*UMARIM SONU ÇABUK OLMAZ*

40 9 10
                                    

*Herkese merhaba can eriklerim umarım bu bölümü beğenirsiniz çok içime sinerek yazdım*

'Müziği açalım ki duyguyu hissedelim'

*Oylamayı ve yorum yapmayı unutmassanız sevinirim iyi okumalar*💙

Sabah 6:00
Uyandığımda günlüğümü üstümde unuttuğumu farkettim yavaşça doğrulduğumda boynum tutulmuştu üstünü örtmessen olacağı bu işte ahh! Acıyordu kalkar kalmaz lavaboya gidip boynuma sıcak havlu koydum bir yandan da ne giysem diye düşünüyordum odama çıktım dolabımdan kırmızı tirko bir elbise ve  siyah opak çorabımı giydim,belimede bir kemer tamam şimdi oldu. Saçımı tepeden bir at kuyruğu yaparak topladım. Saate baktığımda 6:45 yazıyordu hemen boynumdaki sıcak havluyu çıkarıp çantamıda alıp aşağıya indim bu sefer nesquikimi yemek istiyordum masaya oturdum ve her zamanki gibi annem önüme koca bir kasede nesquikimi koydu inanın hiç zorlanmadan yedim. Kahvaltımı bitirdikten sonra lavobaya gittim ellerimi yıkadım ve vestiyere yöneldim montumu giydim botlarımı ayaklarıma geçirdim ve anneme öpücük atarak evden çıktım.

Apartmanın önünde küçük yavru bir köpek vardı gece yağmurda ıslanmış olacakki sırımsıklak titreyerek karşımda duruyordu bir an yaşadığım  sıcak evime beni koruyan aileme elimdeki imkanlara hiç şükretmediğimi düşündüm onu kucağıma aldığım gibi barınağın yolunu tuttum derse geç kalmak umrumda bile değildi yeter ki o biraz rahat etsin. Birkaç adım mesafelik bir barınağa sağsalim köpeği götürdüm konturollerini yaptılar ona süt verdiler karnını doyurdular ve ısıttılar o kadar şefkat doldu ki yüreğim o an iyi ki arada sırada başkalarını da düşünebiliyordum. Köpeğe dalmıştım ki telefonum çaldı.

-Efendim aa Berke evet benim Doğa ya şey ben şuan barınaktayım aslında hayır gelmene gerek yok birazdan orada olurum ne beni birileriyle mi tanıştıracaksın tamam gelince görüşürüz hoşçakal.

Telefonu kapatır kapatmaz acaba beni kiminle tanıştıracağını düşünmeye başladım. En sonunda veterinerle vedalaşıp taksiye bindim ve okula doğru yol aldım. Okula girdiğimde kafeteryada Berke yanında iki arkadaşıyla beni bekliyordu.Yanlarına vardığımda adı Selim olan çocuk Dogi sen misin diye sordu bir an şaşkınlıkla kaşlarım çatık bir şekilde Dogi?? diyebildim.

Berke onu fazla takma samimi olmaya çalışıyor diyince kafama dank etti bana lakap takmıştı uzun süre kimse bana lakap takmamıştı Elif'in iğrenç espirileri hariç tabi. Ardından adı Onur olan çocuk gayet ciddi bşr şekilde bende Onur tanıştığıma memnun oldum dedi. Ben ise şok geçirmiş gibi sadece bende diyebildim. Garip duygular içerisindeydim Berke farketmiş olacak ki açıklama yapmaya başladı.

-Selim ile Onur benim çocukluk arkadaşlarım onları seninle tanıştırmak istedim.

Selim: Değerini bil Berke bizi her arkadaşıyla tanıştırmaz demekki değerli birisin onun için.

Berke farkettirmemeye çalışsada Selim'e bir çimtik attığını gördüm. Hafifçe tebessüm ettim. Aslında iyi insanlara benziyorlardı alışmam kolay oldu biraz kafeteryada oturduk sohbet ettik Selim ciddi ciddi bana Dogi demeye başlamıştı ve bu beni garip bir şekilde rahatsız etmiyordu çok eğlenceli bir yapısı vardi Selim'in.  Onur ciddi ama içinde çocuksu bir yapıya sahip biriydi. Eminim onlarda bana alışmıştı çünkü bir süre sonra bana çocukluk anılarını anlatmaya başladılar. Selim çocukken kedilerin kuyruğundan tutar çekermiş bunları dinlerken gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

Selim:Hatta biliyor musun küçükken bizi eşek tepti.

Sonunda kendimi tutamadım gülmeye başladım.

Doğa :Ne?!

Berke :Oğlum ne yapıyorsun Allah aşkına kız daha bizi tanımadan bizden soğuyacak.

Selim:Aman ne olacak Dogi yabancı mı sanki dur anlatayım.

