklara karşı pişkince sırıtmamdı. Bu daha çok hırslanmalarına sebebiyet versede bir süre sonra bu psikopat acı çekmiyor deyip bırakıyorlardı. Evet tam anlamıyla bir psikopattım. Herkesten ölesiye nefret eden bir psikopattım.
Yataktan kalkıp aynaya yöneldim. Dudağımın kenarındaki yara suratımdaki çizikler ve morluklarla sırıttım. Bu yaralar beni terk etmeyen tek şeylerdi.
Orta okuldan beri yalnızdım. Ailem beni eşcinsel olduğum için ölesiye dövüp bir kenara fırlatmıştı. Beni sokağa attıkları gün bunun için ilk ve son ağlayışımdı. Benim ailem o gün ölmüştü. Böylesi daha iyiydi.
18 yaşıma kadar yetimhanede yaşadım. Yetimhane bok gibi bir yerdi. Beni psikopata dönüştürmeye başlayan ateşin başladığı yerdi. Yetimhanenin şerefsiz güvenliği bana taciz etmeye kalktığında o bir şey yapamadan kendi silahı ile onu uçkurundan vurmuştum. Haketmişti. Pişmanlık duymadım. Zevk aldım.
Daha 12 yaşımda sabıkalı olmuştum. Ama travma geçiriyor taklidi yapmamla suçlu bulunmamıştım. O şerefsizde ölmemişti zaten. Ama yaşamak içinde sebebi yoktu. Hapse giren o şerefsizdi. Travma taklidi yapmaktan zevk almıştım.Yetimhaneden kurtulduğumda çalışıp kendime ait küçükte olsa bir ev aldım. Birde motor almıştım. Evden ziyade motora yatırım yapmıştım. Belli bir birikimim olduğu içinde durumum kötü sayılmazdı. Üniversiteye başlayacaktım bu yıl. Elbet ki geç yaşımda başlıyordum. Ayakta durabilmek için çalışmak zorundaydım ilk yıllarda. 22 yaşında üniversiteye başlayacaktım. Kendi hayatım benim elimdeydi. Bu beni tatmin ediyordu. Her şeyimden kendim sorumluydum.
Okuldaki ilk güne suratımdaki yaralarla gitmek çokta koymuyordu bana. Zaten sürekli benimle olacakları için sorun yoktu.
Hızla duşa girip hazırlandım. Koyu dar kotum, beyaz t-shirtümü ve deri ceketimi üstüme geçirdim. Kulağımdan hiç çıkarmadığım küpelerimle, gözlerimden eksik etmediğim göz kalemini sürünce ve beyaz nike spor ayakkabımı giyince hazırdım. (Yazar nike aşığı. Heheh)Kahvaltım bir bardak kahve ve sigara oldu. Moturuma atlamadan telefonum çaldı. Evet benim gibi bir psikopatın bile arayanı vardı. Arayan kişiler tahmin edilecek kadar azdı. Ya işyerimdendi. Ya da liseden ve tek arkadaşım Kyungsoo'ydu. O da benimle aynı üniversiteye başlayacaktı. Ailesi benimle arkadaş olmasına bir şey demiyordu çünkü o da eşcinseldi. Ama biz sadece arkadaştık. Evet iyi ailelerin olabildiğine Kyungsoo'nun ailesi sayesinde inanmıştım. Onu destekliyorlardı, her zaman yanındalardı. Bana destek olmaya çalışsalarda, ben biliyordum ki bana kimse destek olamazdı.
Telefonu açıp Kyungsoo ile okulda buluşucağımıza dair sözleştik. Motoruma atlayıp üniversiteye doğru sürmeye başladım.
Okula geldiğimde motoru hızla park edip motordan indim. Kaskı çıkarıp, saçlarımı karıştırdım. (Hayal eden yazar ve feelsleri) Kaskı arka tarafa koyup kitledim. Etrafa bakınırken gözlerin üstümde olduğu tahmin etmem zor değildi. Yüzümdeki yaralar ile gayet sorunlu bir tip imajı koymuş olduğuma emindim şuan. Telefonu çıkarıp Kyungsoo'ya geldiğime ve otoparkta olduğuma dair mesaj attım. Bana birazdan orda olcağına dair bir mesaj attı.
Motora yaslanmış onu beklerken yanıma bir araç park etti. Yanımdaki park edilmiş Jeep ben zengin birine aidim diye haykırıyordu. İçinden çıkan kişiye baktığımda uzun boylu olduğunu fark ettim. Yüzünü benden tarafa çevirdiğinde fazla yakışıklı bir yüzle karşılaştım. Sarı saçları yukarı doğru şekillendirmişti. Kepçe kulakları garip bir şekilde sevimli duruyordu. Gözleri iri iri ve çok güzeldi. Dudakları ise mükemmeldi. Anlık gelen öpme isteğimi aklımdan kovaladım. Göz göze geldiğimizde çok dikkat çekmeden gözlerimi umursamazca üzerinden çektim. Telefona dönerken kalın bir ses "Güzel motor." dedi. Sesi çok güzeldi. Kafamı kaldırdığımda o çocuk olduğunu anladım. Kafamı sallayıp arabayı işaret edip "Güzel araba." diye karşılık verdim. Gülümsemişti. Çok güzel gülümsüyordu. Ben sadece donuk ifademi korudum. Kimden ne kadar etkilenirsem etkileneyim asla göstermezdim. Uzaklaşırken ileriden gelen Kyungsoo'yu gördüm. Kyungsoo beni görünce el salladı. Ben sadece kafamla selam verdim. Yanıma ualştığında sevimli bir şekilde "Naber benim suratsız arkadaşım." dedi. Göz devirip "İyi senden naber gereksiz neşeye sahip arkadaşım." dedim. Bana güldü ve "Bende iyiyim ve çok heyecanlıyım." dedi.
Bu sefer alay edercesine gülümseyip "Ben değilim hadi gidelim." dedim. Kyungsoo halime alışmış ve gülüp " gıcıksın oğlum" diye söylenmişti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
PSYCHO ~ ChanBaek
FanfictionKüçükken yaşadığı acılar yüzünden herkese kapılarını kapayan Byun Baekhyun. Psikopatlık belirtileri taşıyan biri olmuştu. Peki Park Chanyeol, Byun Baekhyun'un herkese kapadığı kapılarını açabilecek ve tekrar onu hayata döndürebilecek miydi?