Tam heyecanlı yerinde Onur Selim'in ağzını kapattı.

Onur:Bu kadar rezillik yeter derse geç kalıyoruz gidelim.

Selim debelenirken Berke bana yolu işaret etti biz önden yürürken arkadan Selim'in birkaç küfür savurduğunu duydum.

Sınıfın kapısından girerken yine ilk günkü bakışmamızı yaşadık Berke'yle. ardından gerisini gülüşmeler aldı ama bu sefer garip bir şey oldu ikimizde birbirimize yol verdik. Ne? ilk gün ilkokul çocuğu gibi kapı için kavga ederken şimdi de önce sen geç kavkası yapacaktık neredeyse, daha fazla sabredemedim madem o geçmiyordu beklemenin bir lüzumu da yoktu. Kapıdan girmeye çalıştığımda yine aynı şey oldu (bu çocuk kasıtlı mı yapıyor ya)

-Berke harika zamanlama gerçekten.

-Benim ne suçum var yine aynı şeyi yapıyorsun işte nasıl denk getiriyorsun anlamıyorum.

En sonunda yine off!!! diyerek kendimi içeri attım yeter ama biz aynı anda bir kapının girişinde veye çıkışında bulunmayalım lütfen diyebildim.

-Benim daha iyi bir fikrim var en iyisi kapıdan giriş çıkış saatleri yapalım ki hiç karşılaşmayalım.

-Neden olmasın?

Arkadan Selim ile Onur'un kıkırdama sesleri geliyordu ikimizde sinirli gözlerle arkamıza döndüğümüzde hemen toparlandılar.

-Çok merak ediyorum gülecek ne var?

-Doğa yapma çocuk gibi ilk ben geçicem kavgası yapacaksınız neredeyse.

Aslında kulağa gerçekten gülünç geliyordu fakat geri adım atamazdım davamda kararlı olmalıydım. Göz devirip sırama doğru yol aldım. Sırama oturdum ve hocanın gelmesini bekledim. Kısa süre sonra önüme Onur ile Selim yanımada Berke oturdu. Hepsi telefon oynamaya başlayınca sıkıldım bende kitap okumaya başladım. Tam hatırlamıyorum ancak kitab uykumu getirmiş olacakki başım bir anda yana kaymış. Berkegil ilk zaman bayıldım zannedip nefes alıp vermeme bakmışlar  ne kadar saflar ya bayılsam da nefes alacaktım ne farkı olacaktı gerçekten bazen arkadaşlarımı sorgulamam gerektiğini düşünüyorum sonra kendi halim aklıma geliyor ve vazgeçiyorum. Herneyse kaç saat uyudum bilmiyorum ama uyandığımda okulun revirindeydim.

-Nerdeyim ben?

-Şükür Dogi uyandın ya senin uykunda ne derinmiş. Şurada 3 saat oldu uyandıramadık. En son seni revire yatırdık Berke olmasa bunu da akıl edemeyecektik kız bari rahat uyusun dedi bizde seni buraya getirdik.

-Teşekkür ederim. Evet doğru kolay kolay uyanmam ee derse noldu kalmak istemiyorum ya.

-Yok be zaten ders düştü hocanın karısı doğum yapınca gelmemiş.

-Ee diğerleri nerede?

-Ha onlar mı kantinden atıştırmalık bir şeyler alamya gittiler acıktık kızım  senin başında bekleyeceğiz diye yemek yemeye de gidemedik.

-Ama ya keşke gitseydiniz.
Tam bunu derken kapıdan Onur ile Berke girdi.

-Oo uyandınız mı uykucu hanım?

-Yok canım ne alakası var uyuyorum aslında ama sen yanlış görüyorsun.

Berke'yi iyi bozmuştum ki Onurgil gülmeye başladı sonra alttan aldım.

-Tamam ya amma abarttınız ee ne aldınız çok acıktım.

-Doğa çiğköfte seversin diye düşündük Berkeyle.

-Sevme ne demek bayılırım. Hadi açın artık da yiyelim😋

Çiğköftelerimizi yedik sohbet ettik gülüştük ve bana uykumda sayıkladığımı söylediler bu benim için çok utanç vericiydi fakat bunu hiç anormal karşılamadılar aksine Selim'in uykusunda motor sürdüğünü  anlattılar. Bununla birlikte benden de kötülerin olduğunu anladım. Sohbetleri bana karşı tavırları çok hoşuma gidiyordu günümün tamamını neredeyse onlarla geçiriyordum ve asla rahatsız olmuyordum yıllar sonra artık bir hatta üç erkeğe güvenebilmiştim. Bu benim için yıllar sonra hala yaşadığımın belirtisiydi. Umarım bunun sonu çabuk olmaz.

Mucizemi Bekliyorum Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin